İçinde su olan 5 harfli 77 kelime var. İçerisinde SU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında su olan kelimeler listesine ya da sonu su ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Su Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

S U

2 Harfli Kelimeler

SU, US

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SUPAP

Kelime Kökeni: Fransızca soupape

  1. [isim, teknik] Bir yay yardımıyla gergin tutulan ve yatağın düzlemine dik olarak yaptığı gidip gelme hareketiyle bir akışkanın geçişini ayarlamaya yarayan kapak; sibop
    • "Bu devasa kürenin ortasında bir musluk, sağında ve solunda ise iki supap vardı." (İhsan Oktay Anar)
  2. [fizik] Bir devreye yerleştirildiğinde belirli şartlar altında, akımın yalnız bir yönde geçmesini sağlayan ve böylece dalgalı akımları doğrultmaya yarayan sistem; sibop
SUTLU

  1. [sıfat] Bileşiminde sut bulunan
CESUR

Kelime Kökeni: Arapça cesūr

  1. [sıfat] Bakınız cesaretli
    • "Bu, yeterince cesur olamadığımın bir göstergesi olabilir." (İhsan Oktay Anar)
  2. [zarf] Cesaretli bir biçimde
    • "Erkeklere karşı ilk tanışmada cesur ve ümit verici davranırdı." (Refik Halit Karay)
SULUK

  1. [isim] Öğrencilerin okula su götürdükleri kap; matara
  2. Kuş kafeslerinde su konan kap
  3. Tavukların su gereksinimlerini karşılamak üzere uzun, yuvarlak, küçük çanak veya damlalıklı biçimlerde değişik malzemeden yapılmış yarı otomatik veya otomatik düzen
  4. Büyükbaş hayvanların barındığı yerlerde su içmelerini kolaylaştıran küçük tekne veya havuz
    • "Ahırlarda her iki hayvandan birine suluk yapılması gerektiği de vurgulanmış." (Tarık Dursun K)
  5. [spor] Yarışçıların su, glikozlu su, çay veya meyve suyu koymalarına yarayan kap
  6. [tıp] Küçük çocukların başlarında, yer yer saç dökülmesi ve kabartılarla beliren bir deri hastalığı
GÜRSU

  1. [isim] Bursa iline bağlı ilçelerden biri
HASUT

Kelime Kökeni: Arapça ḥasūd

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız kıskanç
    • "Bu hasutların dedikodularına inanmak caiz mi?" (Peyami Safa)
SUYUK

  1. [isim, biyoloji] Organizmanın kan, lenf vb. sıvı bölümü
SUKUT

Kelime Kökeni: Arapça suḳūṭ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız düşme
    • "Bu davanın sukutunu talep ederim." (Sait Faik Abasıyanık)
HUSUS

Kelime Kökeni: Arapça ḫuṣūṣ

  1. [isim] Bakınız konu
    • "Mallarımın idaresi hususunda kendisinden hiçbir yardım esirgemiyorlar." (Ercüment Ekrem Talu)
SUNGU

  1. [isim] Bir büyüğe sunulan armağan
  2. Bir tanrıya veya tapınağa yapılan bağış
HUSUL

Kelime Kökeni: Arapça ḥuṣūl

  1. [isim] Meydana gelme
UNSUR

Kelime Kökeni: Arapça ʿunṣur

  1. [isim] Bakınız öge
    • "Hiçbir millet, milletimizden daha çok yabancı unsurların inanç ve âdetlerine riayet etmemiştir." (Atatürk)
SUARE

Kelime Kökeni: Fransızca soirée

  1. [isim] Bakınız gece gösterimi
  2. Akşam yemeğinden sonra yapılan eğlence, toplantı
    • "Karargâh, şerefine büyük bir suare vermek için hazırlanmakta idi." (Falih Rıfkı Atay)
SUBRA

Kelime Kökeni: Fransızca sous-bras

  1. [isim] Bakınız koltukluk
HUSUF

Kelime Kökeni: Arapça ḫusūf

  1. [isim, eskimiş, gök bilimi] Bakınız Ay tutulması
BASUR

Kelime Kökeni: Arapça bāsūr

  1. [isim, tıp] Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis; mayasıl, hemoroit
SUBYE

Kelime Kökeni: Fransızca sous-pied

  1. [isim] Ayağın altından geçen, tozluğa veya pantolon paçalarına bağlanan deriden, kumaş vb.nden şerit
SUNTA

Kelime Kökeni: Arapça ṣunʿī + Farsça taḫte

  1. [isim] Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan, sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılan tahta; suni tahta
FÜSUN

Kelime Kökeni: Farsça fusūn

  1. [isim, eskimiş] Bakınız büyü
    • "Bazen titrek sular üstüne garip bir füsunla dökülmüş ışıktan bir servinin serildiği görülürdü." (Abdülhak Şinasi Hisar)
SUNAK

  1. [isim] Tapınaklarda dinî tören eşliğinde üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan taş masa; altar
    • "Eşi benzeri olmayan sunak bütün ihtişamıyla karşısındaydı." (Ahmet Ümit)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü