İçinde su olan 5 harfli 77 kelime var. İçerisinde SU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında su olan kelimeler listesine ya da sonu su ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Su Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
SU, US
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SUPAP
-
Kelime Kökeni: Fransızca soupape
-
[isim, teknik]
Bir yay yardımıyla gergin tutulan ve yatağın düzlemine dik olarak yaptığı gidip gelme hareketiyle bir akışkanın geçişini ayarlamaya yarayan kapak; sibop
- "Bu devasa kürenin ortasında bir musluk, sağında ve solunda ise iki supap vardı."
-
[fizik]
Bir devreye yerleştirildiğinde belirli şartlar altında, akımın yalnız bir yönde geçmesini sağlayan ve böylece dalgalı akımları doğrultmaya yarayan sistem; sibop
-
[isim, teknik]
Bir yay yardımıyla gergin tutulan ve yatağın düzlemine dik olarak yaptığı gidip gelme hareketiyle bir akışkanın geçişini ayarlamaya yarayan kapak; sibop
- SUTLU
-
-
[sıfat]
Bileşiminde sut bulunan
-
[sıfat]
Bileşiminde sut bulunan
- CESUR
-
Kelime Kökeni: Arapça cesūr
-
[sıfat]
Bakınız cesaretli
- "Bu, yeterince cesur olamadığımın bir göstergesi olabilir."
-
[zarf]
Cesaretli bir biçimde
- "Erkeklere karşı ilk tanışmada cesur ve ümit verici davranırdı."
-
[sıfat]
Bakınız cesaretli
- SULUK
-
-
[isim]
Öğrencilerin okula su götürdükleri kap; matara
-
Kuş kafeslerinde su konan kap
-
Tavukların su gereksinimlerini karşılamak üzere uzun, yuvarlak, küçük çanak veya damlalıklı biçimlerde değişik malzemeden yapılmış yarı otomatik veya otomatik düzen
-
Büyükbaş hayvanların barındığı yerlerde su içmelerini kolaylaştıran küçük tekne veya havuz
- "Ahırlarda her iki hayvandan birine suluk yapılması gerektiği de vurgulanmış."
-
[spor]
Yarışçıların su, glikozlu su, çay veya meyve suyu koymalarına yarayan kap
-
[tıp]
Küçük çocukların başlarında, yer yer saç dökülmesi ve kabartılarla beliren bir deri hastalığı
-
[isim]
Öğrencilerin okula su götürdükleri kap; matara
- GÜRSU
-
-
[isim]
Bursa iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Bursa iline bağlı ilçelerden biri
- HASUT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥasūd
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız kıskanç
- "Bu hasutların dedikodularına inanmak caiz mi?"
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız kıskanç
- SUYUK
-
-
[isim, biyoloji]
Organizmanın kan, lenf vb. sıvı bölümü
-
[isim, biyoloji]
Organizmanın kan, lenf vb. sıvı bölümü
- SUKUT
-
Kelime Kökeni: Arapça suḳūṭ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız düşme
- "Bu davanın sukutunu talep ederim."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız düşme
- HUSUS
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫuṣūṣ
-
[isim]
Bakınız konu
- "Mallarımın idaresi hususunda kendisinden hiçbir yardım esirgemiyorlar."
-
[isim]
Bakınız konu
- SUNGU
-
-
[isim]
Bir büyüğe sunulan armağan
-
Bir tanrıya veya tapınağa yapılan bağış
-
[isim]
Bir büyüğe sunulan armağan
- HUSUL
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥuṣūl
-
[isim]
Meydana gelme
-
[isim]
Meydana gelme
- UNSUR
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿunṣur
-
[isim]
Bakınız öge
- "Hiçbir millet, milletimizden daha çok yabancı unsurların inanç ve âdetlerine riayet etmemiştir."
-
[isim]
Bakınız öge
- SUARE
-
Kelime Kökeni: Fransızca soirée
-
[isim]
Bakınız gece gösterimi
-
Akşam yemeğinden sonra yapılan eğlence, toplantı
- "Karargâh, şerefine büyük bir suare vermek için hazırlanmakta idi."
-
[isim]
Bakınız gece gösterimi
- SUBRA
-
Kelime Kökeni: Fransızca sous-bras
-
[isim]
Bakınız koltukluk
-
[isim]
Bakınız koltukluk
- HUSUF
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫusūf
-
[isim, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız Ay tutulması
-
[isim, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız Ay tutulması
- BASUR
-
Kelime Kökeni: Arapça bāsūr
-
[isim, tıp]
Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis; mayasıl, hemoroit
-
[isim, tıp]
Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis; mayasıl, hemoroit
- SUBYE
-
Kelime Kökeni: Fransızca sous-pied
-
[isim]
Ayağın altından geçen, tozluğa veya pantolon paçalarına bağlanan deriden, kumaş vb.nden şerit
-
[isim]
Ayağın altından geçen, tozluğa veya pantolon paçalarına bağlanan deriden, kumaş vb.nden şerit
- SUNTA
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣunʿī + Farsça taḫte
-
[isim]
Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan, sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılan tahta; suni tahta
-
[isim]
Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan, sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılan tahta; suni tahta
- FÜSUN
-
Kelime Kökeni: Farsça fusūn
-
[isim, eskimiş]
Bakınız büyü
- "Bazen titrek sular üstüne garip bir füsunla dökülmüş ışıktan bir servinin serildiği görülürdü."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız büyü
- SUNAK
-
-
[isim]
Tapınaklarda dinî tören eşliğinde üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan taş masa; altar
- "Eşi benzeri olmayan sunak bütün ihtişamıyla karşısındaydı."
-
[isim]
Tapınaklarda dinî tören eşliğinde üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan taş masa; altar