İçinde sol olan 7 harfli 10 kelime var. İçerisinde SOL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sol olan kelimeler listesine ya da sonu sol ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Sol Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
L O S
3 Harfli Kelimeler
SOL
2 Harfli Kelimeler
OL
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SOLUNUM
-
-
[isim, biyoloji]
Bütün canlılarda, oksijen alıp karbondioksit verme biçiminde görülen hareket; teneffüs
-
[bitki bilimi]
Bitkilerde geceleri oksijen alıp karbondioksit verme, gündüzleri ise karbondioksit alıp oksijen verme biçiminde görülen hareket
-
[isim, biyoloji]
Bütün canlılarda, oksijen alıp karbondioksit verme biçiminde görülen hareket; teneffüs
- SOLUCAN
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Yuvarlak veya yassı, uzun kurtlara verilen genel ad
-
[isim, bilişim]
Kendisini kopyalayarak başka bilgisayarlara yayılan, kötü amaçlı virüs
-
[isim, hayvan bilimi]
Yuvarlak veya yassı, uzun kurtlara verilen genel ad
- SOLUTMA
-
-
[isim]
Solutmak işi
-
[isim]
Solutmak işi
- SOLUĞAN
-
-
[sıfat]
Nefes darlığına tutulmuş
-
[isim, denizcilik]
Uzaklarda esen rüzgârdan sonra başlayan dalga hareketi
- "Adaların kıyılarına gürleyen açık deniz soluğanları, ıssız koylara ak bir çizgi çekmişler."
-
Terli iken su içme, üşüme vb. sebeplerden kaynaklanan bir hastalığa tutulmuş (at)
- "Karakolun hizası dönülürken sakağılı, soluğan, bir deri bir kemik beygirlerden biri küttedek çatlayıverirdi."
-
[coğrafya]
Su içi akıntı
- "Bu durumda onları, Karadenizlilerin soluğan dedikleri su içi akıntıları alıp götürürdü gecenin karanlığında..."
-
[sıfat]
Nefes darlığına tutulmuş
- SOLOZCU
-
-
[isim]
Soloz oynayan kimse
- "Yalı kahvelerinde ne kadar solozcu, pişpirikçi, tavlacı varsa dökülmüşlerdi deniz kıyısına"
-
[isim]
Soloz oynayan kimse
- FALSOLU
-
-
[sıfat]
Yanlış, hatalı, kusurlu olan
- "Bu saydığım, rolün falsolu tarafları."
-
[argo]
Uygun ve yerinde olmayan
-
[zarf, spor]
Top döne döne ve ekseninden kayarak; kavisli
-
[sıfat]
Yanlış, hatalı, kusurlu olan
- SOLUMAK
-
-
[nesnesiz]
Nefes alıp vermek
- "Soluduğum duman havaya karışırken aniden, kendiliğinden, küçük, bit kadar küçücük bir fikir geldi aklıma."
-
Sık ve kesik soluk alıp vermek
- "Devlerle güreşmiş gibi soluyordu."
-
[mecaz]
Zorlanmak, gücünün hepsini harcamak
- "Otomobil soluyarak Kırmızıtepe'ye tırmanmaya başladı."
-
[nesnesiz]
Nefes alıp vermek
- SOLUNMA
-
-
[isim]
Solunmak işi
-
[isim]
Solunmak işi
- SOLUYUŞ
-
-
[isim]
Solumak işi
- "Burnundan soluyordu ve koca sofada sadece bu soluyuşlar işitiliyordu."
-
[isim]
Solumak işi
- SOLLAMA
-
-
[isim]
Sollamak işi
-
[isim]
Sollamak işi