İçinde se olan 4 harfli 44 kelime var. İçerisinde SE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında se olan kelimeler listesine ya da sonu se ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Se Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E S

2 Harfli Kelimeler

ES, SE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ŞOSE

Kelime Kökeni: Fransızca chaussée

  1. [isim] Genellikle taş kırıkları üzerine kum döşenip silindir geçirilerek yapılan yol
    • "Şosede bir otomobil olmaktan geçtik, rayında bir tramvay gibi kendi başımıza hareket edebilsek o da yeterdi." (Arif Nihat Asya)
SELA

Kelime Kökeni: Arapça ṣalāʾ

  1. [isim, din bilimi] Müslümanları bayram veya cuma namazına çağırmak, bazı yerlerde cenaze için kılınacak namazı haber vermek amacıyla minarelerde okunan dua
    • "Su selası, gündüz, vakitli vakitsiz verilirdi." (Yahya Kemal Beyatlı)
ESER

Kelime Kökeni: Arapça es̱er

  1. [isim] Emek sonucu ortaya konan ürün; yapıt
    • "Boğaziçi doğrudan doğruya Türklerin eseridir." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Bakınız iz
    • "Yüzünde biraz önceki elemden, kızgınlıktan, çaresizlikten eser yoktu." (Ayşe Kulin)
  3. Soyut kavramlarda belirti
    • "Acaba, bir yolunu bulup bir talih eseri olarak gidemez miydik?" (Azra Erhat)
SELE

Kelime Kökeni: Arapça selle

  1. [isim] Yayvan, genişçe sepet
    • "İş önlükleri bağlandı, sele denilen hasır sepetlerle tarlaya dalındı." (Orhan Kemal)
SERT

Kelime Kökeni: Farsça serd

  1. [sıfat] Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan; bek (I), berk, pek, katı (I), yumuşak karşıtı
    • "Sert tahta."
  2. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen
    • "Tabakanın sert yaylı kapağını tak diye kapatıyor." (Tarık Buğra)
  3. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı
    • "Sert iklim. Sert hava."
  4. Güçlü kuvvetli
    • "Kapıyı kapadı, döndü, sert adımlarla ilerledi." (Memduh Şevket Esendal)
  5. Etkisi şiddetli ve keskin olan, hafif karşıtı
    • "Sert içki."
  6. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan
    • "Birçokları beni dik ve sert olduğum için belki sevmiyorlardı." (Memduh Şevket Esendal)
  7. Gönül kırıcı, katı, ters olan
  8. [zarf] Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde
    • "Ben de ona bile bile sert çıkıştım." (Ahmet Kabaklı)
  9. [mecaz] Hırçın, öfkeli, hiddetli olan
    • "Zaten Atatürk'ün ne vakit öfkesine kapılarak herhangi bir kimseye karşı herhangi bir sert harekette bulunduğunu kim hatırlar?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  10. [mecaz] Titizlikle uygulanan; sıkı
    • "Sert bir yönetim."
  11. [dil bilgisi] Bakınız tonsuz
ÇİSE

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız çisenti
    • "Çise sinsice yaklaşıyor, daha uzun soluklu, insan varlığını geç fark ediyor, çabuk unutuyor; nedense yağmura karşı hızla alınan tedbirler çiseye karşı alınmıyor." (İsmail Şahinbaş)
SELP

Kelime Kökeni: Arapça selb

  1. [isim, eskimiş] Zorla alma, kapma
  2. Kaldırma, kaçırma, yok etme
SERF

Kelime Kökeni: Fransızca serf

  1. [isim] Derebeylik toplum düzeninde toprakla birlikte alınıp satılan köle
ESEF

Kelime Kökeni: Arapça esef

  1. [isim, eskimiş] Olmaması, yapılmaması gereken veya yapılamayan bir şey için duyulan üzüntü
    • "Ötekilerin yüzünde onunki gibi esefle karışmamış, bambaşka bir öfke vardı." (Tarık Buğra)
  2. Bakınız yerinme
SERE

  1. [isim, ağızlardan] Açık duran başparmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık; sele (III)
SEKS

Kelime Kökeni: Fransızca sexe

  1. [isim, biyoloji] Bakınız cinsiyet
  2. Cinsel ilişkide bulunma
SERA

Kelime Kökeni: İtalyanca serra

  1. [isim] Sebze ve meyvelerin yetiştirildiği ve hava şartlarına karşı korunduğu cam ve naylonla kaplı yer; limonluk, ser (II), tavhane
LİSE

Kelime Kökeni: Fransızca lycée

  1. [isim] Öğrencileri ortaokuldan sonra hayata ve yükseköğretime hazırlayan eğitim öğretim kurumu
    • "İlkokulu, liseyi birlikte okuduk, belki onda nostalji uyandırıyorum." (İnci Aral)
  2. Ortaöğretimin yapıldığı okul
SEUL

  1. [isim] Güney Kore'nin başkenti
ESEN

  1. [sıfat] Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli olan; salim
SERİ

Kelime Kökeni: Fransızca série

  1. [isim] Bakınız dizi
    • "Bu, seri hâlinde yazılmış bir yazı değildir." (Sait Faik Abasıyanık)
SEÇİ

  1. [isim] Seçmek işi
  2. Fark, ayrıntı
ENSE

  1. [isim, anatomi] Boynun arkası
    • "Kendine geldiğinde ensesinde müthiş bir ağrı vardı." (Ayşe Kulin)
  2. Bakınız arka
    • "Saydığın üç iskelenin ensesindeki İsmail Ağa'nın dükkânı, en emin emanetçi idi." (Sermet Muhtar Alus)
SEKİ

  1. [isim, ağızlardan] Oturmak için evlerin önüne taş ve çamurdan yapılan set
  2. Oturulacak sedir biçiminde taş veya set
    • "Gözlerini açtığında kendini bu cam tavanlı odacığın tahta sekisi üzerinde sızılı şiş tabanlarıyla bulmuştu." (Erdal Öz)
  3. [coğrafya] Toprak üstündeki yükseklik; taraça
  4. [coğrafya] Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda, bazı deniz ve göl kıyılarında görülen basamak biçiminde yeryüzü şekli; set (I), taraça, teras
    • "Bu seki oldukça düzgün bir biçimde kıyıya paralel uzanır." (Ruşen Keleş)
KASE

Kelime Kökeni: Farsça kāse

  1. [isim] Cam, çini, toprak vb.nden yapılmış derince çanak
    • "Kocaman bakır kâsede kuskus çorbası vardı." (Nezihe Araz)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü