İçinde sarma olan 19 kelime var. İçerisinde SARMA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sarma olan kelimeler listesine ya da sonu sarma ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
SARMAŞIKGİLLER
SARMALANMAK, SARMAŞIKSIZ
SARMALAMAK, SARMALANIŞ, SARMALANMA, SARMALAYIŞ, SARMAŞIKLI
SARMALAMA, SARMALLIK, SARMAŞMAK
SARMAŞAN, SARMAŞIK, SARMAŞMA
SARMAÇ, SARMAK, SARMAL, SARMAN
SARMA
Sarma Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
SARMA
4 Harfli Kelimeler
ARMA, ARSA, ASAR, ASMA, MARS, MASA, SARA
3 Harfli Kelimeler
AMA, ARA, ASA, MAS, RAM, SAM
2 Harfli Kelimeler
AM, AR, AS, MA, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SARMAŞIKGİLLER
-
-
[isim, bitki bilimi]
Örnek bitkisi sarmaşık olan, iki çeneklilerden bir bitki familyası
-
[isim, bitki bilimi]
Örnek bitkisi sarmaşık olan, iki çeneklilerden bir bitki familyası
- SARMAŞIKSIZ
-
-
[sıfat]
Sarmaşığı olmayan
-
[sıfat]
Sarmaşığı olmayan
- SARMALANMAK
-
-
[nesnesiz]
Sarmalama işine konu olmak veya sarmalama işi yapılmak
- "Birden aydınlanıverdi karanlık, tatlı bir fısıltıya dönüştü rüzgâr; önce yumuşacık sonra sertleşen dokunuşlarla sarmalandı dağlar, ovalar, vadiler; hiç görülmemiş güzellikte bir dans başladı, hiç duyulmamış vahşi bir koku yayıldı her yana."
-
[nesnesiz]
Sarmalama işine konu olmak veya sarmalama işi yapılmak
- SARMALAMAK
-
-
[-i]
Sıkı sıkı sarmak
-
[-i]
Sıkı sıkı sarmak
- SARMALAYIŞ
-
-
[isim]
Sarmalama işi
-
[isim]
Sarmalama işi
- SARMAŞIKLI
-
-
[sıfat]
Sarmaşığı olan
-
[sıfat]
Sarmaşığı olan
- SARMALANMA
-
-
[isim]
Sarmalanmak işi
-
[isim]
Sarmalanmak işi
- SARMALANIŞ
-
-
[isim]
Sarmalanma işi
-
[isim]
Sarmalanma işi
- SARMALLIK
-
-
[isim]
Sarmal olma durumu
-
[isim]
Sarmal olma durumu
- SARMALAMA
-
-
[isim]
Sarmalamak işi
-
[isim]
Sarmalamak işi
- SARMAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le]
Birbirine sarılmak, kucaklaşmak
-
[nesnesiz, -le]
Birbirine sarılmak, kucaklaşmak
- SARMAŞMA
-
-
[isim]
Sarmaşmak işi
-
[isim]
Sarmaşmak işi
- SARMAŞAN
-
-
[sıfat, bitki bilimi]
Bakınız sarılgan
-
[sıfat, bitki bilimi]
Bakınız sarılgan
- SARMAŞIK
-
-
[isim, bitki bilimi]
Sarmaşıkgillerden, koyu yeşil renkli, değişik biçimli yaprakları olan, sap ve dallarından çıkan küçük köklerle dik, düz yerlere yapışarak tırmanan bitki (Hedera helix)
- "Rüzgârın balkon sarmaşıklarında ıslıklar çaldığı bir akşamdı."
-
[isim, bitki bilimi]
Sarmaşıkgillerden, koyu yeşil renkli, değişik biçimli yaprakları olan, sap ve dallarından çıkan küçük köklerle dik, düz yerlere yapışarak tırmanan bitki (Hedera helix)
- SARMAN
-
-
[sıfat]
Azman, iri olan
-
[isim, hayvan bilimi]
Sarı tüylü kedi
-
[sıfat]
Azman, iri olan
- SARMAL
-
-
[sıfat, fizik]
Dolana dolana oluşmuş, birbirini izleyen; helisel, helezonlu, helezoni, helezonik
-
[mecaz]
İçinden çıkılmaz (durum)
-
[sıfat, fizik]
Dolana dolana oluşmuş, birbirini izleyen; helisel, helezonlu, helezoni, helezonik
- SARMAK
-
-
[-i]
Çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak
-
Bakınız kuşatmak
- "Gece, ahenk içinde divanımı/ Şenlendirse pırıl pırıl rakkaseler / Gece, gece, her yanımı / Sarsa güller, laleler, menekşeler"
-
Dolayında yer almak
-
Bakınız kaplamak
- "Kültür düşüklüğündeki çöküş, yaygın bir hastalık gibi sarar toplumu."
-
Bir şeyi üzerine başka bir şey koyarak kaplamak
- "Ah işte tövbe ettik bütün suçlarımızdan / Bir gaflet perdesiydi gözlerimizi saran"
-
Bakınız kucaklamak
-
Yumak yapmak
- "İpliği sarmak."
-
Şerit, ip vb.ni başka bir şeyin üzerine dolamak
-
Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek
- "Dolma sarıyorum diye yaprağı parmağıma doladım."
-
Sarılıp tırmanmak
- "Asma çardağı sardı."
-
[-e, -i]
Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak
- "Kitabı kâğıda sarmak."
-
Taşıt tırmanmak, yükseğe doğru çıkmak
-
Saldırmak, hücum etmek
- "Faik Efendi biliyordu ki saracaklar hem de fena saracaklar."
-
Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek
-
[mecaz]
Sözle saldırmak; tedirgin etmek
- "Evdekilerin hepsi bana sarıyor."
-
[mecaz]
Hoşuna gitmek, zevkini okşamak
- "Bu canlılık, insanı on yıl önce görmüş olduğum muhteşem yazdan daha başka türlü sarıyordu."
-
[-i]
Çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak
- SARMAÇ
-
-
[isim]
Bakınız bigudi
-
[isim]
Bakınız bigudi
- SARMA
-
-
[isim]
Sarmak işi
- "Evlerindeki düzensizliğin, yozlaşmanın ve erinçsizliğin her yanı sarmasının yaratıcısı annesiydi."
-
Saran, içine alan şey; zarf
-
[askerlik]
Bakınız çevirme
-
Lahana, pazı ve üzüm yaprağının içine soğan, baharat, pirinç, bulgur veya kıyma karışımı konarak pişirilmesiyle hazırlanan bir tür sarma; yaprak sarması
-
[madencilik]
Bir ayakta alınan, paralel veya dik olarak dikmelerin üzerine yerleştirilen direk
-
[sıfat]
Sarılarak yapılan
- "Sarma yay."
-
Bakınız yaprak sarması
-
[isim]
Sarmak işi