İçinde salt olan 22 kelime var. İçerisinde SALT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında salt olan kelimeler listesine ya da sonu salt ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

13 Harfli Kelimeler

KISALTABİLMEK, SALTANATÇILIK

12 Harfli Kelimeler

KISALTABİLME, KISALTTIRMAK

11 Harfli Kelimeler

KISALTILMAK, KISALTTIRMA, SALTANATSIZ

10 Harfli Kelimeler

KISALTILMA, KISALTMALI, SALTANATÇI, SALTANATLI

9 Harfli Kelimeler

KISALTMAK, SALTÇILIK

8 Harfli Kelimeler

KISALTIM, KISALTIŞ, KISALTMA, SALTANAT

6 Harfli Kelimeler

SALTÇI, SALTIK

5 Harfli Kelimeler

SALTA, SALTO

4 Harfli Kelimeler

SALT

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Salt Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A L S T

4 Harfli Kelimeler

SALT

3 Harfli Kelimeler

ALT, AST, SAL, TAL, TAS

2 Harfli Kelimeler

AL, AS, AT, LA, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SALTANATÇILIK

  1. [isim] Saltanatçı olma durumu
KISALTABİLMEK

  1. [-i] Kısaltma ihtimali veya imkânı bulunmak
  2. Kısaltma becerisi bulunmak
KISALTTIRMAK

  1. [-e, -i] Kısaltma işini yaptırmak
KISALTABİLME

  1. [isim] Kısaltabilmek işi
SALTANATSIZ

  1. [sıfat] Gösterişsiz, görkemsiz
KISALTTIRMA

  1. [isim] Kısalttırmak işi
KISALTILMAK

  1. [nesnesiz] Kısa duruma getirilmek
    • "Benim kısaltılan makale ile Zühtü'nün rötuştan geçen makalesini birleştirdiler." (Hüseyin Cahit Yalçın)
KISALTILMA

  1. [isim] Kısaltılmak işi
SALTANATLI

  1. [sıfat] Gösterişli, görkemli
    • "Saltanatlı bir üslubu vardı; yıldızlar, nişanlar içinde." (Yusuf Ziya Ortaç)
SALTANATÇI

  1. [isim] Saltanat yanlısı olan kimse
KISALTMALI

  1. [sıfat] Kısaltılarak yapılan
SALTÇILIK

  1. [isim] Hükümdarın bütün siyasal kudreti elinde bulundurduğu yönetim biçimi; mutlakiyet, mutlakçılık
KISALTMAK

  1. [-i] Kısa duruma getirmek, kısalmasını sağlamak; almak, kasmak
    • "Ben bu sözü biraz daha kısaltarak tekrar edeceğim." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Kısa gibi göstermek
    • "Bu giysi boyunu kısaltmış."
KISALTMA

  1. [isim] Kısaltmak işi; taksir
  2. Kısaltılmış ad veya söz
    • "TDK, Türk Dil Kurumu adının kısaltmasıdır."
KISALTIŞ

  1. [isim] Kısaltmak işi
SALTANAT

Kelime Kökeni: Arapça salṭanat

  1. [isim] Bir ülkede hükümdarın, padişahın, sultanın egemen olması; sultanlık
    • "Bir medeniyetten öbürüne geçerken kaybolan şeylerin yanı başında gerçek saltanatlar da vardır." (Hasan Âli Yücel)
  2. [mecaz] Bolluk ve zenginlik, gösterişli yaşayış
  3. [mecaz] Birinin bir işte, bir yerde bulunan kimseler üzerindeki egemenliği
KISALTIM

  1. [isim] Kısaltmak işi; taksir
  2. Güzel sanatlarda perspektif sebebiyle bazı boyutları küçük görülen nesneleri, bu görünüşe uygun bir biçimde çizme yöntemi
SALTIK

  1. [sıfat, felsefe] Bakınız mutlak
  2. [toplum bilimi] Bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına tam sayılan (bir olgunun niteliği)
SALTÇI

  1. [sıfat] Saltçılığı benimseyen; mutlakçı
SALTA

Kelime Kökeni: İtalyanca salto

  1. [isim] Köpeğin arka ayakları üzerine ayağa kalkması
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü