İçinde sal olan 8 harfli 93 kelime var. İçerisinde SAL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sal olan kelimeler listesine ya da Sonu sal ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A L S Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
SAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AS, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İSTİHSAL
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Çıkarma, elde etme
-
Üretim
- "Eskiden İstanbul istihlak ile yaşarken şimdi istihsalle yaşamak mecburiyetindedir." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
[isim]
Çıkarma, elde etme
- ANLAMSAL
-
-
[sıfat]
Anlamla ilgili, semantik
-
[sıfat]
Anlamla ilgili, semantik
- KURGUSAL
-
-
[sıfat]
Kurgu ile ilgili, düşüntülü, spekülatif
-
[sıfat]
Kurgu ile ilgili, düşüntülü, spekülatif
- YASALLIK
- ...
- HUKUKSAL
-
-
[sıfat]
Hukuki
-
[sıfat]
Hukuki
- SALAKLIK
-
-
[isim]
Salak olma durumu veya salakça davranış
- "Böyle yerlerde bana bir salaklık gelir." (Burhan Felek)
-
[isim]
Salak olma durumu veya salakça davranış
- SALLATMA
- ...
- ASALETEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Bir görevde temelli olarak, asıl olarak, vekâleten karşıtı
- "Asaleten atamak."
-
Kendi adına hareket ederek
-
[zarf]
Bir görevde temelli olarak, asıl olarak, vekâleten karşıtı
- KISALTIM
-
-
[isim]
Kısaltma işi, taksir
-
Güzel sanatlarda perspektif sebebiyle bazı boyutları küçük görülen nesneleri, bu görünüşe uygun bir biçimde çizme yöntemi
-
[isim]
Kısaltma işi, taksir
- ANAYASAL
-
-
[sıfat]
Anayasa ile ilgili
-
[sıfat]
Anayasa ile ilgili
- UYSALLIK
-
-
[isim]
Uysal olma durumu
- "İki derin ve çocuk gibi siyah gözleri, kalın tüylü kaşları altından uysallıkla bakıyor." (Halide Edip Adıvar)
-
Uysalca davranış
- "Hemen göze çarpan bir kırıtkanlık ve uysallık vardı." (Falih Rıfkı Atay)
-
[isim]
Uysal olma durumu
- SALÇALIK
-
-
[sıfat]
Salça yapmaya elverişli
-
Salça yapmak için ayrılmış
- "Salçalık domates."
-
[sıfat]
Salça yapmaya elverişli
- SALYAMSI
- ...
- MEKANSAL
- ...
- TARIMSAL
-
-
[sıfat]
Tarımla ilgili, zirai
-
[sıfat]
Tarımla ilgili, zirai
- SINIFSAL
-
-
[sıfat]
Sınıfla ilgili
-
[sıfat]
Sınıfla ilgili
- SALATALI
- ...
- COŞKUSAL
- ...
- SALKIMLI
- ...
- SALINMAK
-
-
[nsz]
Yürürken uyumlu hareketlerle hafifçe bir yandan bir yana eğilmek
- "Vücudu o kadar narindi ki hafif rüzgârlarla sallanan salkım söğütler gibi oradan oraya salınıyor." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[-e]
Salma işine konu olmak
- "İlaçlar yazıldı. Eczaneye adam salındı. Hekime kahve pişti, getirildi." (Memduh Şevket Esendal)
-
[nsz]
Yürürken uyumlu hareketlerle hafifçe bir yandan bir yana eğilmek