İçinde sal olan 5 harfli 35 kelime var. İçerisinde SAL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sal olan kelimeler listesine ya da sonu sal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Sal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A L S

3 Harfli Kelimeler

SAL

2 Harfli Kelimeler

AL, AS, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

EMSAL

Kelime Kökeni: Arapça ems̱āl

  1. [isim] Bakınız benzer
    • "Tarihte o ana kadar emsali görülmedik bir ticari kepazelik devri açılmıştı." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. Bakınız yaşıt
  3. Bakınız örnek
  4. [eskimiş, matematik] Bakınız katsayı
YASAL

  1. [sıfat, hukuk] Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu, yasalara uygun; kanuni (I), meşru, legal
İSALE

Kelime Kökeni: Arapça isāle

  1. [isim, eskimiş] Bakınız akıtma
MİSAL

Kelime Kökeni: Arapça mis̱āl

  1. [isim] Bakınız örnek
    • "Cumhuriyet tarihimizde bunun iki misali vardır." (Falih Rıfkı Atay)
  2. ...-e benzer olan
    • "Bir namazlık saltanatın olacak / Taht misali o musalla taşında" (Cahit Sıtkı Tarancı)
İRSAL

Kelime Kökeni: Arapça irsāl

  1. [isim, eskimiş] Bakınız gönderme
SALGI

  1. [isim, biyoloji] Hücrelerin veya vücuttaki bezlerin kandan ayırıp oluşturdukları ve yeniden kana, başka organa veya dışarıya saldıkları sıvı madde; ifraz
    • "Tükürük bir salgıdır."
  2. [gök bilimi] Güneş'ten dışarı doğru madde fırlaması
SALİM

Kelime Kökeni: Arapça sālim

  1. [sıfat] Sakin, huzurlu olan
    • "Ben kahveye salim kafayla, serinkanlılıkla düşünmek için gittim." (Zeyyat Selimoğlu)
  2. [eskimiş] Bakınız esen
SALVO

Kelime Kökeni: İtalyanca salvo

  1. [isim, askerlik] Bakınız yaylım ateşi
    • "Ben, düşman donanmalarının göğüslerimize savurduğu salvoları da seyrettim, onları da seyrettim, onları da dinledim." (Aka Gündüz)
  2. Yoğun bir biçimde yapılan atak
    • "İlk salvonun etkisini atlattıktan sonra kalkabilirdi oturduğu yerden." (Osman Aysu)
  3. [denizcilik] Gemide kullanıldığı yere göre belirli uzunluğu olan ince halatlara verilen ad
SALÇA

Kelime Kökeni: İtalyanca salsa

  1. [isim] Yemeklere lezzet ve renk katmak için konulan, tuzla terbiye edilmiş domates veya biber ezmesi
    • "Bıraktım artık salçayı da, yemekte kırmızıbiberle renklendirilmiş su bulsam bayram edeceğim salça diye!" (Necati Mert)
  2. Domates, baharat vb. şeylerle yapılan, çoğunlukla et yemeklerine katılan sos
SALİK

Kelime Kökeni: Arapça sālik

  1. [sıfat] Bir yola giren, bir yolda giden
SALIK

  1. [isim] Bakınız tavsiye
  2. [eskimiş] Olmuş veya olacak bir olay, bir olgu ile ilgili verilen bilgi, haber
SALİP

Kelime Kökeni: Arapça ṣalīb

  1. [isim, eskimiş, din bilimi] Bakınız haç
SALYA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Ağızdan sızan tükürük
    • "Onlar muhayyileyi kırbaçlayan, dudaklardan salya sızdıran feci vakalar arıyordular." (Ruşen Eşref Ünaydın)
SALCI

  1. [isim] Sal ile yolcu ve yük taşıyan kimse
USSAL

  1. [sıfat] Bakınız akli
    • "O da kendi içinde tutarlı bir yapıdır, ama deneysel, ussal bir yapı değildir." (Tahsin Yücel)
SALTA

Kelime Kökeni: İtalyanca salto

  1. [isim] Köpeğin arka ayakları üzerine ayağa kalkması
UYSAL

  1. [sıfat] Başkalarına kolayca uyabilen, sözlerini dinleyip karşı gelmeyen; yumuşak başlı, munis
    • "Kadın uysal olduğu zaman kuvvetlidir." (Aka Gündüz)
  2. [zarf] Başkalarına kolayca uyabilen, sözlerini dinleyip karşı gelmeyen, yumuşak başlı bir biçimde
    • "Ona vefasızlıkta biraz düşünceli davranmayı yararlı buluyor, yalnızca bulduklarında yeni başkana pek uysal davranıyorlardı." (Memduh Şevket Esendal)
VİSAL

Kelime Kökeni: Arapça viṣāl

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kavuşma
    • "Aşk derdinin çaresi visaldir." (Reşat Nuri Güntekin)
SALSA

Kelime Kökeni: İngilizce salsa

  1. [isim] Afrika’da doğup Küba’da geliştirilen, alışılan kurallara bağlı olmaksızın sadece müziğin ritmine uyularak doğaçlama biçimde, eşli veya gruplar hâlinde yapılan bir tür dans
  2. Bu dansın müziği
SALLI

  1. [sıfat] Büyük ve geniş, sal gibi yayvan
    • "Sallı bir yapı."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü