İçinde saba olan 31 kelime var. İçerisinde SABA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında saba olan kelimeler listesine ya da sonu saba ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
SABAHLAYABİLMEK
SABAHLAYABİLME
SABAHYILDIZI
KASABALILIK, MASABAŞINDA, SABABUSELİK, SABAHLATMAK
SABAHÇILIK, SABAHLAMAK, SABAHLATMA, SABAHLAYIŞ, SABAHLEYİN, SABANKIRAN
ALESSABAH, KASABACIK, SABAHLAMA, SABAHLARI
BADISABA, ÇINSABAH, KASABALI, MASABAŞI, MÜSABAKA, SABAHLIK, SABAHTAN
SABAHÇI, SABAHKİ
KASABA, SABAHA
SABAH, SABAN
SABA
Saba Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
SABA
3 Harfli Kelimeler
ABA, ASA, BAS
2 Harfli Kelimeler
AB, AS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SABAHLAYABİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Sabahlama ihtimali veya imkânı bulunmak
-
Sabahlamaya gücü yetmek
-
[nesnesiz]
Sabahlama ihtimali veya imkânı bulunmak
- SABAHLAYABİLME
-
-
[isim]
Sabahlayabilmek işi
-
[isim]
Sabahlayabilmek işi
- SABAHYILDIZI
-
-
[isim, bitki bilimi]
Afrika'da yetişen sert ve kaba dokulu, turuncu sarı renkli ağaç (Nauclea didemichii)
-
[isim, bitki bilimi]
Afrika'da yetişen sert ve kaba dokulu, turuncu sarı renkli ağaç (Nauclea didemichii)
- KASABALILIK
-
-
[isim]
Kasabalı olma durumu
- "Kasabalılık inhisarı dolayısıyla millî kültürün içindeki yüksek sınıfların payı da inkâr ediliyor."
-
[mecaz]
Geleneklerine ve değerlerine bağlı olma
- "Başından bu yana söz ettiğim, kasabalılık ruhu diye adlandırdığım, hâlâ devam eden dayanışma geleneğimiz, bu süreçte bana güç verdi."
-
[isim]
Kasabalı olma durumu
- SABABUSELİK
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣabā + Farsça bū-selīk
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam
- MASABAŞINDA
-
-
[zarf]
Uygulamaya yönelik olup olmadığına bakmaksızın tartışarak, konuşarak, görüşerek
-
[zarf]
Uygulamaya yönelik olup olmadığına bakmaksızın tartışarak, konuşarak, görüşerek
- SABAHLATMAK
-
-
[-i]
Sabahlama işini yaptırmak
-
[-i]
Sabahlama işini yaptırmak
- SABAHÇILIK
-
-
[isim]
Sabahçı olma durumu
-
[isim]
Sabahçı olma durumu
- SABAHLEYİN
-
-
[zarf]
Günün başlangıcında, günün ilk saatlerinde; sabahtan
- "Nihayet dördüncü günü sabahleyin gelip annemle konuştu."
-
[zarf]
Günün başlangıcında, günün ilk saatlerinde; sabahtan
- SABANKIRAN
-
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız kayışkıran
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız kayışkıran
- SABAHLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir yerde sabaha kadar kalmak; şafaklamak
- "Stadyum kapısında akşamlayan, Keloğlan'la sabahlayan adamdan muhtar olur mu?"
-
Herhangi bir sebeple bütün geceyi uyumadan geçirmek; şafaklamak
-
[nesnesiz]
Bir yerde sabaha kadar kalmak; şafaklamak
- SABAHLATMA
-
-
[isim]
Sabahlatmak işi
-
[isim]
Sabahlatmak işi
- SABAHLAYIŞ
-
-
[isim]
Sabahlamak işi
-
[isim]
Sabahlamak işi
- SABAHLARI
-
-
[zarf]
Sabah vaktinde
- "İnsan en çok sabahları arar sevdiği kadını."
-
Her sabah
- "Sabahları tüm işçilerden erken koşup kapıyı açması için tembihledi."
-
[zarf]
Sabah vaktinde
- SABAHLAMA
-
-
[isim]
Sabahlamak işi; şafaklama
- "Bir de dışarıda sabahlamaya başlarsa büsbütün küplere binecekti."
-
[isim]
Sabahlamak işi; şafaklama
- KASABACIK
-
-
[isim]
Küçük kasaba
- "Edirne'yle İstanbul arasındaki kasabacıklardan birinde yaşıyoruz."
-
[isim]
Küçük kasaba
- ALESSABAH
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿale'ṣ-ṣabāḥ
-
[zarf, eskimiş]
Sabah erkenden
- "Alessabah Büyük Çamlıca Dağı'ndan kopup kendisine kadar gelen taze ve saf havayı teneffüs sayesinde yorgun vücuduna bir zindelik, ağrılı başına bir hafiflik geldi."
-
[zarf, eskimiş]
Sabah erkenden
- MASABAŞI
-
-
[sıfat]
Kurum, kuruluş vb. yerlerde beden gücü gerektirmeyen, genellikle oturularak yapılan (iş, görev vb.)
-
[sıfat]
Kurum, kuruluş vb. yerlerde beden gücü gerektirmeyen, genellikle oturularak yapılan (iş, görev vb.)
- SABAHTAN
-
-
[zarf]
Bakınız sabahleyin
- "Sabahtan keçiyi o tarafa, yeni biçilmiş buğday tarlasına bağlamıştı."
-
[zarf]
Bakınız sabahleyin
- KASABALI
-
-
[sıfat]
Kasaba halkından olan
- "Park, benzersizliği ve en azından ilk oluşuyla kasabalılara övünç vereceğe benzemektedir."
-
Kasabada yaşayan
-
[sıfat]
Kasaba halkından olan