İçinde sı olan 5 harfli 87 kelime var. İçerisinde SI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sı olan kelimeler listesine ya da sonu sı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Sı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
I S
2 Harfli Kelimeler
IS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KISIT
-
-
[isim, hukuk]
Kişinin yurttaşlık haklarını kullanma yetkisinin yargı kuruluşları tarafından kaldırılması
-
Bunama, mahkûm olma vb. nedenlerden dolayı kanunun, bir kimsenin malını, parasını istediği gibi kullanmasına ve harcamasına engel olması; kısıtlılık, kısıtlama, hacir
-
[isim, hukuk]
Kişinin yurttaşlık haklarını kullanma yetkisinin yargı kuruluşları tarafından kaldırılması
- KISIR
-
-
[sıfat]
Üreme imkânı olmayan, döl vermeyen (insan ve hayvan); yoz
-
Ürün vermeyen (toprak); yoz
- "Kısır toprak."
-
[mecaz]
Verimsiz, yararsız, sonuçsuz olan
- "Kısır çalışma. Kısır tartışma."
-
[biyoloji]
İçinde hiçbir üreme olayı geçmeyen (canlı hücre, çekirdek vb.); steril
-
[sıfat]
Üreme imkânı olmayan, döl vermeyen (insan ve hayvan); yoz
- KISIM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳism
- KISIK
-
-
[sıfat]
Kısılmış olan; basık
-
Kuvvetli ve yüksek tonda olmayan, hafif, boğuk (ses); ağır, alçak
- "Arkasından çıtırtılar, kısık sesler geliyordu."
-
Hafifçe aralanmış, yumulmuş olan (göz kapağı)
-
[isim, coğrafya]
Bakınız boğaz
-
[sıfat]
Kısılmış olan; basık
- SISKA
-
-
[sıfat, eskimiş]
Karın boşluğuna su dolmuş olan
-
Aşırı zayıf ve çelimsiz (insan veya hayvan); kuru, kaknem, cılız, eneze
-
[sıfat, eskimiş]
Karın boşluğuna su dolmuş olan
- ORASI
-
-
[isim]
Bakınız ora
- "Odam orası, dedi, sağ tarafa düşen kapı."
-
O yönü
- "İşin orası önemli değil."
-
[isim]
Bakınız ora
- SICAK
-
-
[sıfat]
Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı
- "Yorganın altında sıcak gözyaşları dökerek gecelerce beklemişti."
-
Isısı yüksek olan, çok ısınmış
- "Kız kardeşim ikindiüzeri bana sıcak, limonlu bir çorba içirdi."
-
[isim]
Havadaki yüksek ısı
- "Bu sıcakta arada bir şeyler içip yemeden çalışılmıyor."
-
[isim]
Sıcak yer
- "Burası bir makine dairesi kadar sıcaktı."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız hamam
-
[mecaz]
Dostça olan, sevgi dolu
- "Sıcak bir karşılama. Sıcak bir yuva."
-
Aniden ve kendiliğinden ortaya çıkmış olan (haber, gelişme vb.)
-
[sıfat]
Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı
- SINAV
-
-
[isim]
Öğrencilerin veya bir işe girmek isteyenlerin bilgi derecesini anlamak için yapılan yoklama; imtihan
- "Annem, derslerine çalışıp eylülde sınavları başarması gerektiğini hatırlatıyordu."
-
[mecaz]
Direnme, dayanışma, güç gerektiren, sonuçta bir deneyim kazandıran zor durum
- "Evliliğin ilk yılları bir sınavdır."
-
[isim]
Öğrencilerin veya bir işe girmek isteyenlerin bilgi derecesini anlamak için yapılan yoklama; imtihan
- SIMAK
-
-
[-i, ağızlardan]
Kırmak, bozmak
-
Yenmek, mağlup etmek
-
[-i, ağızlardan]
Kırmak, bozmak
- SIĞIR
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Geviş getirenlerden, boynuzlu büyükbaş evcil hayvanların genel adı
-
[mecaz]
Söz ve davranışlarında incelikten yoksun olan kimse
-
[hakaret yollu]
“Çok kaba, anlayışsız” anlamında bir hakaret sözü
-
[isim, hayvan bilimi]
Geviş getirenlerden, boynuzlu büyükbaş evcil hayvanların genel adı
- HISIM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫiṣm
-
[isim, hukuk]
Evlilik yoluyla birbirine bağlı olan kimseler; yan soy
- "Aradan bir süre geçti, garnizonda bir idareci bana müracaat ederek verdiğiniz listedeki isimlerin üçüncü derecede hısmınız olduğunu imzanızla tasdik ediniz, dedi."
-
[isim, hukuk]
Evlilik yoluyla birbirine bağlı olan kimseler; yan soy
- SIVAT
-
-
[isim]
Bakınız suvat
-
[isim]
Bakınız suvat
- SIZAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Dağ sırtlarında, taş aralarından sızan su, küçük pınar
-
[isim, ağızlardan]
Dağ sırtlarında, taş aralarından sızan su, küçük pınar
- SIÇAN
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Sıçangillerden, fareden iri, zararlı birçok türü bulunan kemirgen, memeli hayvan (Rattus)
-
[mecaz]
Küçük yaştaki hırsız
-
[isim, hayvan bilimi]
Sıçangillerden, fareden iri, zararlı birçok türü bulunan kemirgen, memeli hayvan (Rattus)
- SIĞAÇ
-
-
[isim, fizik]
Bakınız kondansatör
-
[isim, fizik]
Bakınız kondansatör
- SIZIŞ
-
-
[isim]
Sızmak işi
-
[isim]
Sızmak işi
- SIÇMA
-
-
[isim]
Sıçmak işi
-
[isim]
Sıçmak işi
- SINAİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣināʿī
-
[sıfat]
Sanayi ile ilgili; endüstriyel
-
[sıfat]
Sanayi ile ilgili; endüstriyel
- SIFIR
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣifr
-
[isim, matematik]
Kendi başına değeri olmayan, ondalık sayı sisteminde sağına geldiği rakamı on kere büyüten işaret (0)
-
[mecaz]
Hiçbir değeri olmayan şey
-
[sıfat, mecaz]
Olmayan, bulunmayan
- "Sıfır makyaj."
-
[sıfat, mecaz]
Kötü, başarısız, verimsiz
- "Sorma, su içsem kilo alıyorum, bütün rejimleri denedim, netice sıfır."
-
[sıfat, mecaz]
Yeni, kullanılmamış
-
[isim, matematik]
Kendi başına değeri olmayan, ondalık sayı sisteminde sağına geldiği rakamı on kere büyüten işaret (0)
- YANSI
-
-
[isim]
Isı ve ışık dalgalarının yansıtıcı bir yüzeye çarparak geri dönmesi; akis
- "Yüzümün durgun sudaki yansısına eğildim."
-
[fizik]
Işığın parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi; inikâs
-
[biyoloji]
Bakınız refleks
-
[isim]
Isı ve ışık dalgalarının yansıtıcı bir yüzeye çarparak geri dönmesi; akis