İçinde süz olan 8 harfli 48 kelime var. İçerisinde SÜZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında süz olan kelimeler listesine ya da sonu süz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Süz Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
S Z Ü
2 Harfli Kelimeler
SÜ, ÜS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SÜNGÜSÜZ
-
-
[sıfat]
Süngüsü olmayan
-
[sıfat]
Süngüsü olmayan
- HÜZÜNSÜZ
-
-
[sıfat]
Hüznü olmayan, şen (kimse)
-
[sıfat]
Hüznü olmayan, şen (kimse)
- BÜKÜMSÜZ
-
-
[sıfat]
Bükülmemiş olan
-
Bükümü olmayan
- "Deminden beri görüp tanımadığı ince, uzun boylu, sırtında güzel dikimli tüvit ceketi, pantolon paçaları bükümsüz delikanlı Kubilay’dı demek."
-
[sıfat]
Bükülmemiş olan
- SÜTSÜZCE
-
-
[zarf]
Sütsüze yakışır bir biçimde
-
[zarf]
Sütsüze yakışır bir biçimde
- SÜZÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Süzme işine konu olmak
- "Bal süzüldü."
-
Bakınız akmak
- "Gözlerimden yaşlar süzüldü."
-
Kuş kanatları gerili olarak görünür bir hareket yapmadan havada ilerlemek
- "Kuş, gene havada süzülüp daireler çiziyor."
-
[mecaz]
Sessizce ve görünür bir hareket yapmadan ilerlemek
- "Baktım süzülüp geçti açıktan iki sandal."
-
[mecaz]
İnsan sessiz, gizlice ve kayıyormuş gibi gitmek
- "Bir daha vurdum ve cevap alamayınca her zaman yaptığım gibi usulca kapıyı açıp içeri süzüldüm."
-
[mecaz]
Göz baygınlaşmak, mahmurlaşmak
- "Bu sözleri söylerken mebusun gözleri süzülerek ufalıyordu."
-
[mecaz]
Uyumlu bir biçimde ve salınarak yürümek
- "Bir tanesinin elinde -muhakkak çalmış olacak- bir şık şemsiye, o günün sosyete hanımlarını taklit ederek kırıtıyor, süzülüyorlardı."
-
[mecaz]
Yüzüne nazlı bir anlam vermek
-
[mecaz]
Çok zayıflamak
- "Yedi sekiz gün içinde kızcağız, süzülmüş, solmuş, gözleri çukura kaçmıştı."
-
[nesnesiz]
Süzme işine konu olmak
- BÜRÜKSÜZ
-
-
[sıfat]
Bürüğü olmayan
-
[sıfat]
Bürüğü olmayan
- BÜZGÜSÜZ
-
-
[sıfat]
Büzgüsü olmayan
- "Macide olsa bu resmi nereye asardı, bu kanepeyi hangi odaya koyardı, perdeleri büzgülü mü büzgüsüz mü takardı? diye odadan odaya şaşkın, kararsız dolaşıp dururmuş."
-
[sıfat]
Büzgüsü olmayan
- SÜZGEÇLİ
-
-
[sıfat]
Süzgeci olan
-
[sıfat]
Süzgeci olan
- TÜRKÜSÜZ
-
-
[sıfat]
Türküsü olmayan
-
[sıfat]
Türküsü olmayan
- SÜRÜMSÜZ
-
-
[sıfat]
Sürümü olmayan, az satılan veya satılmayan (mal)
-
[sıfat]
Sürümü olmayan, az satılan veya satılmayan (mal)
- FLÖRTSÜZ
-
-
[sıfat]
Flörtü olmayan
-
[zarf]
Flört etmeden
- "İstanbul’a geldiği günden beri gerçi bir an flörtsüz kaldığı, bir an kadınlardan baş aldığı yoktu."
-
[sıfat]
Flörtü olmayan
- GÜDÜMSÜZ
-
-
[sıfat]
Güdülemeyen, yönlendirilemeyen, yönetilemeyen
-
[sıfat]
Güdülemeyen, yönlendirilemeyen, yönetilemeyen
- ÖKSÜZLÜK
-
-
[isim]
Öksüz olma durumu
-
[mecaz]
Bakınız kimsesizlik
- "Deminki öksüzlük hâlim birden, acayip bir merakla dayanılmaz bir tecessüs hissine dönmüştü."
-
[isim]
Öksüz olma durumu
- YÜZSÜZCE
-
-
[zarf]
Utanmaz, sıkılmaz bir biçimde
- "Onu yakından çehreme, gözlerimin içine bakmaya mecbur etmek için âdeta yüzsüzce uğraşıyordum."
-
[zarf]
Utanmaz, sıkılmaz bir biçimde
- ÖRGÜTSÜZ
-
-
[sıfat]
Örgütlenmiş olmayan; teşkilatsız
-
[zarf]
Örgütlenmemiş bir biçimde; teşkilatsız
-
[sıfat]
Örgütlenmiş olmayan; teşkilatsız
- SÜZÜŞMEK
-
-
[-le]
Birbirlerini karşılıklı süzmek
-
[-le]
Birbirlerini karşılıklı süzmek
- ÜNSÜZLÜK
-
-
[isim]
Ünsüz olma durumu; şöhretsizlik
-
[isim]
Ünsüz olma durumu; şöhretsizlik
- MÜHÜRSÜZ
-
-
[sıfat]
Mührü olmayan
-
Mühür basılmamış olan
- "Mühürsüz nüshalar sahtedir."
-
[sıfat]
Mührü olmayan
- KÜFÜRSÜZ
-
-
[sıfat]
İçinde küfür olmayan (söz, konuşma)
-
[zarf]
Küfür kullanmadan, küfretmeden (konuşmak)
-
[sıfat]
İçinde küfür olmayan (söz, konuşma)
- PÜRÜZSÜZ
-
-
[sıfat]
Pürüzü olmayan
- "Yüzü bir sabah gibi düz ve pürüzsüzdü."
-
Düzgün (ses)
- "Pürüzsüz, billur gibi sesleri İncirlik, Kanlıdere taraflarını çın çın öttürüyordu."
-
[mecaz]
Karışık olmayan (durum, iş); kılçıksız
-
[zarf]
Hatasız, takılmadan
- "Pürüzsüz, tane tane şarkı söyler gibi ahenkli bir konuşma tarzı vardı."
-
[sıfat]
Pürüzü olmayan