İçinde sü olan 7 harfli 107 kelime var. İçerisinde SÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sü olan kelimeler listesine ya da sonu sü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Sü Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

S Ü

2 Harfli Kelimeler

SÜ, ÜS

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

PARDÖSÜ

Kelime Kökeni: Fransızca pardessus

  1. [isim] Serin havalarda öbür giysilerin üzerine giyilen, paltodan ince üstlük
    • "Sırtında kumaştan kül rengi bir pardösü, ayaklarında da alçak topuklu kahverengi ayakkabılarla çıktı." (Çetin Altan)
SÜSLÜCE

  1. [sıfat] Süslüye yakın
    • "Bu oda hakikaten biraz süslüceydi." (Ömer Seyfettin)
SÜRGÜLÜ

  1. [sıfat] Sürgü kolu olan
    • "Sürgülü kapı. Sürgülü pencere."
  2. Sürgüsü itilmiş, sürgülenmiş olan
SÜPÜRGE

  1. [isim] Süpürme işinde kullanılan araç
    • "Hasta bakıcının elinden süpürgeyi kaparak ut gibi çalmaya başlamış." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bakınız elektrikli süpürge
ÖTÜMSÜZ

  1. [sıfat, dil bilgisi] Bakınız tonsuz
SÜPÜRME

  1. [isim] Süpürmek işi
SÜRTMEK

  1. [-e, -i] Bir şeyi bastırarak diğer bir şeyin üzerinden geçirmek
    • "Cemal ellerini hızlı hızlı birbirine sürttü." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bir şeyi bir yere dokundurmak
  3. [nesnesiz, teklifsiz konuşmada] Başıboş dolaşmak, yararsız dolaşmak
    • "Çocukcağız birkaç gün sokaklarda sürtmüş." (Sait Faik Abasıyanık)
SÜPÜRÜŞ

  1. [isim] Süpürmek işi
SÜREMLİ

  1. [sıfat] Belirli bir zaman ilgisi bulunan
    • "Bu oyunların bir özelliği de süremli olmaları, gün tün eşitliği, gün durumu, kış yarısı, yılbaşı gibi belli günlerde yapılmalarıdır." (Metin And)
KÖMÜRSÜ

  1. [sıfat] Kömürü andıran, kömüre benzeyen, kömür gibi; kömürümsü
TEVESSÜ

Kelime Kökeni: Arapça tevessuʿ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız genişleme
  2. Bakınız yayılma
SÜKUNET

Kelime Kökeni: Arapça sukūnet

  1. [isim] Bakınız dinginlik
    • "İlim oldukça gelişmiş bir zekâ, dikkat, çalışkanlık, sükûnet ve ağırbaşlılık ister." (Mehmet Kaplan)
  2. Huzurlu, rahat olma; sükûn
    • "Birdenbire kendinde müthiş bir sükûnet, tarifsiz bir rahatlık hissetti." (Şevket Rado)
  3. Dinme, yatışma
SÜBEKLİ

  1. [sıfat] Sübeği olan
    • "Beşikler sübekli olduğu gibi bazı salıncakların alt kısmında da sübek geçecek bir delik mevcuttur." (Refik Halit Karay)
FAULSÜZ

  1. [sıfat] Faulü olmayan, faul yapmayan
  2. [zarf] Faul yapmadan
    • "Daha o yaşta, sert, hızlı fakat faulsüz oynardı." (Haldun Taner)
SÜVETER

Kelime Kökeni: İngilizce sweater

  1. [isim] Genellikle altına gömlek veya bluz giyilen kolsuz kazak
    • "Cırcırı açık, yamalı bir keten pantolonu, yırtık süveteri ve eskimiş terlikleri olan on yaşlarındaki çorapsız bir velet cebindeki bozuklukların tamamını verince duygulandım."
ÜRÜNSÜZ

  1. [sıfat] Ürünü olmayan
  2. [zarf] Eseri olmadan, esersiz bir biçimde
    • "Neşeli bir olgunluk devrinin ürünsüz geçmesini, oldukça bencil bir davranış saydığımızı da belirtmeliyiz." (Haldun Taner)
SÜRÜLME

  1. [isim] Sürülmek işi
    • "Kınanın akşamdan yoğrulup ellere ve ayaklara taşırmadan, çizgileri aşmadan sürülmesi lazımdır." (Refik Halit Karay)
  2. Piyasaya çıkarılma
    • "Yeni paraların piyasaya sürülmesi için hazırlıklar yapılıyor."
ÖDÜNSÜZ

  1. [sıfat] Ödün niteliğinde olmayan, ödün vermeksizin yapılan; ivazsız, tavizsiz
  2. Ödün vermeyen (kimse)
SÜTOĞUL

  1. [isim] Bir kadının kendi çocuğu değilken emzirdiği ve kocasıyla birlikte evlat olarak benimsediği erkek çocuk
    • "Benden başka eve gelen erkekler hep hısım akraba, hep süt oğul, ahret evladı filandı." (Ömer Seyfettin)
ÖLÜMSÜZ

  1. [sıfat] Hiçbir zaman ölmeyecek olan; bengi (I), kalımlı, ölmez, baki, ebedî, layemut
    • "Nerede o süngü takmış birliğinin önünde ölümsüz gibi saldıran genç subay?" (Attilâ İlhan)
  2. Hiç unutulmayacak, daima anılacak olan; ebedî
    • "Ölümsüzlerden fışkıran ışık, karanlıkları bir anda dağıttı." (Cemil Meriç)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü