İçinde sü olan 7 harfli 107 kelime var. İçerisinde SÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sü olan kelimeler listesine ya da sonu sü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Sü Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
S Ü
2 Harfli Kelimeler
SÜ, ÜS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PARDÖSÜ
-
Kelime Kökeni: Fransızca pardessus
-
[isim]
Serin havalarda öbür giysilerin üzerine giyilen, paltodan ince üstlük
- "Sırtında kumaştan kül rengi bir pardösü, ayaklarında da alçak topuklu kahverengi ayakkabılarla çıktı."
-
[isim]
Serin havalarda öbür giysilerin üzerine giyilen, paltodan ince üstlük
- SÜSLÜCE
-
-
[sıfat]
Süslüye yakın
- "Bu oda hakikaten biraz süslüceydi."
-
[sıfat]
Süslüye yakın
- SÜRGÜLÜ
-
-
[sıfat]
Sürgü kolu olan
- "Sürgülü kapı. Sürgülü pencere."
-
Sürgüsü itilmiş, sürgülenmiş olan
-
[sıfat]
Sürgü kolu olan
- SÜPÜRGE
-
-
[isim]
Süpürme işinde kullanılan araç
- "Hasta bakıcının elinden süpürgeyi kaparak ut gibi çalmaya başlamış."
-
Bakınız elektrikli süpürge
-
[isim]
Süpürme işinde kullanılan araç
- ÖTÜMSÜZ
-
-
[sıfat, dil bilgisi]
Bakınız tonsuz
-
[sıfat, dil bilgisi]
Bakınız tonsuz
- SÜPÜRME
-
-
[isim]
Süpürmek işi
-
[isim]
Süpürmek işi
- SÜRTMEK
-
-
[-e, -i]
Bir şeyi bastırarak diğer bir şeyin üzerinden geçirmek
- "Cemal ellerini hızlı hızlı birbirine sürttü."
-
Bir şeyi bir yere dokundurmak
-
[nesnesiz, teklifsiz konuşmada]
Başıboş dolaşmak, yararsız dolaşmak
- "Çocukcağız birkaç gün sokaklarda sürtmüş."
-
[-e, -i]
Bir şeyi bastırarak diğer bir şeyin üzerinden geçirmek
- SÜPÜRÜŞ
-
-
[isim]
Süpürmek işi
-
[isim]
Süpürmek işi
- SÜREMLİ
-
-
[sıfat]
Belirli bir zaman ilgisi bulunan
- "Bu oyunların bir özelliği de süremli olmaları, gün tün eşitliği, gün durumu, kış yarısı, yılbaşı gibi belli günlerde yapılmalarıdır."
-
[sıfat]
Belirli bir zaman ilgisi bulunan
- KÖMÜRSÜ
-
-
[sıfat]
Kömürü andıran, kömüre benzeyen, kömür gibi; kömürümsü
-
[sıfat]
Kömürü andıran, kömüre benzeyen, kömür gibi; kömürümsü
- TEVESSÜ
-
Kelime Kökeni: Arapça tevessuʿ
- SÜKUNET
-
Kelime Kökeni: Arapça sukūnet
-
[isim]
Bakınız dinginlik
- "İlim oldukça gelişmiş bir zekâ, dikkat, çalışkanlık, sükûnet ve ağırbaşlılık ister."
-
Huzurlu, rahat olma; sükûn
- "Birdenbire kendinde müthiş bir sükûnet, tarifsiz bir rahatlık hissetti."
-
Dinme, yatışma
-
[isim]
Bakınız dinginlik
- SÜBEKLİ
-
-
[sıfat]
Sübeği olan
- "Beşikler sübekli olduğu gibi bazı salıncakların alt kısmında da sübek geçecek bir delik mevcuttur."
-
[sıfat]
Sübeği olan
- FAULSÜZ
-
-
[sıfat]
Faulü olmayan, faul yapmayan
-
[zarf]
Faul yapmadan
- "Daha o yaşta, sert, hızlı fakat faulsüz oynardı."
-
[sıfat]
Faulü olmayan, faul yapmayan
- SÜVETER
-
Kelime Kökeni: İngilizce sweater
-
[isim]
Genellikle altına gömlek veya bluz giyilen kolsuz kazak
- "Cırcırı açık, yamalı bir keten pantolonu, yırtık süveteri ve eskimiş terlikleri olan on yaşlarındaki çorapsız bir velet cebindeki bozuklukların tamamını verince duygulandım."
-
[isim]
Genellikle altına gömlek veya bluz giyilen kolsuz kazak
- ÜRÜNSÜZ
-
-
[sıfat]
Ürünü olmayan
-
[zarf]
Eseri olmadan, esersiz bir biçimde
- "Neşeli bir olgunluk devrinin ürünsüz geçmesini, oldukça bencil bir davranış saydığımızı da belirtmeliyiz."
-
[sıfat]
Ürünü olmayan
- SÜRÜLME
-
-
[isim]
Sürülmek işi
- "Kınanın akşamdan yoğrulup ellere ve ayaklara taşırmadan, çizgileri aşmadan sürülmesi lazımdır."
-
Piyasaya çıkarılma
- "Yeni paraların piyasaya sürülmesi için hazırlıklar yapılıyor."
-
[isim]
Sürülmek işi
- ÖDÜNSÜZ
-
-
[sıfat]
Ödün niteliğinde olmayan, ödün vermeksizin yapılan; ivazsız, tavizsiz
-
Ödün vermeyen (kimse)
-
[sıfat]
Ödün niteliğinde olmayan, ödün vermeksizin yapılan; ivazsız, tavizsiz
- SÜTOĞUL
-
-
[isim]
Bir kadının kendi çocuğu değilken emzirdiği ve kocasıyla birlikte evlat olarak benimsediği erkek çocuk
- "Benden başka eve gelen erkekler hep hısım akraba, hep süt oğul, ahret evladı filandı."
-
[isim]
Bir kadının kendi çocuğu değilken emzirdiği ve kocasıyla birlikte evlat olarak benimsediği erkek çocuk
- ÖLÜMSÜZ
-
-
[sıfat]
Hiçbir zaman ölmeyecek olan; bengi (I), kalımlı, ölmez, baki, ebedî, layemut
- "Nerede o süngü takmış birliğinin önünde ölümsüz gibi saldıran genç subay?"
-
Hiç unutulmayacak, daima anılacak olan; ebedî
- "Ölümsüzlerden fışkıran ışık, karanlıkları bir anda dağıttı."
-
[sıfat]
Hiçbir zaman ölmeyecek olan; bengi (I), kalımlı, ölmez, baki, ebedî, layemut