İçinde sü olan 10 harfli 101 kelime var. İçerisinde SÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sü olan kelimeler listesine ya da sonu sü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Sü Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
S Ü
2 Harfli Kelimeler
SÜ, ÜS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TAVUKGÖĞSÜ
-
-
[isim]
Lifleri yumuşayıncaya kadar haşlanmış, didiklenmiş tavuk göğüs etinin pirinç ve süt ile koyulaşıncaya kadar pişirilmesiyle yapılan muhallebiye şeker ve tavuk suyu katılarak hazırlanan bir tatlı türü
-
[isim]
Lifleri yumuşayıncaya kadar haşlanmış, didiklenmiş tavuk göğüs etinin pirinç ve süt ile koyulaşıncaya kadar pişirilmesiyle yapılan muhallebiye şeker ve tavuk suyu katılarak hazırlanan bir tatlı türü
- SÜTANNELİK
-
-
[isim]
Sütanne olma durumu; sütanalık, sütninelik
-
[isim]
Sütanne olma durumu; sütanalık, sütninelik
- SÜRÜŞTÜRME
-
-
[isim]
Sürüştürmek işi
-
[isim]
Sürüştürmek işi
- SÜRÜKLENME
-
-
[isim]
Sürüklenmek işi
-
[isim]
Sürüklenmek işi
- HALİSÜDDEM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫāliṣ + dem
-
[sıfat, eskimiş]
Katışıksız, safkan
-
[sıfat, eskimiş]
Katışıksız, safkan
- SÜRGÜLEMEK
-
-
[-i]
Sürgü sürerek kapamak
-
Sürgü ile bastırarak düzeltmek
-
[-i]
Sürgü sürerek kapamak
- SÜRMELEMEK
-
-
[-i]
Sürmeyi sürüp kapamak
- "İlk iş olarak hemen koştum, oda kapısını sürmeledim."
-
Göze sürme çekmek
-
[-i]
Sürmeyi sürüp kapamak
- SÜMEROLOJİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca sumerologie
-
[isim]
Sümer dili ve eserlerini konu alan bilim dalı
-
[isim]
Sümer dili ve eserlerini konu alan bilim dalı
- SÜZEBİLMEK
-
-
[-i]
Süzme ihtimali veya imkânı bulunmak
-
Süzmeye gücü yetmek
-
[-i]
Süzme ihtimali veya imkânı bulunmak
- MÜLKSÜZLÜK
-
-
[isim]
Mülksüz olma durumu
- "Alevilikte mülkiyete ilişkin yaklaşımın mülksüzlük değil de mülkün esiri olmamak biçiminde yorumlandığı da bilinmektedir."
-
[isim]
Mülksüz olma durumu
- SÜTRELEMEK
-
-
[-i]
Sütre ile kaplamak
-
[-i]
Sütre ile kaplamak
- SÜLFATLAMA
-
-
[isim]
Mantar hastalıklarına karşı bitkilere bakır sülfat, demir sülfat püskürtme veya bitkileri bu maddelere bulama işlemi
-
[isim]
Mantar hastalıklarına karşı bitkilere bakır sülfat, demir sülfat püskürtme veya bitkileri bu maddelere bulama işlemi
- ÖLÜMSÜZLÜK
-
-
[isim]
Ölümsüz olma durumu; bengilik, ebedîlik, kalımlılık, ölmezlik, bakilik, beka
-
[isim]
Ölümsüz olma durumu; bengilik, ebedîlik, kalımlılık, ölmezlik, bakilik, beka
- PARDÖSÜSÜZ
-
-
[sıfat]
Pardösüsü olmayan
-
[zarf]
Pardösüsü olmayarak
-
[sıfat]
Pardösüsü olmayan
- SÜRÜKLENİŞ
-
-
[isim]
Sürüklenmek işi
- "Bu durdurulmaz sürüklenişte Osmanlı ordusunun lime lime üniforması büsbütün paralanıyor, yamalar uçuşup erlerin, subayların etleri edep yerlerine kadar açılıyordu."
-
[isim]
Sürüklenmek işi
- GÜRÜLTÜSÜZ
-
-
[sıfat]
Gürültüsü olmayan
- "Hamit'in bir özelliği de gürültüsüz yerde çalışamamasıdır."
-
Kimseyi tedirgin etmeyen veya kimsenin dikkatini çekmeyen
- "Güneş sessiz sessiz yükseliyor, ay gürültüsüz bir gökyüzü seyahati yapıyor, yıldızlar sükûn içinde pırıldıyor…"
-
[sıfat]
Gürültüsü olmayan
- SÜTBABALIK
-
-
[isim]
Sütbaba olma durumu
-
[isim]
Sütbaba olma durumu
- KÜKÜRDÜMSÜ
-
-
[sıfat]
Bakınız kükürtsü
-
[sıfat]
Bakınız kükürtsü
- SÜNGÜLENME
-
-
[isim]
Süngülenmek işi
-
[isim]
Süngülenmek işi
- SÜRÜKLEMEK
-
-
[-i]
Bir şeyi yerden kaldırmadan iterek veya çekerek götürmek; sürümek
- "Prenses koluma girdi, sürüklercesine büfeye götürdü."
-
Akarsu alıp götürmek
- "Sakarya nehri kırılmış söğüt dallarını, saman çöplerini sürüklüyordu."
-
[mecaz]
İstekli olmayan birini bir yere götürmek, getirmek
- "Seni bırakmam vallahi diyor ve bazen gittiği yerlere bile onu sürükleyip götürmek istiyordu."
-
[-e, -i, mecaz]
Bir kimseyi, bir işi yapmaya zorlamak
-
[-e, -i, mecaz]
Bir kimseyi aldatarak kötü bir duruma, sona doğru götürmek
- "Hepimizi bu dipsiz denizin enginlerinde mahvolmaya sürükledin, dediler."
-
[-e, -i, mecaz]
İlgi uyandırarak bırakamayacak duruma getirmek, çok ilgilendirmek
- "Benim çağdaşlarımdan kim bilir kaç bin genci bahtiyar rüyalara sürüklemiştir."
-
[-i]
Bir şeyi yerden kaldırmadan iterek veya çekerek götürmek; sürümek