İçinde ruz olan 20 kelime var. İçerisinde RUZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ruz olan kelimeler listesine ya da sonu ruz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

12 Harfli Kelimeler

FAKRUZARURET

11 Harfli Kelimeler

MÜRURUZAMAN, RUZİKLENMEK

10 Harfli Kelimeler

RUZİKLENME, RUZNAMÇECİ

9 Harfli Kelimeler

RUZNAMECİ

8 Harfli Kelimeler

MARUZLUK, RUZNAMÇE, TAARRUZİ

7 Harfli Kelimeler

MARUZAT, RUZNAME, RUZUŞEB, TAARRUZ, TEMARUZ

6 Harfli Kelimeler

FİRUZE, NEVRUZ, TEARUZ

5 Harfli Kelimeler

MARUZ

4 Harfli Kelimeler

ARUZ

3 Harfli Kelimeler

RUZ

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ruz Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

R U Z

3 Harfli Kelimeler

RUZ

2 Harfli Kelimeler

UR, UZ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

FAKRUZARURET

Kelime Kökeni: Arapça faḳr + żarūret

  1. [isim, eskimiş] İleri derecede yoksulluk
    • "Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir." (Atatürk)
MÜRURUZAMAN

Kelime Kökeni: Arapça murūr + zamān

  1. [isim, eskimiş, hukuk] Bakınız süre aşımı
RUZİKLENMEK

  1. [nesnesiz] Sefil bir biçimde gün geçirmek veya geçinip gitmek
    • "Hiç bu yaşa kadar mahkeme kapısına varmadık; adam yok, çocuklar askerde, güveyi kayıp, işler, karı, çoluk çocuk elinde, köyde dört mavzerle ruzikleniriz" (Memduh Şevket Esendal)
RUZNAMÇECİ

  1. [isim, tarih] Osmanlı Devleti’nde deftarlıkta günlük hesapları tutan muhasebe memuru; ruznameci
RUZİKLENME

  1. [isim] Ruziklenmek durumu
RUZNAMECİ

  1. [isim, tarih] Ruzname tutan kimse
  2. Bakınız ruznamçeci
MARUZLUK

  1. [isim] Maruz olma durumu
RUZNAMÇE

Kelime Kökeni: Farsça rūz + nāmçe

  1. [isim, tarih] Osmanlı Devleti’nde defterdarlıkta günlük hesapların yazıldığı defter; ruzname
TAARRUZİ

Kelime Kökeni: Arapça taʿarrużį

  1. [sıfat] Saldırı ile ilgili, saldırıya ilişkin
    • "Sağ kanadımızda Karayavşan istikametinde icra edilen taarruzi keşif neticesinde düşmanın iki alayı pek perişan bir surette Çal Dağı eteklerine kadar çekilmiştir." (Atatürk)
MARUZAT

Kelime Kökeni: Arapça maʿrūżāt

  1. [isim] Mevki, makam veya yaş bakımından büyük birine sunulan, bildirilen dilek veya bilgi; sunuş
    • "Padişaha arz edilecek maruzat ile bir emri olursa küçük bir parayla evkaftan mahlul bir evceğiz verilemez mi?" (Abdülhak Şinasi Hisar)
TAARRUZ

Kelime Kökeni: Arapça taʿarruż

  1. [isim] Bakınız saldırı
    • "Herhangi bir devletin İstanbul'a taarruzu artık hatırından geçmiyordu." (Yahya Kemal Beyatlı)
TEMARUZ

Kelime Kökeni: Arapça temāruż

  1. [isim, eskimiş] Bakınız sayrımsama
RUZUŞEB

Kelime Kökeni: Farsça rūz + şeb

  1. [zarf, eskimiş] Gece gündüz
  2. Sürekli bir biçimde
RUZNAME

Kelime Kökeni: Farsça rūz + nāme

  1. [isim, eskimiş] Günlük olayların yazıldığı defter
  2. Bakınız gündem
  3. [tarih] Olayların zaman sırasına göre yazılmış bulunduğu defter
    • "Bugün elimde bir ruznamem olsaydı belki hakikati anlayabilecektim." (Ömer Seyfettin)
  4. [tarih] Bakınız ruznamçe
NEVRUZ

Kelime Kökeni: Farsça nev + rūz

  1. [isim] Eski takvimlere göre yılın ve baharın ilk günü sayılan martın yirmi birine rastlayan gün
  2. [bitki bilimi] Çiçekleri aslanağzına benzeyen, türlü renkte bir kır bitkisi (İris ensata)
  3. [bitki bilimi] Bakınız nevruz otu
TEARUZ

Kelime Kökeni: Arapça teʿāruż

  1. [isim, eskimiş] Çatışma, birbirine ters düşme
FİRUZE

Kelime Kökeni: Farsça pīrūze

  1. [isim, mineraloji] Küpe ve yüzük taşı gibi süslemede kullanılan, mavi renkli, saydam olmayan hidratlı doğal alüminyum ve fosfattan oluşan değerli bir mineral
  2. Bakınız turkuaz
MARUZ

Kelime Kökeni: Arapça maʿrūż

  1. [sıfat] Bir olayın, bir durumun etkisinde veya bir olay veya durumla karşı karşıya bulunan
    • "Herkes, her an müthiş bir tehlikeye maruzdur." (Peyami Safa)
  2. [eskimiş] Arz edilen, sunulan, verilen
ARUZ

Kelime Kökeni: Arapça ʿarūż

  1. [isim, edebiyat] Bakınız aruz vezni
    • "Zannedersem ileride hece ahenk bakımından aruzu geçecek fakat heceyi tekâmül ettirecek büyük şairler aruzun ahenginden, musikisinden çok istifade edeceklerdir." (Hüseyin Nihal Atsız)
RUZ

Kelime Kökeni: Farsça rūz

  1. [isim, eskimiş] Bakınız gün
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü