İçinde rk olan 6 harfli 86 kelime var. İçerisinde RK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında rk olan kelimeler listesine ya da sonu rk ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KIRKMA
-
-
[isim]
Kırkmak işi
-
Ucu kesilip alnın üstüne bırakılan saç
-
[isim]
Kırkmak işi
- MARKÖR
-
Kelime Kökeni: Fransızca marqueur
-
[isim]
Önemli ibareleri veya dikkati çekmek istenilen yerleri işaretlemeye yarayan, parlak renkli boya kalemi
-
[isim]
Önemli ibareleri veya dikkati çekmek istenilen yerleri işaretlemeye yarayan, parlak renkli boya kalemi
- SARKAÇ
-
-
[isim, fizik]
Durağan bir nokta çevresinde ağırlığının etkisiyle serbestçe salınım yapan cisim; rakkas, pandül
-
[isim, fizik]
Durağan bir nokta çevresinde ağırlığının etkisiyle serbestçe salınım yapan cisim; rakkas, pandül
- ÜRKMEK
-
-
[nesnesiz]
Bir şeyden korkup sıçramak; tevahhuş etmek
- "Gölgesinden ürkmüş bir Arap atı gibi şahlandı."
-
Şaşkınlık ve korku duymak
- "Anası sabaha kadar saçlarını tarıyor, düşünüyor, ürküyordu."
-
Ağaç meyve vermemek
- "Şeftaliler bu yıl ürkmüş."
-
[mecaz]
Belli bir şeyden çekinmek
- "Yaramaz çocuk tutumundan her zaman ürkerdi."
-
[nesnesiz]
Bir şeyden korkup sıçramak; tevahhuş etmek
- ÇİRKİN
-
Kelime Kökeni: Farsça çirkīn
-
[sıfat]
Göze veya kulağa hoş gelmeyen; bet (III), bed, güzel karşıtı
- "Kız öyle müstesna bir güzelliğe sahip olmamakla beraber çirkin de değildi."
-
Hoş olmayan, yakışık almayan (davranış veya söz)
- "Bu boş ve çirkin iddiayı bir kere de onun ağzından işitmek istedim."
-
Karanlık, dalavereli, şüpheli olan
- "Dedikodular artmış, o da bu çirkin işler içinde kalmak istemediğinden çekilmiş."
-
[sıfat]
Göze veya kulağa hoş gelmeyen; bet (III), bed, güzel karşıtı
- SERKEŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça serkeş
-
[sıfat]
Kafa tutan, başkaldıran
- "Ün salmış nice serkeş efeleri kendime bent etmiş, nice açları doyurmuş, nice çıplakları giydirmiş."
-
[sıfat]
Kafa tutan, başkaldıran
- KERKES
-
Kelime Kökeni: Arapça kerkes
-
[isim, eskimiş, hayvan bilimi]
Bakınız akbaba
-
[isim, eskimiş, hayvan bilimi]
Bakınız akbaba
- ÖBÜRKÜ
-
-
[zamir]
Bakınız öteki
- "Bizim koridorun sonundaki birkaç basamak merdiveni nasıl indim, öbürkünü nasıl çıktım, o uzun koridoru nasıl geçtim, bilmiyorum."
-
[zamir]
Bakınız öteki
- KORKMA
-
-
[isim]
Korkmak işi
- "İnsanların korkması icap eden en büyük felaket, kötü ahlaktır."
-
[isim]
Korkmak işi
- GÖRKEM
-
-
[isim]
Göz alıcı ve gösterişli olma durumu; alayiş, azamet, debdebe, ihtişam, tantana, haşmet, şatafat, şaşaa
-
[isim]
Göz alıcı ve gösterişli olma durumu; alayiş, azamet, debdebe, ihtişam, tantana, haşmet, şatafat, şaşaa
- KIRKLI
-
-
[sıfat]
Kırk parçası bulunan, kırk parçadan oluşan
-
İçinde kırk tane aynı nesneden bulunan
-
Kırk ile elli arasında olan
- "En güzel yaşlarım kırklı yaşlarımdı."
-
Kırk gününü doldurmamış (bebek veya lohusa kadın)
-
Birinin kırkı çıkmadan öbürü doğan (akraba veya komşu çocukları)
-
[sıfat]
Kırk parçası bulunan, kırk parçadan oluşan
- ORKİDE
-
Kelime Kökeni: Fransızca orchidée
-
[isim, bitki bilimi]
Salepgillerden, doğada, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla camekânlarda da yetiştirilen, birtakım bitki türlerinin ortak adı
- "Hanımlar bunun orkide denilen nadir ve güç yetiştiği için pahalı bir çiçek olduğunu söylerlerdi."
-
[isim, bitki bilimi]
Salepgillerden, doğada, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla camekânlarda da yetiştirilen, birtakım bitki türlerinin ortak adı
- HERKÜL
-
Kelime Kökeni: (Herkül özel adından)
-
[isim]
Güçlü, kuvvetli kimse
-
[isim]
Güçlü, kuvvetli kimse
- KIRKIM
-
-
[isim]
Davarların kırkılması işi
-
Davarların kırkıldıkları mevsim
-
[isim]
Davarların kırkılması işi
- ÇERKEŞ
-
-
[isim]
Çankırı iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Çankırı iline bağlı ilçelerden biri
- MİRKET
-
Kelime Kökeni: İngilizce meerkat
-
[isim, hayvan bilimi]
Güney Afrika'da topluluk hâlinde yaşayan, arka ayakları üzerinde dikilerek çevreyi gözleyen küçük bir memeli (Suricata suricatta)
-
[isim, hayvan bilimi]
Güney Afrika'da topluluk hâlinde yaşayan, arka ayakları üzerinde dikilerek çevreyi gözleyen küçük bir memeli (Suricata suricatta)
- MERKEP
-
Kelime Kökeni: Arapça merkeb
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız eşek
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız eşek
- ÇERKEZ
-
-
[isim]
Kafkasya'da yaşayan bir boy veya bu boydan olan kimse
-
[isim]
Kafkasya'da yaşayan bir boy veya bu boydan olan kimse
- İRKMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Birikmek, toplanmak
-
[eskimiş]
Biriktirmek, toplamak
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Birikmek, toplanmak
- VERKAÇ
-
-
[isim, spor]
Futbol, hentbol ve basketbolda topa sahip oyuncunun yakındaki bir arkadaşına pas verip boş bir alana kaçarak tekrar topu alması
-
[isim, spor]
Futbol, hentbol ve basketbolda topa sahip oyuncunun yakındaki bir arkadaşına pas verip boş bir alana kaçarak tekrar topu alması