İçinde riya olan 39 kelime var. İçerisinde RİYA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında riya olan kelimeler listesine ya da sonu riya ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

14 Harfli Kelimeler

ENDÜSTRİYALİZM, NAZARİYATÇILIK, RİYASETİCUMHUR

13 Harfli Kelimeler

HAFRİYATÇILIK, RİYAKARCASINA

12 Harfli Kelimeler

BRİYANTİNSİZ, ITRİYATÇILIK

11 Harfli Kelimeler

BRİYANTİNLİ, NAZARİYATÇI

10 Harfli Kelimeler

HAFRİYATÇI, RİYAKARANE, RİYAKARLIK, RİYAZİYECİ

9 Harfli Kelimeler

BRİYANTİN, ITRİYATÇI, NAZARİYAT, RİYAKARCA, RİYAZİYAT, SERİRİYAT

8 Harfli Kelimeler

DEBRİYAJ, EKSERİYA, FİKRİYAT, HAFRİYAT, NEŞRİYAT, RİYAZİYE, ŞEHRİYAR

7 Harfli Kelimeler

ITRİYAT, RİYAKAR, RİYASET, RİYASIZ, RİYAZET

6 Harfli Kelimeler

RİYALA, RİYALE, RİYAZİ, TRİYAS

5 Harfli Kelimeler

ARİYA, RİYAD, RİYAL

4 Harfli Kelimeler

RİYA

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Riya Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A R Y İ

4 Harfli Kelimeler

RİYA

3 Harfli Kelimeler

ARİ, RAY, YAR

2 Harfli Kelimeler

AR, AY, RA, YA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ENDÜSTRİYALİZM

Kelime Kökeni: Fransızca industrialisme

  1. [isim] Bakınız sanayicilik
RİYASETİCUMHUR

Kelime Kökeni: Arapça riyaset + cumhur

  1. [isim] Bakınız cumhurbaşkanlığı
    • "İlk fırsatta, resmen cumhuriyet ilan etmek ve devlet riyasetini, riyaseticumhur makamında temsil ederek kuvvetli bir vaziyet vücuda getirmek elzem idi." (Atatürk)
NAZARİYATÇILIK

  1. [isim] Bakınız kuramcılık
HAFRİYATÇILIK

  1. [isim] Hafriyatçının yaptığı iş
    • "… muhtelif mütehassıslarla, ananelerine uymak suretiyle hafriyatçılığı ince bir meslek hâline getirenlerin varlığı, Kültepe hafriyat heyetinin teşkilindeki kolaylığı belirtmeye kâfidir." (Tahsin Özgüç)
RİYAKARCASINA

  1. [zarf] Bakınız riyakârca
BRİYANTİNSİZ

  1. [sıfat] Briyantin sürülmemiş
    • "Balolar bir acayip yerdir. Briyantinsiz kafa, işçi tulumu, boyasız tırnak yasak." (Kemal Tahir)
ITRİYATÇILIK

  1. [isim] Itriyatçının yaptığı iş
NAZARİYATÇI

  1. [isim] Bakınız kuramcı
BRİYANTİNLİ

  1. [sıfat] Briyantinle süslenmiş, briyantin sürünmüş
    • "Onun gençliğinde pudralı yanak, kozmetikli bıyık, briyantinli saçtı güzel sanılan." (Yusuf Ziya Ortaç)
RİYAKARANE

Kelime Kökeni: Arapça riyā + Farsça -kār-āne

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız riyakârca
RİYAZİYECİ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız matematikçi
HAFRİYATÇI

  1. [isim] Hafriyat işi ile uğraşan kimse
    • "Zemin katta kamyon tamirhanesi, girişte et lokantası ve kıraathane, bir üst katı iki hemşehrisine kiralamış; biri hafriyatçı, diğeri muhasebeci." (Ercan Kesal)
  2. [arkeoloji] Arkeolojik kazı ile uğraşan kimse
    • "Kaya cephelerinin hakikaten mezar olup olmadıkları birkaç hafriyatçı tarafından münakaşa olunmaktadır." (Necip Kocaarslan)
RİYAKARLIK

  1. [isim] Bakınız ikiyüzlülük
    • "Riyakârlık, aşağılığın son haddidir." (Sait Faik Abasıyanık)
ITRİYATÇI

  1. [isim] Güzel kokular, makyaj malzemesi satan kimse veya yer
BRİYANTİN

Kelime Kökeni: Fransızca brillantine

  1. [isim] Saçı parlatmak ve yatırmak için kullanılan güzel kokulu bir madde
    • "Erkeklerin briyantin kullanması zamanın modasıydı." (Altan Öymen)
RİYAKARCA

  1. [zarf] İkiyüzlülükle; riyakârcasına, riyakârane
NAZARİYAT

Kelime Kökeni: Arapça naẓariyyāt

  1. [isim, eskimiş] Kuramlar
  2. Bakınız kuram
    • "O devirde henüz dil üstüne spekülasyon başlamamış, Türkçe denen muhteşem orkestra, notadan, musiki ilminden, nazariyat ve felsefesinden anlamayan alaylı maestroların idaresi altına girmemişti." (Sâmiha Ayverdi)
SERİRİYAT

Kelime Kökeni: Arapça serįriyyāt

  1. [isim, eskimiş, tıp] Bakınız klinik
  2. Tıp öğrencilerinin uygulama yaptıkları eğitim hastanesi
    • "Türkiye’de bir seririyatta ilk imtihan veren doktor benim. Cidden müşkil bir imtihandı." (Mehmet Karayaman)
  3. Hastanelerde hastaların başucunda yapılan dersler
    • "Fakat beş sene sonra tahsilini bitirenler diploma verileceği sırada bir sene daha mektepte alıkonularak bunlara tababet ile beraber seririyat dersleri de takip ettirilmiş ve bu suretle askerî doktorlar derecesinde okutulmuşlardı." (Mehmed Zeki Pakalın)
RİYAZİYAT

Kelime Kökeni: Arapça riyāżiyāt

  1. [isim, eskimiş, matematik] Matematik bilgisi
    • "Hükümlerinde riyaziyata bile yakışmayan bir katiyet vardı." (Ömer Seyfettin)
NEŞRİYAT

Kelime Kökeni: Arapça neşriyyāt

  1. [isim] Bakınız yayın
    • "Tereddütlü, imalı, gıllıgışlı bazı mülahazalar ve neşriyat vardır." (Ruşen Eşref Ünaydın)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü