İçinde ret olan 7 harfli 39 kelime var. İçerisinde RET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ret olan kelimeler listesine ya da Sonu ret ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
E R T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
RET, TER
2 Harfli Kelimeler
ER, ET, RE, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DİRETİŞ
-
-
[isim]
Diretme işi veya biçimi
-
[isim]
Diretme işi veya biçimi
- SEFARET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Elçilik, sefarethane
- "Bu ismi bana İranlı bir sefaret kâtibi buldu." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Elçilik, sefarethane
- SURETEN
- ...
- TAHARET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Temizlik, temiz olma
-
Tuvalet ihtiyacınbı giderdikten sonra suyla temizlenme
-
İslam dini inanışlarına uygun olarak yapılan temizlik
-
[isim]
Temizlik, temiz olma
- ÜCRETLİ
-
-
[isim]
Ücretle çalıştırılan kimse
- "Bu saydığım bayram günleri bizim gibi ücretlilerin aylığını artırır." (Burhan Felek)
-
[sıfat]
Ücret karşılığı yapılan
-
[isim]
Ücretle çalıştırılan kimse
- TÜRETİŞ
- ...
- HAKARET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Onur kırma, onura dokunma
- "Bana hakaret ettiği için davacıyım, efendim." (Sait Faik Abasıyanık)
- "Hakkı da var, tecavüze uğramayan, hakaret görmeyen kalmıyor." (Aka Gündüz)
-
Küçültücü söz veya davranış
-
[isim]
Onur kırma, onura dokunma
- EMRETME
-
-
[isim]
Emretmek işi
-
[isim]
Emretmek işi
- ÖĞRETİM
-
-
[isim]
Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim
- "Ben bizzat bölükte ilköğretim hocalığı yaptım." (Falih Rıfkı Atay)
-
Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme işi
-
[isim]
Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim
- ZARURET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Zorunluluk
- "Kültür hâkim olduktan sonra, sanat ve hayat, mazi ve yeni zaruretler ne güzel uyuşuyor." (Falih Rıfkı Atay)
-
Gereklilik
-
Sıkıntı, yoksulluk, fakirlik
- "Kıyafetinden dışarılıklı ve zarurette olduğu anlaşılan bir kadın ... kahvelerden birine girdi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Zorunluluk
- KÜRETAJ
- ...
- HARARET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sıcaklık
- "Odanın harareti."
-
Susama, susuzluk
- "Çay, harareti giderir."
-
Coşkunluk, ateşlilik
- "Onu bileğinden tutup çekerek hararetle kucaklamak ister gibi yaptı," (Peyami Safa)
-
[isim]
Sıcaklık
- ÜRETİCİ
-
-
[isim]
Üretimle uğraşan kimse, yetiştirici, müstahsil, tüketici karşıtı
- "Devlet, bitkisel ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri alır." (Anayasa)
-
[sıfat]
Üretim sağlayan
-
[isim]
Üretimle uğraşan kimse, yetiştirici, müstahsil, tüketici karşıtı
- DİRETME
-
-
[isim]
Diretmek işi, inat
-
[isim]
Diretmek işi, inat
- MAHARET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İş görmede beceri, uzluk, ustalık
- "Hâlindeki kırgınlıktan, büyük bir derdi olduğunu anlamış, epeyce bir maharetle ağzını aramıştım." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
İş görmede beceri, uzluk, ustalık
- CÜRETLİ
-
-
[sıfat]
Cüreti olan
-
[sıfat]
Cüreti olan
- TÜRETME
-
-
[isim]
Ad ve fiillerin kök veya gövdelerine yapım eki getirilerek kelime kurma, iştikak: Göz-lük-çü, söyle-n-ti, sev-gi gibi
-
Bilinen bazı şeylerden yararlanarak düşünce gücüyle yeni bir şey bulma, ihtira
-
[isim]
Ad ve fiillerin kök veya gövdelerine yapım eki getirilerek kelime kurma, iştikak: Göz-lük-çü, söyle-n-ti, sev-gi gibi
- ÜRETKEN
-
-
[sıfat]
Üretme gücü olan, çok üreten
-
[sıfat]
Üretme gücü olan, çok üreten
- KRETASE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Genellikle alt bölümü killi ve kumlu, üst bölümü tebeşir olan İkinci Çağın son dönemi
-
[isim]
Genellikle alt bölümü killi ve kumlu, üst bölümü tebeşir olan İkinci Çağın son dönemi
- ZİYARET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Birini görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme
- "Haftada iki gece ziyaretine giderdik." (Halit Fahri Ozansoy)
- "Eli rehberli Amerikan turistleri gibi, geldikleri şehrin önce tarihî anıtlarını ziyaret ederler." (Haldun Taner)
-
[isim]
Birini görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme