İçinde ret olan 7 harfli 39 kelime var. İçerisinde RET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ret olan kelimeler listesine ya da sonu ret ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ret Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E R T

3 Harfli Kelimeler

RET, TER

2 Harfli Kelimeler

ER, ET, RE, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÜCRETLİ

  1. [isim] Ücretle çalıştırılan kimse
    • "Bu saydığım bayram günleri bizim gibi ücretlilerin aylığını artırır." (Burhan Felek)
  2. [sıfat] Ücret karşılığı yapılan
KRETASE

Kelime Kökeni: Fransızca crétacé

  1. [isim, jeoloji] Genellikle alt bölümü killi ve kumlu, üst bölümü tebeşir olan İkinci Çağ'ın son dönemi
DRETNOT

Kelime Kökeni: İngilizce dreadnought

  1. [isim, denizcilik] XX. yüzyılın başlarında kullanılan bir zırhlı tipi
    • "Mazideki sal, bugün dretnottur." (Ömer Seyfettin)
SADARET

Kelime Kökeni: Arapça ṣadāret

  1. [isim, tarih] Bakınız sadrazamlık
SERETAN

Kelime Kökeni: Arapça sereṭān

  1. [isim, eskimiş, hayvan bilimi] Bakınız yengeç
ÜRETMEK

  1. [nesnesiz] Aynı türden canlıları çoğaltmak
    • "Minnacık bir kir, olduğu yerde durmuyor, dakikada üçe beşe katlanarak çoğalan mikroplar üretiyordu." (Elif Şafak)
  2. Ekonomik bir etkinlik sonucu ürün elde etmek; yapmak
    • "Petrol üretmek. Çimento üretmek."
  3. [mecaz] Oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek
    • "Şiir üretmek."
ZİYARET

Kelime Kökeni: Arapça ziyāret

  1. [isim] Birini görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme
    • "Haftada iki gece ziyaretine giderdik." (Halit Fahri Ozansoy)
  2. Bir yeri görmeye gitme
  3. Bakınız ziyaret yeri
    • "Kör olası Suzan Suzi / Ziyaret çarptı bizi" (Halk türküsü)
CÜRETLİ

  1. [sıfat] Kendini bilmez biçimde davranan (kimse); cüretkâr
  2. Düşüncesizce, saygısızca davranan (kimse); cüretkâr
  3. Bakınız cesaretli
KEFARET

Kelime Kökeni: Arapça keffāret

  1. [isim, din bilimi] İşlenmiş bir günah, suç veya kabahatin bağışlanması için dinî bakımdan verilmesi veya yapılması gereken şey
  2. Bakınız diyet (I)
    • "Onu sevmek bile hayatımın kefareti oluyor." (Aka Gündüz)
MAZERET

Kelime Kökeni: Arapça maʿẕeret

  1. [isim] Bakınız özür
  2. Bakınız bahane
    • "Kabahatime mazeret, haklı sebep aramıyorum." (Aka Gündüz)
RETORİK

Kelime Kökeni: Fransızca rhétorique

  1. [isim, edebiyat] Güzel söz söyleme
  2. Bakınız belagat
TİCARET

Kelime Kökeni: Arapça ticāret

  1. [isim] Ürün, mal vb. alım satımı; tecim
    • "Ne ziraat ne ticaret için kâfi nüfus kaldı." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği; tecim
    • "Yolcuların çoğu çıkmış, artık ticareti dönüşe bıraktım." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. Bu etkinlikle ilgili bilim
  4. Bakınız kâr
KÜRETAJ

Kelime Kökeni: Fransızca curetage

  1. [isim, tıp] Bakınız kürtaj
TÜRETME

  1. [isim] Türetmek işi
  2. [dil bilgisi] Kelimelerin kök veya gövdelerine yapım eki getirilerek kelime kurma; iştikak: göz-lük-çü, söyle-n-ti, sev-gi vb
  3. Bakınız ihtira
ZARURET

Kelime Kökeni: Arapça żarūret

  1. [isim] Bakınız zorunluluk
    • "Kültür hâkim olduktan sonra sanat ve hayat, mazi ve yeni zaruretler ne güzel uyuşuyor." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Sıkıntı, yoksulluk içinde olma
    • "Kıyafetinden dışarlıklı ve zarurette olduğu anlaşılan bir kadın kahvelerden birine girdi."
ÜRETKEN

  1. [sıfat] Üretme gücü olan, çok üreten
  2. Bakınız doğurucu
TÜRETİŞ

  1. [isim] Türetmek işi
HARARET

Kelime Kökeni: Arapça ḥarāret

  1. [isim] Bakınız sıcaklık
    • "İspirto tatlı bir hararetle midesini alazladı." (Refik Halit Karay)
  2. Susama, susuzluk
    • "Çay, harareti giderir."
  3. [mecaz] Coşkunluk, ateşlilik
    • "Onu bileğinden tutup çekerek hararetle kucaklamak ister gibi yaptı," (Peyami Safa)
SİRETEN

Kelime Kökeni: Arapça sįreten

  1. [zarf] Huy ve karakter bakımından
NEZARET

Kelime Kökeni: Arapça neẓāret

  1. [isim] Bakma, gözetme, gözetim
  2. [hukuk] Bakınız gözaltı
  3. Bakınız nezarethane
    • "Zaptiye nezaretinde temiz bir dayaktan sonra hepimizi bir yere sürdüler." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. [eskimiş] Bakınız bakanlık
  5. [eskimiş] Bakınız görü
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü