İçinde ret olan 6 harfli 37 kelime var. İçerisinde RET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ret olan kelimeler listesine ya da sonu ret ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ret Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
RET, TER
2 Harfli Kelimeler
ER, ET, RE, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- EĞRETİ
-
-
[sıfat]
Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, bir şeyin yerine geçici olarak kullanılan
- "O gün için oraya eğreti olarak getirilmişe benziyordu."
-
İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan
- "Konuk kadının durgunluğu evdeki tedirginliktendi, iğne üstünde oturuyormuşçasına eğretiydi duruşu."
-
Bakınız takma
- "Eğreti diş. Eğreti bacak."
-
Belli belirsiz olan
-
Uyumsuz, yakışmamış
-
[zarf]
İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde
- "Ayakları karada ama eğreti duruyorlar rıhtım taşları üzerinde."
-
[zarf]
Bakınız üstünkörü
- "Her işi eğreti yapar oldun, her işi ucundan tutar oldun."
-
İleride geri alınmak üzere verilen şey
-
[sıfat]
Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, bir şeyin yerine geçici olarak kullanılan
- EMARET
-
Kelime Kökeni: Arapça emāret
-
[isim]
Bakınız beylik
-
[isim]
Bakınız beylik
- KESRET
-
Kelime Kökeni: Arapça kes̱ret
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çokluk
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çokluk
- HİCRET
-
Kelime Kökeni: Arapça hicret
-
[isim]
Bakınız göç
- "Hicret tabiri bana öyle tesir eder ki derinliğine inemeyeceğim bu mana karşısında dalar dalar giderim."
-
[tarih, din bilimi]
İslam takviminde tarih başı sayılan Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç etmesi
-
[isim]
Bakınız göç
- MÜFRET
-
Kelime Kökeni: Arapça mufred
-
[isim, eskimiş, dil bilgisi]
Bakınız teklik
-
[isim, eskimiş, dil bilgisi]
Bakınız teklik
- AKARET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳārāt sözünden
-
[isim, eskimiş]
Bakınız akar (I)
- "Başladı her ay akaretlerinden kira toplar gibi tıkır tıkır faizleri toplamaya."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız akar (I)
- NEFRET
-
Kelime Kökeni: Arapça nefret
-
[isim]
Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu
-
Bakınız tiksinme
- "Şimdi bu satırlarımı hiddetle, nefretle, iç bulantısı ile yazıyorum."
-
[isim]
Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu
- HAYRET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥayret
-
[isim]
Beklenmedik, garip bir şeyin sebep olduğu şaşkınlık, şaşırma
- "Konducu kadınların hayret içinde bakıştıklarını görüp zamanı unuttu."
-
[ünlem]
Şaşılan bir şey karşısında söylenen söz
- "Hayret! Bu tür yakıştırmalardan tüylerimin diken diken olduğunu sanırdım."
-
[isim]
Beklenmedik, garip bir şeyin sebep olduğu şaşkınlık, şaşırma
- AŞİRET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaşīret
-
[isim]
Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında toplum, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk; oymak (II)
- "Bunlar aşiret reislerine hulus çakmışlar, hep alttan almışlar belki rüşvetlerini de yemişler ve onları şımartmışlardı."
-
[isim]
Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında toplum, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk; oymak (II)
- SURETA
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣūretā
- RETİNA
-
Kelime Kökeni: Latince
-
[isim, anatomi]
Bakınız ağ tabaka
-
[isim, anatomi]
Bakınız ağ tabaka
- ÜRETEÇ
-
-
[isim, fizik]
Herhangi bir mekanik enerjiyi elektrik akımına çeviren aygıt; elektrik üreteci, jeneratör, dinamo
- "Pil ve dinamo birer üreteçtir."
-
[isim, fizik]
Herhangi bir mekanik enerjiyi elektrik akımına çeviren aygıt; elektrik üreteci, jeneratör, dinamo
- ÖĞRETİ
-
-
[isim, felsefe]
Bilimde, felsefede bir görüşü bir sistem içinde belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olarak oluşturan ilke ve dogmalar bütünü; doktrin
-
Toplumda herhangi bir alanda çığır açan bir düşünce adamının ortaya koyduğu görüşler, ilkeler bütünü; doktrin
- "Öğretisini başkalarına iletebilmekten umudunu kestiği anlar bile oluyordu."
-
Birbirine bağlı bilimsel veya felsefi düşünceler birliği; meslek, mezhep
-
Belli bir görüşe dayalı çalışma anlayışının bütünü
-
[isim, felsefe]
Bilimde, felsefede bir görüşü bir sistem içinde belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olarak oluşturan ilke ve dogmalar bütünü; doktrin
- ŞİRRET
-
Kelime Kökeni: Arapça şirret
-
[sıfat]
Kavga çıkarmaktan hoşlanan, çok konuşarak üste çıkan, karşısındakini bastıran, edepsiz (kimse)
- "Melek kadar masum / Yok canım şeytan kadar şirret"
-
[sıfat]
Kavga çıkarmaktan hoşlanan, çok konuşarak üste çıkan, karşısındakini bastıran, edepsiz (kimse)
- KUDRET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳudret
-
[isim]
Bir işi yapabilme, bir direnmeyi yenme gücü; çıdam
- "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur."
-
İstediğini yaptırabilme gücü
- "Din adamları halk üzerinde büyük bir telkin kudretine sahiptirler."
-
Maddi bakımdan zenginlik
-
[din bilimi]
Bakınız Allah yapısı
-
[din bilimi]
Allah’ın bütün varlığı kapsayan gücü
- "Balınan yoğrulmuş o sırma saçlar / Kudretten çekilmiş karadır kaşlar"
-
[din bilimi]
Allah’ın her şeye kadir olması, dilediği her şeyi yapması şeklinde tecelli eden sıfatı
-
[isim]
Bir işi yapabilme, bir direnmeyi yenme gücü; çıdam
- ESARET
-
Kelime Kökeni: Arapça esāret
-
[isim]
Bakınız tutsaklık
- "Esaretimin geri kalan müddetini bu ümitle geçirmeye başladım."
-
Bakınız boyunduruk
- "İlim ve teknik bugün insanı tabiatın esaretinden kurtaran çeşitli vasıtalar icat etmiştir."
-
[mecaz]
Hâkimiyet altında bulunma
-
[isim]
Bakınız tutsaklık
- ÜRETME
-
-
[isim]
Üretmek işi
-
[isim]
Üretmek işi
- HAZRET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥażret
-
[isim]
Yüce kabul edilen kimselerin adlarının başına saygı, övme, yüceltme amacıyla getirilen ünvan
- "Hazreti Ali. Hazreti Fatma."
-
[mecaz]
Adı söylenmeyen bir kimseden söz edilirken kullanılan bir söz
- "Bilen bilir, kolay okunan yazar değildir hazret."
-
[mecaz]
Kullanıldığında bir kişinin küçümsendiğini anlatan bir söz
-
[ünlem]
Genellikle erkekler arasında senli benli konuşmada kullanılan bir seslenme sözü
- "Hazret! Şu kitabı uzatır mısın?"
-
[isim]
Yüce kabul edilen kimselerin adlarının başına saygı, övme, yüceltme amacıyla getirilen ünvan
- ÜRETİM
-
-
[isim]
Belirli faaliyet ve işlemler sonucu yeni bir mal veya hizmet meydana getirme; istihsal, prodüksiyon, tüketim karşıtı
- "Bu arada üç beş yazarın üretimi de araya kaynayıp gidiyor."
-
[isim]
Belirli faaliyet ve işlemler sonucu yeni bir mal veya hizmet meydana getirme; istihsal, prodüksiyon, tüketim karşıtı
- ÜRETRA
-
Kelime Kökeni: Latince
-
[isim, anatomi]
Bakınız siyek
-
[isim, anatomi]
Bakınız siyek