İçinde ret olan 6 harfli 37 kelime var. İçerisinde RET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ret olan kelimeler listesine ya da sonu ret ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ret Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E R T

3 Harfli Kelimeler

RET, TER

2 Harfli Kelimeler

ER, ET, RE, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

EĞRETİ

  1. [sıfat] Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, bir şeyin yerine geçici olarak kullanılan
    • "O gün için oraya eğreti olarak getirilmişe benziyordu." (Attilâ İlhan)
  2. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan
    • "Konuk kadının durgunluğu evdeki tedirginliktendi, iğne üstünde oturuyormuşçasına eğretiydi duruşu." (Burhan Günel)
  3. Bakınız takma
    • "Eğreti diş. Eğreti bacak."
  4. Belli belirsiz olan
  5. Uyumsuz, yakışmamış
  6. [zarf] İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde
    • "Ayakları karada ama eğreti duruyorlar rıhtım taşları üzerinde." (Zeyyat Selimoğlu)
  7. [zarf] Bakınız üstünkörü
    • "Her işi eğreti yapar oldun, her işi ucundan tutar oldun." (Sâmiha Ayverdi)
  8. İleride geri alınmak üzere verilen şey
EMARET

Kelime Kökeni: Arapça emāret

  1. [isim] Bakınız beylik
KESRET

Kelime Kökeni: Arapça kes̱ret

  1. [isim, eskimiş] Bakınız çokluk
HİCRET

Kelime Kökeni: Arapça hicret

  1. [isim] Bakınız göç
    • "Hicret tabiri bana öyle tesir eder ki derinliğine inemeyeceğim bu mana karşısında dalar dalar giderim." (Safiye Erol)
  2. [tarih, din bilimi] İslam takviminde tarih başı sayılan Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç etmesi
MÜFRET

Kelime Kökeni: Arapça mufred

  1. [isim, eskimiş, dil bilgisi] Bakınız teklik
AKARET

Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳārāt sözünden

  1. [isim, eskimiş] Bakınız akar (I)
    • "Başladı her ay akaretlerinden kira toplar gibi tıkır tıkır faizleri toplamaya." (Ercüment Ekrem Talu)
NEFRET

Kelime Kökeni: Arapça nefret

  1. [isim] Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu
  2. Bakınız tiksinme
    • "Şimdi bu satırlarımı hiddetle, nefretle, iç bulantısı ile yazıyorum." (Aka Gündüz)
HAYRET

Kelime Kökeni: Arapça ḥayret

  1. [isim] Beklenmedik, garip bir şeyin sebep olduğu şaşkınlık, şaşırma
    • "Konducu kadınların hayret içinde bakıştıklarını görüp zamanı unuttu." (Lâtife Tekin)
  2. [ünlem] Şaşılan bir şey karşısında söylenen söz
    • "Hayret! Bu tür yakıştırmalardan tüylerimin diken diken olduğunu sanırdım." (Adalet Ağaoğlu)
AŞİRET

Kelime Kökeni: Arapça ʿaşīret

  1. [isim] Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında toplum, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk; oymak (II)
    • "Bunlar aşiret reislerine hulus çakmışlar, hep alttan almışlar belki rüşvetlerini de yemişler ve onları şımartmışlardı." (Necip Fazıl Kısakürek)
SURETA

Kelime Kökeni: Arapça ṣūretā

  1. [zarf] Bakınız görünüşte
    • "Babam sureta hak verdi ama bir de içine sor!" (Peyami Safa)
  2. Bakınız yalandan
RETİNA

Kelime Kökeni: Latince

  1. [isim, anatomi] Bakınız ağ tabaka
ÜRETEÇ

  1. [isim, fizik] Herhangi bir mekanik enerjiyi elektrik akımına çeviren aygıt; elektrik üreteci, jeneratör, dinamo
    • "Pil ve dinamo birer üreteçtir."
ÖĞRETİ

  1. [isim, felsefe] Bilimde, felsefede bir görüşü bir sistem içinde belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olarak oluşturan ilke ve dogmalar bütünü; doktrin
  2. Toplumda herhangi bir alanda çığır açan bir düşünce adamının ortaya koyduğu görüşler, ilkeler bütünü; doktrin
    • "Öğretisini başkalarına iletebilmekten umudunu kestiği anlar bile oluyordu." (Haldun Taner)
  3. Birbirine bağlı bilimsel veya felsefi düşünceler birliği; meslek, mezhep
  4. Belli bir görüşe dayalı çalışma anlayışının bütünü
ŞİRRET

Kelime Kökeni: Arapça şirret

  1. [sıfat] Kavga çıkarmaktan hoşlanan, çok konuşarak üste çıkan, karşısındakini bastıran, edepsiz (kimse)
    • "Melek kadar masum / Yok canım şeytan kadar şirret" (Behçet Necatigil)
KUDRET

Kelime Kökeni: Arapça ḳudret

  1. [isim] Bir işi yapabilme, bir direnmeyi yenme gücü; çıdam
    • "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur." (Atatürk)
  2. İstediğini yaptırabilme gücü
    • "Din adamları halk üzerinde büyük bir telkin kudretine sahiptirler." (Mehmet Kaplan)
  3. Maddi bakımdan zenginlik
  4. [din bilimi] Bakınız Allah yapısı
  5. [din bilimi] Allah’ın bütün varlığı kapsayan gücü
    • "Balınan yoğrulmuş o sırma saçlar / Kudretten çekilmiş karadır kaşlar" (Halk türküsü)
  6. [din bilimi] Allah’ın her şeye kadir olması, dilediği her şeyi yapması şeklinde tecelli eden sıfatı
ESARET

Kelime Kökeni: Arapça esāret

  1. [isim] Bakınız tutsaklık
    • "Esaretimin geri kalan müddetini bu ümitle geçirmeye başladım." (Ahmet Midhat Efendi)
  2. Bakınız boyunduruk
    • "İlim ve teknik bugün insanı tabiatın esaretinden kurtaran çeşitli vasıtalar icat etmiştir." (Mehmet Kaplan)
  3. [mecaz] Hâkimiyet altında bulunma
ÜRETME

  1. [isim] Üretmek işi
HAZRET

Kelime Kökeni: Arapça ḥażret

  1. [isim] Yüce kabul edilen kimselerin adlarının başına saygı, övme, yüceltme amacıyla getirilen ünvan
    • "Hazreti Ali. Hazreti Fatma."
  2. [mecaz] Adı söylenmeyen bir kimseden söz edilirken kullanılan bir söz
    • "Bilen bilir, kolay okunan yazar değildir hazret." (Refik Erduran)
  3. [mecaz] Kullanıldığında bir kişinin küçümsendiğini anlatan bir söz
  4. [ünlem] Genellikle erkekler arasında senli benli konuşmada kullanılan bir seslenme sözü
    • "Hazret! Şu kitabı uzatır mısın?"
ÜRETİM

  1. [isim] Belirli faaliyet ve işlemler sonucu yeni bir mal veya hizmet meydana getirme; istihsal, prodüksiyon, tüketim karşıtı
    • "Bu arada üç beş yazarın üretimi de araya kaynayıp gidiyor." (Nezihe Meriç)
ÜRETRA

Kelime Kökeni: Latince

  1. [isim, anatomi] Bakınız siyek
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü