İçinde r olan 7 harfli 2853 kelime var. İçerisinde R harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında r harfi olan kelimeler listesine ya da sonu r harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DOYURMA
-
-
[isim]
Doyurmak işi
- "Onlar beleşe karın doyurmaya gelmişler."
-
[isim]
Doyurmak işi
- LATERİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca latérite
-
[isim, jeoloji]
Sıcak, nemli iklimlerde oluşan, parlak kırmızı veya kahverengiye çalan kırmızı renkli, demir oksit ve alüminyum bakımından zengin toprak
-
[isim, jeoloji]
Sıcak, nemli iklimlerde oluşan, parlak kırmızı veya kahverengiye çalan kırmızı renkli, demir oksit ve alüminyum bakımından zengin toprak
- ZUHURAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ẓuhūrāt
-
[isim, eskimiş]
Gerçekleşeceği düşünülmeyen, hesapta olmayan, umulmadık, olağan dışı olgular
- "Meğer böyle zuhurat zamanlarında trafik arabaları ancak vilayet yolları dâhilinde gezermiş."
-
[mecaz]
Karşılık beklemeden yapılan yardım
- "Cahit Sıtkı, Şükran Lokantası’nın sahibi ile aydan aya hesap görmek üzere anlaşmıştı; bu yüzden, zuhurat bekleyen parasız arkadaşları buyur etmezdi masasına."
-
[isim, eskimiş]
Gerçekleşeceği düşünülmeyen, hesapta olmayan, umulmadık, olağan dışı olgular
- BASURLU
-
-
[sıfat]
Basuru olan; hemoroitli
-
[sıfat]
Basuru olan; hemoroitli
- İMRENME
-
-
[isim]
İmrenmek işi; imrenti, gıpta, özenç
- "Bütün bu saf sözleri, bir kısmı gerçek bir imrenme ile, bir kısmı içten gelen bir alayla dinliyordu."
-
[isim]
İmrenmek işi; imrenti, gıpta, özenç
- SAPSARI
-
-
[sıfat]
Her yanı sarı, çok sarı
- "Mevki hırsından zangır zangır titreyen, sapsarı bir yüzle gezen adam."
-
[sıfat]
Her yanı sarı, çok sarı
- KORKUNÇ
-
-
[sıfat]
Çok korkulu, korku veren, dehşete düşüren; müthiş
- "Bizi buraya getiren arabacı yolda birtakım korkunç şeyler söyledi."
-
Herhangi bir özelliğiyle şaşkınlık veren
-
Çok aşırı
- "Sandık kokan masallarını önlerine gelene anlatmaktan korkunç zevk duyarlar."
-
[sıfat]
Çok korkulu, korku veren, dehşete düşüren; müthiş
- STERLİN
-
Kelime Kökeni: İngilizce sterling
-
[isim]
Yüz peniden oluşan Birleşik Krallık’ın para birimi; paunt
-
[isim]
Yüz peniden oluşan Birleşik Krallık’ın para birimi; paunt
- SARIAĞI
-
-
[isim, bitki bilimi]
Kışın yapraklarını döken, sarı çiçekli ve çalı görünüşünde bir bitki; zifin (Rhododendron luteun)
-
[isim, bitki bilimi]
Kışın yapraklarını döken, sarı çiçekli ve çalı görünüşünde bir bitki; zifin (Rhododendron luteun)
- OVDURMA
-
-
[isim]
Ovdurmak işi
-
[isim]
Ovdurmak işi
- DROSERA
-
Kelime Kökeni: Fransızca droséra
-
[isim, bitki bilimi]
Droseragillerden, topuz biçimindeki yapraklarının üst yüzeyi, böcekleri yakalayan yapışkan tüyler ile örtülü otsu bir bitki (Drosera rotundifolia)
-
[isim, bitki bilimi]
Droseragillerden, topuz biçimindeki yapraklarının üst yüzeyi, böcekleri yakalayan yapışkan tüyler ile örtülü otsu bir bitki (Drosera rotundifolia)
- YADIRGI
-
-
[sıfat]
Bakınız yabancı
- "Birbirini kovalayan delikanlı dokumacılar, yalınayak çocuklar, bütün bu gürültü, şamata ve kaynaşmayı alışmamış, yadırgı gözlerle seyreden memleket uşakları..."
-
[sıfat]
Bakınız yabancı
- PÜRNEŞE
-
Kelime Kökeni: Farsça pur + Arapça neşʾe
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız neşeli
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız neşeli
- AĞIRLIK
-
-
[isim]
Ağır olma durumu; tartı
- "Taşın ağırlığı."
- "Yükün ağırlığı."
-
Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne
-
Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer
-
Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum
- "Havanın ağırlığı."
-
Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum
-
Bakınız takı
- "Kadın bütün ağırlığını takıp düğüne gitti."
-
Bakınız sorumluluk
- "Bu işin ağırlığını tek başıma yüklendim."
-
Bir kimse, bir grup vb.nin toplum içinde etkisinin fazla olması durumu
-
Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak
- "Şimdi bütün ağırlığı reklama vermeli."
-
[ağızlardan]
Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan; kalın (II)
-
[mecaz]
Bakınız sıkıntı
- "Göğsümden asabi bir ağırlığın yükseldiğini, nefes aldırmayacak gibi boğazıma tıkandığını duyuyordum."
-
[mecaz]
Bakınız ağırbaşlılık
- "Çocuğa yıllar geçtikçe bir ağırlık geldi."
-
[mecaz]
Değerli olma durumu
- "Hediyenin ağırlığı."
-
[mecaz]
Uyuşukluk ve gevşeklik durumu
- "Beynime bir ağırlık peyda olmuştu."
-
[askerlik]
Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri
- "Akşama doğru, ağırlığın başında bezgin neferlere iş gördürmeye uğraşıyordum."
-
[fizik]
Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke; gravite
-
[spor]
Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori; sıklet
-
[isim]
Ağır olma durumu; tartı
- BAŞVURU
-
-
[isim]
Başvurmak işi; müracaat
- "O günlerde her fakülteye ayrı başvuru yapmak gerekiyordu."
-
Bir bilgiye ulaşmada, bir eseri hazırlamada temel kaynak olarak kullanılan yazı, kitap, makale vb.
- "Başvuru kitapları."
-
[isim]
Başvurmak işi; müracaat
- PEDAVRA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Köknar ve ladin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta; balar
-
[isim]
Köknar ve ladin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta; balar
- MÜŞAVİR
-
Kelime Kökeni: Arapça muşāvir
-
[isim]
Bakınız danışman
-
[isim]
Bakınız danışman
- YARENCE
-
-
[zarf]
Yâren gibi, yârene benzer bir biçimde
- "Mavi gözlüklü adam hâlden anlamıştı sanırım, babama yârence gülerek..."
-
[zarf]
Yâren gibi, yârene benzer bir biçimde
- DODURGA
-
-
[isim]
Çorum iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Çorum iline bağlı ilçelerden biri
- BİTİRİŞ
-
-
[isim]
Bitirmek işi
- "Haldun’un liseyi parlak şekilde bitirişi şerefine cici teyzenin hazırladığı nefis masa Avukat Nihat’ı bile iştahlandırdı."
-
[isim]
Bitirmek işi