İçinde plak olan 23 kelime var. İçerisinde PLAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında plak olan kelimeler listesine ya da sonu plak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
ÇIPLAKLAŞTIRMAK
ÇIPLAKLAŞTIRMA, ÇIRILÇIPLAKLIK
ÇIPLAKLAŞMAK, ÇIRÇIPLAKLIK
ÇIPLAKLAŞMA, ÇIRILÇIPLAK
PLAKACILIK
ÇIPLAKLIK, ÇIRÇIPLAK, KONTRPLAK, PLAKÇILIK
ANTİPLAK, PLAKASIZ
PLAKACI, PLAKALI
ÇIPLAK, HOPLAK, PLAKÇI, PLAKET, ŞAPLAK
PLAKA
PLAK
Plak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
KALP, PLAK
3 Harfli Kelimeler
ALP, KAL, KAP, LAK, LAP, PAK, PAL
2 Harfli Kelimeler
AK, AL, LA, PA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇIPLAKLAŞTIRMAK
-
-
[-i]
Çıplak duruma getirmek
- "Eteğinin arkasındaki derin yırtmaç dışında, dekoltelikle uzaktan yakından ilgisi olmayan giysisi onu alabildiğince çıplaklaştırmış, başımı döndürmüştü."
-
[-i]
Çıplak duruma getirmek
- ÇIPLAKLAŞTIRMA
-
-
[isim]
Çıplaklaştırmak işi
-
[isim]
Çıplaklaştırmak işi
- ÇIRILÇIPLAKLIK
-
-
[isim]
Çırılçıplak olma durumu; çırçıplaklık
- "Aradan seneler geçti, ... fakat o günün çırılçıplaklığı herhâlde Neveser’in fani ömrüyle sınırlı bir kalıcılık kazandı."
-
[isim]
Çırılçıplak olma durumu; çırçıplaklık
- ÇIRÇIPLAKLIK
-
-
[isim]
Bakınız çırılçıplaklık
-
[isim]
Bakınız çırılçıplaklık
- ÇIPLAKLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Çıplak duruma gelmek
- "Bir sabah erken, tatlı bir yaz geçirdiğimiz yalıya, yaprakları dökülmüş korularla çıplaklaşmış bahçeye veda eder, biz de giderdik..."
-
[nesnesiz]
Çıplak duruma gelmek
- ÇIPLAKLAŞMA
-
-
[isim]
Çıplaklaşmak işi
-
[isim]
Çıplaklaşmak işi
- ÇIRILÇIPLAK
-
-
[sıfat]
Tamamen çıplak; çırçıplak, dımdızlak, anadan doğma, anadan üryan
-
[mecaz]
Bitki örtüsü bulunmayan
- "Çırılçıplak bir ovanın ortasındayız."
-
[zarf]
Tamamen çıplak olarak
- "Hasta olmazsa iyiydi doğrusu, bütün gece o soğuk odada çırılçıplak yattı."
-
[zarf, mecaz]
Çok açık bir biçimde
- "Hepsinin yüzünde de aynı endişe çırılçıplak görünüyor."
-
[sıfat]
Tamamen çıplak; çırçıplak, dımdızlak, anadan doğma, anadan üryan
- PLAKACILIK
-
-
[isim]
Plakacının işi
-
[isim]
Plakacının işi
- ÇIRÇIPLAK
-
-
[sıfat]
Bakınız çırılçıplak
- "Hasta binlerle bakan yok, diriler çırçıplak / Ölüler kaskatı olmuş, hani kim kaldıracak?"
-
[sıfat]
Bakınız çırılçıplak
- PLAKÇILIK
-
-
[isim]
Plakçının işi veya mesleği
- "Bu safhadan sonra plakçılık o ciddi firmalardan bu küçük dükkânlara, magandalara, kabadayılara, korsanlara intikal etmeye başladı ve tadı da iyice kaçtı."
-
[isim]
Plakçının işi veya mesleği
- KONTRPLAK
-
Kelime Kökeni: Fransızca contre-plaque
-
[isim]
Genellikle mobilya işlerinde kullanılan, en az üç kaplamanın üst üste tutkallanmasından oluşan, ince, esnek tahta; kontra
- "Mukavva yahut kontrplak mıhlanmıştı cam yerine."
-
[isim]
Genellikle mobilya işlerinde kullanılan, en az üç kaplamanın üst üste tutkallanmasından oluşan, ince, esnek tahta; kontra
- ÇIPLAKLIK
-
-
[isim]
Çıplak olma durumu; cıbıldaklık
- "Bugün bir ikinci moda da çıplaklıktır fakat bu bir sözde çıplaklıktır."
-
[isim]
Çıplak olma durumu; cıbıldaklık
- ANTİPLAK
-
Kelime Kökeni: Fransızca antiplaque
-
[isim, tıp]
Diş plağının dişin yüzeyine tutunmasını engelleyen madde
-
[isim, tıp]
Diş plağının dişin yüzeyine tutunmasını engelleyen madde
- PLAKASIZ
-
-
[sıfat]
Plakası olmayan
-
[sıfat]
Plakası olmayan
- PLAKACI
-
-
[isim]
Plaka yapıp satan kimse
-
[isim]
Plaka yapıp satan kimse
- PLAKALI
-
-
[sıfat]
Üzerinde plaka bulunan
- "Bir ara Türkiye plakalı uzun araçlara yaklaştık."
-
[sıfat]
Üzerinde plaka bulunan
- PLAKET
-
Kelime Kökeni: Fransızca plaquette
-
[isim]
Bakınız onurluk
- "Kütüphanenin açılışında beni davet ederek adıma hazırlanmış bir plaketi sundular."
-
Metal, ağaç, cam vb.nden türlü biçimlerde yapılan, duvara veya herhangi bir yere çakılan küçük, alçak kabartma levha
- "Paris Monparnass’ta bizim Yahya Kemal’imizin sıklıkla uğradığı Closerie des Lilas kahvesindeki masalardan birinde onun adını taşıyan plaket çakılıdır."
-
[isim]
Bakınız onurluk
- PLAKÇI
-
-
[isim]
Plak hazırlayan, yapan veya satan kimse
-
[isim]
Plak hazırlayan, yapan veya satan kimse
- HOPLAK
-
-
[sıfat, mecaz]
Yerinde duramayan, çok hareketli (kimse)
- "Hoplak şey! Evin dışına çıkamayan karı, gezegenin dışına takmış kafayı..."
-
[sıfat, mecaz]
Yerinde duramayan, çok hareketli (kimse)
- ÇIPLAK
-
-
[sıfat]
Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan; ari, üryan, nü, cıbıl, cıbıldak, cılcıbık, şallak, yalıncak
- "Kız, çıplak tabanlarını bozuk yolda şaplata şaplata köyün içerisine doğru uzaklaştı."
-
Saçsız (baş)
-
Üzerinde yaprak olmayan
- "Irmağın başında kocaman, çıplak bir tek kavak vardı."
-
İçinde gerekli eşya bulunmayan
- "Ankara tepelerinin birinde, boz renkli bir binanın çıplak ve dar bir odasında onunla karşı karşıyayız."
-
[mecaz]
Yoksul olan (kimse)
- "Askerliğini yapmamış, beş parasız, çıplak bir Cemal'in nesi vardı evlenilecek?"
-
[mecaz]
Yalın, süssüz olan; daylak
- "Çıplak bir anlatım."
-
[isim]
Soyunmuş durumda olan vücudun resmi; nü
-
Apaçık ortada olan
- "Hepimiz, Erzilya gibi, güzelleşmek için yalan elbiseleri arıyoruz ve çıplak hakikati örtmeye, gizlemeye çalışıyoruz."
-
[sıfat]
Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan; ari, üryan, nü, cıbıl, cıbıldak, cılcıbık, şallak, yalıncak