İçinde plak olan 23 kelime var. İçerisinde PLAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında plak olan kelimeler listesine ya da sonu plak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

ÇIPLAKLAŞTIRMAK

14 Harfli Kelimeler

ÇIPLAKLAŞTIRMA, ÇIRILÇIPLAKLIK

12 Harfli Kelimeler

ÇIPLAKLAŞMAK, ÇIRÇIPLAKLIK

11 Harfli Kelimeler

ÇIPLAKLAŞMA, ÇIRILÇIPLAK

10 Harfli Kelimeler

PLAKACILIK

9 Harfli Kelimeler

ÇIPLAKLIK, ÇIRÇIPLAK, KONTRPLAK, PLAKÇILIK

8 Harfli Kelimeler

ANTİPLAK, PLAKASIZ

7 Harfli Kelimeler

PLAKACI, PLAKALI

6 Harfli Kelimeler

ÇIPLAK, HOPLAK, PLAKÇI, PLAKET, ŞAPLAK

5 Harfli Kelimeler

PLAKA

4 Harfli Kelimeler

PLAK

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Plak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K L P

4 Harfli Kelimeler

KALP, PLAK

3 Harfli Kelimeler

ALP, KAL, KAP, LAK, LAP, PAK, PAL

2 Harfli Kelimeler

AK, AL, LA, PA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇIPLAKLAŞTIRMAK

  1. [-i] Çıplak duruma getirmek
    • "Eteğinin arkasındaki derin yırtmaç dışında, dekoltelikle uzaktan yakından ilgisi olmayan giysisi onu alabildiğince çıplaklaştırmış, başımı döndürmüştü." (Deniz Kavukçuoğlu)
ÇIPLAKLAŞTIRMA

  1. [isim] Çıplaklaştırmak işi
ÇIRILÇIPLAKLIK

  1. [isim] Çırılçıplak olma durumu; çırçıplaklık
    • "Aradan seneler geçti, ... fakat o günün çırılçıplaklığı herhâlde Neveser’in fani ömrüyle sınırlı bir kalıcılık kazandı." (Selim İleri)
ÇIRÇIPLAKLIK

  1. [isim] Bakınız çırılçıplaklık
ÇIPLAKLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Çıplak duruma gelmek
    • "Bir sabah erken, tatlı bir yaz geçirdiğimiz yalıya, yaprakları dökülmüş korularla çıplaklaşmış bahçeye veda eder, biz de giderdik..." (Refik Halit Karay)
ÇIPLAKLAŞMA

  1. [isim] Çıplaklaşmak işi
ÇIRILÇIPLAK

  1. [sıfat] Tamamen çıplak; çırçıplak, dımdızlak, anadan doğma, anadan üryan
  2. [mecaz] Bitki örtüsü bulunmayan
    • "Çırılçıplak bir ovanın ortasındayız." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. [zarf] Tamamen çıplak olarak
    • "Hasta olmazsa iyiydi doğrusu, bütün gece o soğuk odada çırılçıplak yattı." (Erhan Bener)
  4. [zarf, mecaz] Çok açık bir biçimde
    • "Hepsinin yüzünde de aynı endişe çırılçıplak görünüyor." (Peyami Safa)
PLAKACILIK

  1. [isim] Plakacının işi
ÇIRÇIPLAK

  1. [sıfat] Bakınız çırılçıplak
    • "Hasta binlerle bakan yok, diriler çırçıplak / Ölüler kaskatı olmuş, hani kim kaldıracak?" (Mehmet Akif Ersoy)
PLAKÇILIK

  1. [isim] Plakçının işi veya mesleği
    • "Bu safhadan sonra plakçılık o ciddi firmalardan bu küçük dükkânlara, magandalara, kabadayılara, korsanlara intikal etmeye başladı ve tadı da iyice kaçtı." (Yücel Paşmakçı)
KONTRPLAK

Kelime Kökeni: Fransızca contre-plaque

  1. [isim] Genellikle mobilya işlerinde kullanılan, en az üç kaplamanın üst üste tutkallanmasından oluşan, ince, esnek tahta; kontra
    • "Mukavva yahut kontrplak mıhlanmıştı cam yerine." (Çetin Altan)
ÇIPLAKLIK

  1. [isim] Çıplak olma durumu; cıbıldaklık
    • "Bugün bir ikinci moda da çıplaklıktır fakat bu bir sözde çıplaklıktır." (Halide Edip Adıvar)
ANTİPLAK

Kelime Kökeni: Fransızca antiplaque

  1. [isim, tıp] Diş plağının dişin yüzeyine tutunmasını engelleyen madde
PLAKASIZ

  1. [sıfat] Plakası olmayan
PLAKACI

  1. [isim] Plaka yapıp satan kimse
PLAKALI

  1. [sıfat] Üzerinde plaka bulunan
    • "Bir ara Türkiye plakalı uzun araçlara yaklaştık." (Özcan Temel)
PLAKET

Kelime Kökeni: Fransızca plaquette

  1. [isim] Bakınız onurluk
    • "Kütüphanenin açılışında beni davet ederek adıma hazırlanmış bir plaketi sundular." (Mehmet Serhan Tayşi)
  2. Metal, ağaç, cam vb.nden türlü biçimlerde yapılan, duvara veya herhangi bir yere çakılan küçük, alçak kabartma levha
    • "Paris Monparnass’ta bizim Yahya Kemal’imizin sıklıkla uğradığı Closerie des Lilas kahvesindeki masalardan birinde onun adını taşıyan plaket çakılıdır." (Güney Özkılınç)
PLAKÇI

  1. [isim] Plak hazırlayan, yapan veya satan kimse
HOPLAK

  1. [sıfat, mecaz] Yerinde duramayan, çok hareketli (kimse)
    • "Hoplak şey! Evin dışına çıkamayan karı, gezegenin dışına takmış kafayı..." (Atilla Atalay)
ÇIPLAK

  1. [sıfat] Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan; ari, üryan, nü, cıbıl, cıbıldak, cılcıbık, şallak, yalıncak
    • "Kız, çıplak tabanlarını bozuk yolda şaplata şaplata köyün içerisine doğru uzaklaştı." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. Saçsız (baş)
  3. Üzerinde yaprak olmayan
    • "Irmağın başında kocaman, çıplak bir tek kavak vardı." (Halide Edip Adıvar)
  4. İçinde gerekli eşya bulunmayan
    • "Ankara tepelerinin birinde, boz renkli bir binanın çıplak ve dar bir odasında onunla karşı karşıyayız." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  5. [mecaz] Yoksul olan (kimse)
    • "Askerliğini yapmamış, beş parasız, çıplak bir Cemal'in nesi vardı evlenilecek?" (Necati Cumalı)
  6. [mecaz] Yalın, süssüz olan; daylak
    • "Çıplak bir anlatım."
  7. [isim] Soyunmuş durumda olan vücudun resmi; nü
  8. Apaçık ortada olan
    • "Hepimiz, Erzilya gibi, güzelleşmek için yalan elbiseleri arıyoruz ve çıplak hakikati örtmeye, gizlemeye çalışıyoruz." (Peyami Safa)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü