İçinde penç olan 20 kelime var. İçerisinde PENÇ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında penç olan kelimeler listesine ya da sonu penç ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
ASLANPENÇESİ, İSPENÇHOROZU, TAVUKPENÇESİ
İSPENÇİYARİ, KURTPENÇESİ, PENÇELEŞMEK, PENÇELETMEK
CİHARIPENÇ, PENÇELEMEK, PENÇELEŞME, PENÇELETME
PENÇELEME
BEŞPENÇE, PENÇESİZ, ŞİRPENÇE
PENÇELİ, PENÇGAH
İSPENÇ
PENÇE
PENÇ
Penç Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
PENÇ
3 Harfli Kelimeler
PEÇ
2 Harfli Kelimeler
ÇE, EN, NE, PE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İSPENÇHOROZU
- ...
- TAVUKPENÇESİ
-
-
[isim, bitki bilimi]
Tropikal bölgelerin karakteristik çim bitkisi
-
[isim, bitki bilimi]
Tropikal bölgelerin karakteristik çim bitkisi
- ASLANPENÇESİ
-
-
[isim, bitki bilimi]
Gülgillerden, sarı, beyaz çiçekli bir yabani bitki (Alchemilla)
-
[tıp]
Bakınız şirpençe
-
[isim, bitki bilimi]
Gülgillerden, sarı, beyaz çiçekli bir yabani bitki (Alchemilla)
- PENÇELETMEK
-
-
[-i]
Pençeleme işini yaptırmak
-
[-i]
Pençeleme işini yaptırmak
- PENÇELEŞMEK
-
-
[nesnesiz, -le]
Pençe pençeye gelmek, kavga etmek, dövüşmek
-
[mecaz]
Çok uğraşmak, mücadele etmek
- "Delikanlı beş saat dalgalarla aslanlar gibi pençeleşmiştir."
-
[nesnesiz, -le]
Pençe pençeye gelmek, kavga etmek, dövüşmek
- İSPENÇİYARİ
-
Kelime Kökeni: İtalyanca speziale + Farsça -ī
-
[isim, eskimiş]
Bakınız eczacılık
-
[isim, eskimiş]
Bakınız eczacılık
- KURTPENÇESİ
-
-
[isim, bitki bilimi]
Karabuğdaygillerden, 20-50 santimetre yüksekliğinde, pembe çiçekleri salkım biçiminde, sap ve kökünde bol tanen bulunan çok yıllık otsu bir bitki; çıyancık, kurttırnağı (Polygonum bistorta)
-
[isim, bitki bilimi]
Karabuğdaygillerden, 20-50 santimetre yüksekliğinde, pembe çiçekleri salkım biçiminde, sap ve kökünde bol tanen bulunan çok yıllık otsu bir bitki; çıyancık, kurttırnağı (Polygonum bistorta)
- CİHARIPENÇ
-
Kelime Kökeni: Farsça çehār + penc
-
[isim]
Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan birinin beş, öbürünün dört benekli olan yüzünün üste gelmesi
-
[isim]
Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan birinin beş, öbürünün dört benekli olan yüzünün üste gelmesi
- PENÇELETME
-
-
[isim]
Pençeletmek işi
-
[isim]
Pençeletmek işi
- PENÇELEŞME
-
-
[isim]
Pençeleşmek işi
-
[isim]
Pençeleşmek işi
- PENÇELEMEK
-
-
[-i]
Yırtıcı hayvan pençesiyle kapmak, yakalamak, pençe vurmak
-
Ayakkabıya pençe yapmak
-
[-i]
Yırtıcı hayvan pençesiyle kapmak, yakalamak, pençe vurmak
- PENÇELEME
-
-
[isim]
Pençelemek işi
-
[isim]
Pençelemek işi
- ŞİRPENÇE
-
Kelime Kökeni: Farsça şīr + pence
-
[isim, tıp]
Deri altı hücre dokusunun ve yağ bezlerinin iltihaplanmasından oluşan, genişlediğinde çok tehlikeli olabilen, stafilokokların sebep olduğu bir kan çıbanı; kızılyara, aslanpençesi
- "Araya taraya gördüğünüz küçük bir sivilceye şirpençe adını takmışsınız."
-
[isim, tıp]
Deri altı hücre dokusunun ve yağ bezlerinin iltihaplanmasından oluşan, genişlediğinde çok tehlikeli olabilen, stafilokokların sebep olduğu bir kan çıbanı; kızılyara, aslanpençesi
- BEŞPENÇE
-
Kelime Kökeni: Türkçe + Farsça pence
-
[isim]
Bakınız beşparmak
-
[isim]
Bakınız beşparmak
- PENÇESİZ
-
-
[sıfat]
Pençesi olmayan
- "Pençesiz pabuçların içinde vıcık vıcık olmuş çoraplar."
-
[sıfat]
Pençesi olmayan
- PENÇGAH
-
Kelime Kökeni: Farsça pencgāh
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde rast ve bayati dizilerinden oluşan birleşik makam
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde rast ve bayati dizilerinden oluşan birleşik makam
- PENÇELİ
-
-
[sıfat]
Pençesi olan
-
Pençe vurulmuş (ayakkabı)
- "Altları delinmiş, kat kat pençeli pabuçlarını çıkardı, ağır ağır çıktı merdiveni."
-
[mecaz]
Bakınız güçlü
-
[mecaz]
Sataşkan olan
-
[sıfat]
Pençesi olan
- İSPENÇ
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bodur bir cins horoz veya tavuk
-
[tarih]
Tarımla uğraşan Hristiyan uyruktan alınan bir tür vergi
-
[isim, hayvan bilimi]
Bodur bir cins horoz veya tavuk
- PENÇE
-
Kelime Kökeni: Farsça pence
-
[isim]
Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları
- "Kuş beni görünce korktu, pençesinde yılanla havalandı."
-
Ayakkabının tabanındaki kösele
-
[mecaz]
Etkisinden kurtulmak olanaksız, etkisi çok olan güç
- "Bu vicdan azabının demirden pençesi yüreğini sıkmaya başlıyordu."
-
Bakınız el (I)
- "Bir yumruğunu gırtlağıma dayadı, bir pençesiyle kalbimi kavradı."
-
[isim]
Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları
- PENÇ
-
Kelime Kökeni: Farsça penc
-
[isim]
Bakınız beş
-
[isim]
Bakınız beş