İçinde pe olan 7 harfli 85 kelime var. İçerisinde PE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında pe olan kelimeler listesine ya da sonu pe ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PEŞİNAT
-
Kelime Kökeni: Farsça pīşīn + Arapça -āt
-
[isim]
Bir alışveriş veya hizmet için önceden verilen bir miktar para
- "Peşinat ne kadar?"
-
[isim]
Bir alışveriş veya hizmet için önceden verilen bir miktar para
- TEPESİZ
-
-
[sıfat]
Tepesi olmayan
-
[sıfat]
Tepesi olmayan
- PERDECİ
-
-
[isim]
Perde satan veya diken kimse
-
Sahne perdelerini açıp kapamakla görevli kimse
- "Perdeci, çapaklı gözlerini kirli yumruklarıyla ovuşturarak cevap verdi."
-
[tarih]
Osmanlılarda yüksek makamlı kimselerin kapılarında bekleyen ve girmeye izni olanları içeri alan görevli; perdedar
-
[isim]
Perde satan veya diken kimse
- PEŞİNEN
-
Kelime Kökeni: Farsça pīşīn + Arapça -en
-
[zarf]
Peşin olarak
- "Kâğıt parasını oyuna başlamadan peşinen cepten vereceğiz."
-
Bakınız önceden
-
[zarf]
Peşin olarak
- PEKİTME
-
-
[isim]
Bakınız tekit
-
[isim]
Bakınız tekit
- PEDAVRA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Köknar ve ladin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta; balar
-
[isim]
Köknar ve ladin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta; balar
- SEPETÇİ
-
-
[isim]
Sepet yapan veya satan kimse
-
Sırtındaki sepetiyle çarşı pazarda taşımacılık yapan kimse
- "Tespit çalışması bitince sepetçi tutulur ve önceden belirlemiş olduğumuz tezgâhlardan ihtiyaçlar teker teker alınıp sepetçinin sırtındaki sepete doldurulur."
-
[isim]
Sepet yapan veya satan kimse
- KÜPEŞTE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Gemide güverte hizasında ıskarmoz bağlarına tutturulan dikmelerin dış yüzlerine kaplanan kaplamaların oluşturduğu siper, borda kaplamalarının en üstü, güverteden yukarı kalan bölüm; korkuluk, parapet
- "Adam yüze yüze geldi ve bir maymun çevikliğiyle küpeşteye tırmanıp güverteye atıldı."
-
[mimarlık]
Duvarların üzerine, balkon veya pencerelerin içine çimento ve mozaik karışımı ile yapılan dolgu set; parapet
-
[isim, denizcilik]
Gemide güverte hizasında ıskarmoz bağlarına tutturulan dikmelerin dış yüzlerine kaplanan kaplamaların oluşturduğu siper, borda kaplamalarının en üstü, güverteden yukarı kalan bölüm; korkuluk, parapet
- ÜRPERİŞ
-
-
[isim]
Ürpermek işi
- "Bu çamlığın bütün kokularını, seslerini ve ürperişlerini duydum."
-
[isim]
Ürpermek işi
- PEÇENEK
-
-
[isim]
VIII-XI. yüzyıllar arasında Türkistan'da, Güneydoğu Avrupa ve Balkanlarda yaşamış olan bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
-
[isim]
VIII-XI. yüzyıllar arasında Türkistan'da, Güneydoğu Avrupa ve Balkanlarda yaşamış olan bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
- PAPELCİ
-
-
[isim]
Bakınız zarfçı
-
[isim]
Bakınız zarfçı
- PERİŞAN
-
Kelime Kökeni: Farsça perīşān
-
[sıfat]
Dağınık, düzensiz, karmakarışık olan; berduş
- "Ne kadar toplasan perişandır / Toplanır saçlarım dağılmak için"
-
Acınacak durumda ve zavallı olan
- "Omuzlarındaki çamurlu tüfeklerin altında iki büklüm olmuş, yorgun ve perişan, ağır ağır yürüyorlardı."
-
[sıfat]
Dağınık, düzensiz, karmakarışık olan; berduş
- PERUKÇU
-
-
[isim]
Peruk yapan, hazırlayan veya satan kimse
-
[isim]
Peruk yapan, hazırlayan veya satan kimse
- PERUKAR
-
Kelime Kökeni: İtalyanca parrucchiere
-
[isim, eskimiş]
Bakınız berber
- "Koca Mustafapaşa'daki perukar Salim'in aynası karşısında çiğ renkleri buna benzeyen çok süslü bir resim asılıydı."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız berber
- PENCÜSE
-
Kelime Kökeni: Farsça penc + se
-
[isim]
Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan birinin beş, öbürünün üç benekli olan yüzünün üste gelmesi
-
[isim]
Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan birinin beş, öbürünün üç benekli olan yüzünün üste gelmesi
- PERSENK
-
Kelime Kökeni: Farsça pārseng
-
[isim]
Bakınız pelesenk (II)
-
[isim]
Bakınız pelesenk (II)
- SEPETLİ
-
-
[sıfat]
Sepeti olan
-
[sıfat]
Sepeti olan
- PARAPET
-
Kelime Kökeni: İtalyanca parapetto
-
[isim, denizcilik, mimarlık]
Bakınız küpeşte
-
[isim, denizcilik, mimarlık]
Bakınız küpeşte
- PERENDE
-
Kelime Kökeni: Farsça perende
-
[isim]
Havada çark gibi dönerek atılan takla
-
[isim]
Havada çark gibi dönerek atılan takla
- PENÇELİ
-
-
[sıfat]
Pençesi olan
-
Pençe vurulmuş (ayakkabı)
- "Altları delinmiş, kat kat pençeli pabuçlarını çıkardı, ağır ağır çıktı merdiveni."
-
[mecaz]
Bakınız güçlü
-
[mecaz]
Sataşkan olan
-
[sıfat]
Pençesi olan