İçinde parmak olan 14 kelime var. İçerisinde PARMAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında parmak olan kelimeler listesine ya da Sonu parmak ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
PARMAKLIKSIZ
PARMAKLAMAK, PARMAKLIKLI
ALTIPARMAK, PARMAKLAMA
BAŞPARMAK, BEŞPARMAK, PARMAKLIK, PARMAKSIZ
KOPARMAK, PARMAKLI, PARMAKSI
APARMAK
PARMAK
A A K M P R Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
6 Harfli Kelimeler
PARMAK
5 Harfli Kelimeler
KAPMA, KARMA, KRAMP, MARKA, PARKA, RAKAM, RAMAK, RAMPA
4 Harfli Kelimeler
AKAR, AKMA, AKRA, APAK, ARAK, ARAP, ARKA, ARMA, ARPA, KAMA, KAMP, KARA, MAPA, MARK, PARA, PARK, RAMP
3 Harfli Kelimeler
AKA, AMA, ARA, ARK, ARP, KAM, KAP, KAR, PAK, RAM, RAP
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, AR, MA, PA, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PARMAKLIKSIZ
-
-
[sıfat]
Parmaklığı olmayan
-
[sıfat]
Parmaklığı olmayan
- PARMAKLIKLI
-
-
[sıfat]
Parmaklığı olan
- "Ayaklarımın ucunda yükselerek onun demir parmaklıklı penceresine bir göz atıyordum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[sıfat]
Parmaklığı olan
- PARMAKLAMAK
-
-
[-i]
Parmakla yemek
- "Balı parmakladı."
-
Parmakla dokunmak
-
Dürtmek
-
[-i]
Parmakla yemek
- ALTIPARMAK
-
-
[isim]
İri bir tür palamut balığı
-
[isim]
İri bir tür palamut balığı
- PARMAKLAMA
-
-
[isim]
Parmaklamak işi
-
[isim]
Parmaklamak işi
- PARMAKSIZ
-
-
[sıfat]
Parmağı olmayan
-
[sıfat]
Parmağı olmayan
- PARMAKLIK
-
-
[isim]
Dik ve biraz aralıklı olarak yan yana dizilmiş tahta, demir vb. çubuklarla yapılmış bölme veya korkuluk
- "Köşkün tahta parmaklıkları önünde rahatsız etmekten çekinerek hatır soruyorlar." (Aka Gündüz)
-
Kesik veya yara bulunan parmağı korumak için üzerine geçirilen, çoğunlukla plastik kılıf
-
[isim]
Dik ve biraz aralıklı olarak yan yana dizilmiş tahta, demir vb. çubuklarla yapılmış bölme veya korkuluk
- BEŞPARMAK
-
-
[isim]
Derisi dikenlilerden, beş ışınlı yıldız biçiminde bir deniz hayvanı, beşpençe (Uraster)
-
Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş
-
[isim]
Derisi dikenlilerden, beş ışınlı yıldız biçiminde bir deniz hayvanı, beşpençe (Uraster)
- BAŞPARMAK
-
-
[isim]
El ve ayakta bulunan en kalın parmak, badem parmak
- "Şuraya başparmağını bas dediler, ben de bastım." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
El ve ayakta bulunan en kalın parmak, badem parmak
- PARMAKSI
-
-
[sıfat]
Elin parmaklarını andırır biçimde olan
-
[sıfat]
Elin parmaklarını andırır biçimde olan
- KOPARMAK
-
-
[-i]
Kopmasını sağlamak, kopmasına yol açmak
- "O koskoca lenduha gibi gövdenle ipi koparırsın da başımıza iş çıkarırsın!" (Osman Cemal Kaygılı)
-
[nsz]
Daldan, ağaçtan alıp toplamak
- "Yorulunca omzuma çıkar, çiçek koparmak isterse beni çağırır." (Halide Edip Adıvar)
- "Sana karşı içimde iki katlı bir ana yüreği var. İşte onu koparıp atamıyorum." (Ömer Seyfettin)
-
[nsz]
Birden ve güçlü bir biçimde başlamak veya başlatmak
- "Zehra birdenbire iki avucunu da yüzüne kapadı, kısa ve keskin bir çığlık kopardı." (Peyami Safa)
-
Zor kullanarak almak
-
[-den]
Güçlükle elde etmek
- "Bir kızla buluşmuşken bir başkasından söz ya da telefon numarası kopardığı oluyordu." (Necati Cumalı)
-
Birlikte koşan yarışçıyı üstün bir çaba ile hızlanıp geçmek
-
[-i]
Kopmasını sağlamak, kopmasına yol açmak
- PARMAKLI
-
-
[sıfat]
Parmağı olan
-
[sıfat]
Parmağı olan
- APARMAK
-
-
[-i]
Almak, alıp götürmek
- "Geçme namert köprüsünden, ko aparsın su seni." (Evliya Çelebi)
-
Gizlice almak, alıp kaçmak, çalmak
- "Sözü geçen para ehemmiyetsiz bir şeydi ve müdür muavini, onu çok ustalıkla aparmıştı." (Haldun Taner)
-
[-i]
Almak, alıp götürmek
- PARMAK
-
-
[isim]
İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri
- "Uzun, sinirli parmakları locanın kenarında uzanmış, boksörün kulağını koparıyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Hele geçen gün o Meşincioğlu Kerim Bey'e yaptığın işe parmak ısırdım." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Bu küçük beldede kocaman işler göreceğini, herkese parmak ısırtacak eserler çıkaracağını zannediyordu." (Refik Halit Karay)
- "Ne istersin çocuk, çocuktan? dedi. Daha parmak kadar, kemikleri kırılacak, öyle ince." (Orhan Kemal)
-
[sıfat]
Eni bu organ kadar olan
- "Değneği iki parmak kısaltmalı."
- "Bu arada benim öteden beri gözüme çarpan bir noktaya şimdi parmak basacağım." (Burhan Felek)
-
[sıfat]
Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan
- "Bir parmak bal."
-
Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri
-
İnç
-
Bir işe karışmış olma ilgisi
- "Bu işte onun parmağı var."
-
Arşının yirmi dörtte biri
-
[isim]
İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri