İçinde par olan 8 harfli 42 kelime var. İçerisinde PAR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında par olan kelimeler listesine ya da Sonu par ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A P R Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ARP, RAP
2 Harfli Kelimeler
AR, PA, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PARMAKSI
-
-
[sıfat]
Elin parmaklarını andırır biçimde olan
-
[sıfat]
Elin parmaklarını andırır biçimde olan
- PARTÖNER
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Tiyatro, sinema vb. sanat kollarında özellikle başrol oynayan sanatçının rol arkadaşı
-
[isim]
Tiyatro, sinema vb. sanat kollarında özellikle başrol oynayan sanatçının rol arkadaşı
- APARTMAN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Birkaç katlı ve her katında bir veya birkaç daire bulunan yapı
- "Bu beş katlı Galata kulesi kalınlığındaki korkunç apartmanın sakinleri hep debdebe içinde yüzmüş insanlarmış." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
Birkaç katlı ve her katında bir veya birkaç daire bulunan yapı
- PARSELLİ
-
-
[sıfat]
Parsellere ayrılmış
- "Parselli arazi."
-
[sıfat]
Parsellere ayrılmış
- PARAGRAF
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Düz yazıların kendi içinde satır başlarıyla ayrıldıkları bölümler
-
Kanun maddelerinin kendi içlerinde satır başlarıyla ayrıldıkları ufak bölümlerden her biri
-
Çengel işareti (§)
-
[isim]
Düz yazıların kendi içinde satır başlarıyla ayrıldıkları bölümler
- PARANOİT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Paranoya ile ilgili
-
Paranoyaya tutulmuş
-
[sıfat]
Paranoya ile ilgili
- PARLAMAK
-
-
[nsz]
Güçlü bir ışık çıkarmak, ışık saçmak
- "O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; / O benimdir, o benim milletimindir ancak." (Mehmet Akif Ersoy)
-
Bir ışık kaynağından gelen ışınları yansıtmak
- "Ayna parlıyor."
-
Tutuşup alev çıkarmak
- "Pof diye gaz parladı ve zaten seyrek olan kirpiklerimi ütüledi." (Burhan Felek)
-
Mevkisi yükselmek
- "Nüfuzlu akrabalarının yardımı sayesinde bir iki senede parlamış, büyük bir hariciye memuru olmuş." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Ün, san kazanmak, herkesçe tanınmak
-
Birdenbire öfkelenmek
- "En büyük zaafı da kendisine çıkar sağlayacak insanlara karşı bile yoktan yere parlayıverişleri idi." (Tarık Buğra)
-
Ortaya çıkmak
- "Feride'nin yüzünde bir çocuk sevinci parladı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[nsz]
Güçlü bir ışık çıkarmak, ışık saçmak
- HOPARLÖR
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Elektrik dalgalarını ses dalgasına çeviren ve gerektikçe sesi yükselten alet
-
Radyo, pikap, teyp vb. araçlarda sesi işitilebilecek duruma getiren alet
- "Hemen hemen bütün Batı ülkelerini gezdim. Hiçbir yerde hoparlör sesi duymadım." (Falih Rıfkı Atay)
-
[isim]
Elektrik dalgalarını ses dalgasına çeviren ve gerektikçe sesi yükselten alet
- PARTİSİP
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Sıfat-fiil
-
[isim]
Sıfat-fiil
- PASPARTU
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Aynı boyda baskı, desen ve fotoğrafların yerleştirildiği karton çerçeve
-
[isim]
Aynı boyda baskı, desen ve fotoğrafların yerleştirildiği karton çerçeve
- PARTİKÜL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Parçacık
-
[isim]
Parçacık
- PARALAKS
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Farklı iki yerden çok uzaktaki bir noktaya yönelmiş iki doğru arasındaki açı
-
Dünyanın yarıçapını bir gezegenden veya dünya güneş uzaklığını bir yıldızdan gören açı
-
[isim]
Farklı iki yerden çok uzaktaki bir noktaya yönelmiş iki doğru arasındaki açı
- PARÇACIK
-
-
[isim]
Küçük parça, kırıntı
- "Onlara değin bir dolu anı, sevgi parçacıkları üşüşüyor belleğime." (Nezihe Meriç)
-
Elektron, proton, nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri, partikül
-
[isim]
Küçük parça, kırıntı
- PARANTEZ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Ayraç
- "Şimdi burada yeni bir uzun parantez açmak ve bu dağ gezintisi hikâyesinden çok gerilere dönmek ihtiyacını duyuyorum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
- "Şair bu kaba imalı latife parantezini çoktan kapatmış, şarkısına devam etmişti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Konunun dışında kalan söz ve yazı
- "Bu zorunlu parantezden sonra konumuza dönelim." (Haldun Taner)
-
[isim]
Ayraç
- KOPARMAK
-
-
[-i]
Kopmasını sağlamak, kopmasına yol açmak
- "O koskoca lenduha gibi gövdenle ipi koparırsın da başımıza iş çıkarırsın!" (Osman Cemal Kaygılı)
-
[nsz]
Daldan, ağaçtan alıp toplamak
- "Yorulunca omzuma çıkar, çiçek koparmak isterse beni çağırır." (Halide Edip Adıvar)
- "Sana karşı içimde iki katlı bir ana yüreği var. İşte onu koparıp atamıyorum." (Ömer Seyfettin)
-
[nsz]
Birden ve güçlü bir biçimde başlamak veya başlatmak
- "Zehra birdenbire iki avucunu da yüzüne kapadı, kısa ve keskin bir çığlık kopardı." (Peyami Safa)
-
Zor kullanarak almak
-
[-den]
Güçlükle elde etmek
- "Bir kızla buluşmuşken bir başkasından söz ya da telefon numarası kopardığı oluyordu." (Necati Cumalı)
-
Birlikte koşan yarışçıyı üstün bir çaba ile hızlanıp geçmek
-
[-i]
Kopmasını sağlamak, kopmasına yol açmak
- PARŞÖMEN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Yazı yazmak, resim yapmak için özel olarak hazırlanan deri, tirşe
-
[isim]
Yazı yazmak, resim yapmak için özel olarak hazırlanan deri, tirşe
- PARANOYA
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Abartılı gurur, kuşku, güvensizlik, bencillikle belli olan bir ruh hastalığı
- "Herkes birbirini kuşkuyla süzüyor. Toplumsal bir paranoya yaşıyoruz bugün." (Tomris Uyar)
-
[isim]
Abartılı gurur, kuşku, güvensizlik, bencillikle belli olan bir ruh hastalığı
- PARLATMA
-
-
[isim]
Parlatmak işi
-
[isim]
Parlatmak işi
- PARLAYIŞ
-
-
[isim]
Parlama işi veya biçimi
-
[isim]
Parlama işi veya biçimi
- PARALİZİ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
İnme
-
[isim]
İnme