İçinde oş olan 8 harfli 41 kelime var. İçerisinde OŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında oş olan kelimeler listesine ya da Sonu oş ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GALOŞSUZ
-
-
[sıfat]
Galoşu olmayan
-
[sıfat]
Galoşu olmayan
- MAZOŞİST
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
Özezer
-
Özezer
- COŞKUSAL
- ...
- BOŞALMAK
-
-
[nsz]
Boş duruma gelmek, içinde bir şey kalmamak, inhilal etmek
-
Dışarıya akmak, dökülmek
-
Gevşemek, açılmak
- "Sicim gitgide boşalıyor, gemi hafif yana yatarak pupa gidiyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Derdini, sıkıntısını birine anlatarak ferahlamak, deşarj olmak
- "Derdimle öyle dolmuş ki boşalmadan evine gidemeyecek." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Hayvan, bağından kurtulmak
-
[nsz]
Boş duruma gelmek, içinde bir şey kalmamak, inhilal etmek
- BOŞLATMA
- ...
- HOŞKURAN
-
-
[isim]
Çiçekleri dalları ıspanak gibi pişirilen bir yıllık otsu bir bitki, tilkikuyruğu (Amaranthus lividus)
-
[isim]
Çiçekleri dalları ıspanak gibi pişirilen bir yıllık otsu bir bitki, tilkikuyruğu (Amaranthus lividus)
- KOKOŞLUK
- ...
- KOŞULSUZ
-
-
[sıfat]
Şartsız
-
[sıfat]
Şartsız
- KOŞUŞMAK
-
-
[nsz]
Birlikte ve birden koşmak
- "Çocukluğun verdiği bir neşe ile papatyalardan toplamak üzere her biri bir tarafa koşuştular." (Osman Cemal Kaygılı)
-
Koşuşturmak
-
[nsz]
Birlikte ve birden koşmak
- BOŞBOĞAZ
-
-
[sıfat]
Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan, geveze
- "O kadar boşboğaz çocuk arasında da vakayı bir sır olarak saklamak güçtü." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
[isim]
Yerli yersiz konuşan kimse
-
[sıfat]
Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan, geveze
- BOŞALTIŞ
-
-
[isim]
Boşaltma işi veya biçimi
-
[isim]
Boşaltma işi veya biçimi
- BOŞANMAK
-
-
Karı ve koca mahkeme kararı ile birbirinden ayrılmak
- "Ne oldu da kocasından boşandı, sen anladın mı?" (Memduh Şevket Esendal)
-
Hayvan, başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak
-
[nsz]
Birdenbire ve bol bol akmak
- "Bir zamandır kendimi tutamıyorum, gözyaşlarım birden boşanıyor." (Ercüment Ekrem Talu)
-
[nsz]
Baskı altında gergin duran bir şey, birden ve hızla kurtulmak
- "Vecihe, fazla kurulmuş bir zemberek şiddetiyle boşandı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[nsz]
Kapalı bir yerde bulunan insanlar birden dışarı çıkmak
- "Yoksa tımarhane mi boşanmıştı?" (Ömer Seyfettin)
-
Çok ağlamak
- "Gözlerinden yaşlar boşandı birden." (Cahit Uçuk)
-
[nsz]
Dertlerini, yakınmalarını anlatmak
-
Sıyrılmak, kurtulmak
- "Sabırsız ellerle acele acele üst başından boşandı ve çıplak olarak denize atladı." (Halikarnas Balıkçısı)
-
Karı ve koca mahkeme kararı ile birbirinden ayrılmak
- KOŞTURUŞ
- ...
- KOŞULMAK
-
-
[nsz]
Koşmak (II) işi yapılmak
- "Manda ve öküz koşulmuş yük arabalarının seyrekleşmesini beklemek lazımdı." (Refik Halit Karay)
-
[-e]
Sürülmek, gönderilmek
-
Herhangi biri koşmak (I)
- "Bu işin arkasından çok koşuldu."
-
[nsz]
Koşmak (II) işi yapılmak
- BİYOŞİMİ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Organ dokularındaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu
-
[isim]
Organ dokularındaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu
- NAHOŞLUK
- ...
- BOŞATMAK
-
-
[-den]
Boşama işini yaptırmak
-
[-den]
Boşama işini yaptırmak
- GODOŞLUK
-
-
[isim]
Pezevenklik
-
[isim]
Pezevenklik
- COŞKUSUZ
-
-
[sıfat]
Coşkusu olmayan
-
[sıfat]
Coşkusu olmayan
- BOŞLAMAK
-
-
[-i]
Bırakmak
-
İlgi göstermemek, ihmal etmek
- "Sanayileşme furyası, tüketim yarışı içinde gözünü ihtiras bürüyen insan doğayı boşladı." (Haldun Taner)
-
[-i]
Bırakmak