İçinde oyma olan 20 kelime var. İçerisinde OYMA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında oyma olan kelimeler listesine ya da sonu oyma ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

13 Harfli Kelimeler

BEKLEYEKOYMAK

12 Harfli Kelimeler

BEKLEYEKOYMA

11 Harfli Kelimeler

DOYMAMAZLIK

9 Harfli Kelimeler

ALIKOYMAK, DOYMAZLIK, OYMACILIK, OYMAKBAŞI

8 Harfli Kelimeler

ALIKOYMA, GÜROYMAK

6 Harfli Kelimeler

DOYMAK, DOYMAZ, KOYMAK, OYMACI, OYMALI, SOYMAK

5 Harfli Kelimeler

DOYMA, KOYMA, OYMAK, SOYMA

4 Harfli Kelimeler

OYMA

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Oyma Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A M O Y

4 Harfli Kelimeler

MAYO, OYMA, YOMA

3 Harfli Kelimeler

OMA, OYA, YOM

2 Harfli Kelimeler

AM, AY, MA, OM, OY, YA, YO

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BEKLEYEKOYMAK

  1. [nesnesiz] Beklemesini sürdürmek
    • "Gümbet muhtarı zaten yolunu bekleyekoymuştu, hep birlikte Kızılağaç’a geldiler." (Cahit Beğenç)
BEKLEYEKOYMA

  1. [isim] Bekleyekoymak işi
DOYMAMAZLIK

  1. [isim] Bakınız doymazlık
OYMAKBAŞI

  1. [isim] Oymakların lideri, önde geleni
  2. İzcilikte küçük birliklerin başı
OYMACILIK

  1. [isim] Oyma yapma sanatı
    • "İğne ile kuyu kazmak gibi bir şeydi oymacılık." (Çetin Altan)
  2. Oymacı olma durumu
DOYMAZLIK

  1. [isim] Bakınız açgözlülük
  2. Doymaz olma durumu
ALIKOYMAK

  1. [-i] Bir süre için bir yerde tutmak
    • "Bu yağlı kuyruğa herkes bir defa sarılmak, onu kendine çekmek, alıkoymak sevdasında idi." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. [-den] Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak
    • "Selim Bey, babamı yemeğinden alıkoyarak mütemadiyen Girit'ten bahsediyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Ayırıp saklamak
    • "Bu kitabı sizin için alıkoydum."
  4. [-den] Yoksun bırakmak
    • "İlk iki karım beni dalmış olduğum macera âleminden bir adım alıkoymamıştılar." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  5. [-i, -den] Mâni olmak, engel olmak
    • "Zalimi zulmetmekten alıkoyarsan kardeşlik hakkını yerine getirmiş olursun." (Necip Fazıl Kısakürek)
ALIKOYMA

  1. [isim] Alıkoymak işi; tavik
    • "Dizlerinden aşağı iki ayağını götüren bir gülle, neferimizi, harpten alıkoymaya kifayet etmiyor." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
GÜROYMAK

  1. [isim] Bitlis iline bağlı ilçelerden biri
OYMACI

  1. [isim] Oyma işleri yapan sanatçı
    • "Bizim de tanıdığımız birçok kadın seramikçi, tahta oymacı var." (Aziz Nesin)
OYMALI

  1. [sıfat] Oymaları bulunan, oymalarla süslenmiş olan
    • "Anasını yanındaki oymalı, yaldızlı kanepeye oturttu." (Reşat Enis Aygen)
SOYMAK

  1. [-i] Bir şeyin üzerinden kabuk, deri, zar vb.ni çıkarmak
    • "Takkesini geçirmiş, entarisini kuşanmış, elma soyuyordu." (Aka Gündüz)
  2. Birinin giysilerini çıkarmak
    • "Yaralıyı soyuyor ve ilk tedaviye başlıyorum." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Birinin üstünde, yanında veya bir yerde bulunan şeyleri çalarak alıp götürmek; dızlamak
DOYMAZ

  1. [sıfat] Açgözlü
    • "Hani vatandaşlarımız da güç, ele avuca sığmaz, kanmaz, doymaz insanlar olsa bari!" (Falih Rıfkı Atay)
DOYMAK

  1. [nesnesiz] İsteği kalmayıncaya kadar yemek, yeteri kadar yemiş olmak, açlığı kalmamak; doyunmak
    • "Ben biraz zeytin, biraz salata, biraz patates, biraz da yemişle doyarım." (Burhan Felek)
  2. [-e] Bir gereksinimini yeteri kadar karşılamak
    • "Toprak suya doydu."
  3. [mecaz] Yeter bulmak, kanmak, tatmin olmak
    • "Dünyanın parasını kazandı, hâlâ doymadı."
  4. Bakınız kanmak
KOYMAK

  1. [-e, -i] Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek
    • "Öteki elini doktorun omzuna koydu." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak
    • "O kadar etkilenmiş ki beni de işe koymak için onlarla tanıştırmaya götürüyordu." (Mehmet Emin Yeşil)
  3. Gitmesine engel olmamak, gitmesine izin vermek; bırakmak
    • "İçeri kimseyi koymuyorlar."
  4. Bakınız eklemek
    • "Mal üstüne mal koymak için içi giden bir kişidir." (Salâh Birsel)
  5. İmza, tarih, adres yazmak
  6. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak; vazetmek
    • "Orduda yaşayan manevi kuvveti de meydana koyuyor." (Ruşen Eşref Ünaydın)
  7. [nesnesiz] Etkilemek, dokunmak
    • "Kendisinden yakışıklı ve ünlü olan bir adam için terk edilmiş olmak koyuyor olmalı ona." (İnci Aral)
  8. Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak
    • "Giderlerini iki ay içinde yerine koydu." (Necati Cumalı)
  9. Bırakmak, terk etmek
DOYMA

  1. [isim] Doymak işi; doyunma
  2. [fizik] Yeğinliği gittikçe artırılan bir manyetik alanın içindeki bir çelik çubuğun alabileceği en çok manyetizmayı almış olması
    • "Tungstenli iyi bir çelik 15000 gauss miktarında manyetizma ile doyma durumuna gelir."
  3. [fizik] Bir gazın, belli bir sıcaklıkta o sıcaklığa özgü olan en büyük basınç altında bulunması
  4. [kimya] Bir sıvının içinde belli bir cisimden eriyebilecek en çok miktarın erimiş bulunması; işba
OYMAK

  1. [-i] Keskin, sivri uçlu bir cisimle bir şeyi yontarak veya delerek çukur oluşturmak
    • "Bir ağaç kütüğünü keser, oyar, nakışlayıp bezerdi." (Sâmiha Ayverdi)
  2. Kumaş vb.ni girintili bir biçimde kesmek
    • "Gömleğin yakasını ve koltuğunu biraz oydu."
  3. [argo] Bıçaklayarak yaralamak
  4. [argo] Bakınız kazıklamak
KOYMA

  1. [isim] Koymak işi
SOYMA

  1. [isim] Soymak işi
    • "Hariçten ortak hırsızlar bulup evimizi soymaya kalkar." (Ömer Seyfettin)
OYMA

  1. [isim] Oymak işi
  2. Bir nesnenin yüzeyini özel araçlarla oyarak veya delerek türlü biçimler verme
  3. Ağaç yongası
    • "Gürgen dibine vardım / Oyma alırım oyma" (Halk türküsü)
  4. Oyularak yapılan süsleme
    • "Boyalı ve kabarık oymaları birer çiçek demetini hatırlatan bir yalı vardı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  5. [sıfat] Oyularak yapılmış
    • "Balkon kapısı önünde, ağaç gövdesinden oyma bir saksılık." (Adalet Ağaoğlu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü