İçinde oy olan 7 harfli 60 kelime var. İçerisinde OY bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında oy olan kelimeler listesine ya da Sonu oy ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
O Y Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
OY, YO
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SOYUTÇU
- ...
- KOPKOYU
-
-
[sıfat]
Çok koyu
- "Otlar kopkoyu, İstanbul kızlarının yeşil gözleri gibi derin bir renk almışlardı." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[sıfat]
Çok koyu
- DOYURMA
-
-
[isim]
Doyurmak işi
-
[isim]
Doyurmak işi
- BOYLAMA
-
-
[isim]
Boylamak işi
-
[isim]
Boylamak işi
- KOYUNTU
-
-
[isim]
Sıkıntı, üzüntü, keder
-
Sopa, baston koymaya yarayan yer
- "Köroğlu azdıkça azar ve sonunda koyuntulardan birinin arkasına dayadığı bekçi sopası gibi bastonunu alırdı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Sıkıntı, üzüntü, keder
- OYLAŞMA
-
-
[isim]
Müzakere
-
[isim]
Müzakere
- VOYVODA
-
-
[isim]
Osmanlıların Eflak ve Boğdan beylerine verdikleri unvan
-
[isim]
Osmanlıların Eflak ve Boğdan beylerine verdikleri unvan
- DOYURUŞ
-
-
[isim]
Doyurma işi veya biçimi
-
[isim]
Doyurma işi veya biçimi
- OYLAMAK
-
-
[-i]
Oya koymak veya oya sunmak
-
[-i]
Oya koymak veya oya sunmak
- KOYULMA
-
-
[isim]
Koyulmak işi
-
[isim]
Koyulmak işi
- OYCULUK
-
-
[isim]
Oy alabilmek için türlü yollara başvurma işi
-
[isim]
Oy alabilmek için türlü yollara başvurma işi
- OYULMAK
-
-
[nsz]
Oyma işi yapılmak
- "Nefer şoförün kayadan oyulmuş gibi sabit erkek yüzü garip bir gülümsemeyle harekete geldi." (Halide Edip Adıvar)
-
Kazıklanmak
-
[nsz]
Oyma işi yapılmak
- OYUNLUK
-
-
[isim]
Tiyatroda oyun oynanan yer, sahne
-
[isim]
Tiyatroda oyun oynanan yer, sahne
- OYNAMAK
-
-
[nsz]
Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak
- "Çimenler üzerinde çocuklar oynuyor, kuzular otluyor." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Herhangi bir tutku, ilgi vb. sebeple bir şeye kendini vermek
- "Babalar çocuklarının yanında rakı içer, kumar oynarsa çocuklar da ayyaş ... olurlar." (Burhan Felek)
-
Kımıldamak, hareket etmek
-
[-le]
Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak
-
Bir film, oyun vb.nde rol almak
- "Bütün rolleri, şahısların sesleri, tavırları, mimikleriyle tek başına oynamıştı." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Film gösterilmek
- "Bu akşam televizyonda hangi film oynuyor?"
-
Tiyatro eseri sahneye konmak
- "Birisi dedi ki bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış." (Memduh Şevket Esendal)
-
Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek
- "Birdenbire apartman kapısının oynadığını hissettim." (Peyami Safa)
-
İnsan gerekli görevini yapacak hareketten yoksun olmak
- "Hastanın bacağı oynamıyor."
-
Sarsılmak, yeri değişmek
- "Depremde yapı oynadı."
-
Sporla ilgili çalışmalara katılmak
- "Tenis oynamak."
-
Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak
- "Ne oynadığı gazinonun ismini söyledi ne de danslarından bahsetti." (Refik Halit Karay)
-
Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak
- "Borsada istediği gibi oynuyordu fiyatlarla." (Necati Cumalı)
-
Değişiklik göstermek
- "Bunların fiyatı iki bin ile üç bin lira arasında oynar."
-
[-le]
Tehlikeye düşürmek
- "Benim sağlığımla oynama."
-
Oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek
-
[-le]
Rastgele yön vermek, aldatmak
- "Talih bizimle oynuyor."
-
[-le]
Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak
- "Koca adamla oynamaya utanmıyor musun?"
-
Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak
-
[nsz]
Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak
- DOYUMLU
-
-
[sıfat]
Doymuş, doyumu olan
- "Gazetecilikten hocalığa, siyasetçilikten romancılığa kadar doyumlu bir hayat yaşamıştı." (Çetin Altan)
-
[sıfat]
Doymuş, doyumu olan
- BOYUNCA
-
-
[zarf]
Boyu veya uzunluğu kadar
- "Plaj boyunca hem yürüyor hem konuşuyorduk." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Süresince
- "Ömrüm boyunca şiirle, edebiyatla, felsefe ile hiç alışverişim olmadı." (Haldun Taner)
-
[zarf]
Boyu veya uzunluğu kadar
- OYNAYIŞ
-
-
[isim]
Oynama işi veya biçimi
-
[isim]
Oynama işi veya biçimi
- OYUNBAZ
-
Kelime Kökeni : Türkçe
-
[sıfat]
Oynamayı seven
-
Düzenci, hileci
- "O zavallı Çolak'ın nasıl bir oyunbaz olduğunu şimdi biliyordu." (Tarık Buğra)
-
[sıfat]
Oynamayı seven
- HALKOYU
-
-
[isim]
Büyük bir topluluğun türlü siyasi ve toplumsal sorunlardaki görüşünün alınması ve ona göre uygulamaya girişilmesi için yapılan oylamada halkın bildirdiği olumlu veya olumsuz oy
-
[isim]
Büyük bir topluluğun türlü siyasi ve toplumsal sorunlardaki görüşünün alınması ve ona göre uygulamaya girişilmesi için yapılan oylamada halkın bildirdiği olumlu veya olumsuz oy
- BOYAMAK
-
-
[-i]
Boya sürerek veya boyaya batırarak renk vermek
- "Rastıkla, yanağındaki beni de boyadı."
-
Ağır söz söylemek, aşağılamak
-
[-i]
Boya sürerek veya boyaya batırarak renk vermek