İçinde oy olan 7 harfli 60 kelime var. İçerisinde OY bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında oy olan kelimeler listesine ya da sonu oy ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Oy Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

O Y

2 Harfli Kelimeler

OY, YO

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

OYNAŞMA

  1. [isim] Oynaşmak işi
KAMUOYU

  1. [isim] Bir konuyla ilgili halkın genel düşüncesi; halkoyu, amme efkârı, umumi efkâr, efkârıumumiye
    • "Kanun, millî güvenlik, kamu düzeni, genel ahlak ve sağlığın korunması sebepleri dışında, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşmasını engelleyici kayıtlar koyamaz." (Anayasa)
OYNANMA

  1. [isim] Oynanmak işi
OYNANIŞ

  1. [isim] Oynanmak işi
KOYUNTU

  1. [isim, ağızlardan] Sıkıntı, üzüntü, keder
  2. Sopa, baston koymaya yarayan yer
    • "Köroğlu azdıkça azar ve sonunda koyuntulardan birinin arkasına dayadığı bekçi sopası gibi bastonunu alırdı." (Reşat Nuri Güntekin)
OYUNCAK

  1. [isim] Oyun aracı
  2. [mecaz] Önemsiz ve kolay iş
    • "Oyuncak değil, mesele çok ciddi."
  3. [mecaz] Başkaları tarafından bir araç gibi kullanılan, hiçe sayılan güçsüz kimse
SOYULUŞ

  1. [isim] Soyulmak işi
OYDURMA

  1. [isim] Oydurmak işi
OYLUMLU

  1. [sıfat] Bakınız hacimli
    • "Bir süre karıştırdıktan sonra aldım bu küçük oylumlu yapıtı ve bekletmeden aynı gün okudum." (Enis Batur)
  2. [mecaz] Büyük, geniş
OYULMAK

  1. [nesnesiz] Oyma işi yapılmak
    • "Her kelime kayaların içine oyulmuş çukurlara temel taşları gibi iniyordu." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  2. [argo] Bakınız kazıklanmak
KOYULUŞ

  1. [isim] Koyulmak işi
OYCULUK

  1. [isim] Oy alabilmek için türlü yollara başvurma işi
BOYUTLU

  1. [sıfat] Boyutu olan; buutlu
    • "Onu bütün öbür yazarlara kıyasla bunca derin boyutlu yapan, ne kültürü ne de bilgisi idi." (Haldun Taner)
KOYULUK

  1. [isim] Koyu olma durumu
DOYURUŞ

  1. [isim] Doyurmak işi
SOYTARI

Kelime Kökeni: Arapça saʿterī

  1. [isim] Söz ve davranışlarıyla halkı güldürüp eğlendiren kimse; kaşmer
    • "Çirkin bir oyun bu. Soytarıların zaferinden tehlikeli sonuçlar çıkarıyorsunuz." (Turan Oflazoğlu)
  2. [tiyatro] Bir oyunda, revüde veya sirkte gülünç davranışlarla, sözlerle ve becerilerle seyircileri eğlendiren kimse
  3. [mecaz] Hileci, yaltak kimse
KOPKOYU

  1. [sıfat] Çok koyu
    • "Otlar kopkoyu, İstanbul kızlarının yeşil gözleri gibi derin bir renk almışlardı." (Sait Faik Abasıyanık)
DOYURAN

  1. [sıfat, fizik] Bir sıvının içinde eriyerek onu doyma durumuna getiren (madde)
  2. [isim] Bir çelik çubuğu doyma durumuna getiren indükleyici manyetik alan
OYUNBAZ

Kelime Kökeni: Türkçe oyun + Farsça -bāz

  1. [sıfat] Oynamayı seven
  2. [mecaz] Düzenci, hileci
    • "O zavallı Çolak'ın nasıl bir oyunbaz olduğunu şimdi biliyordu." (Tarık Buğra)
OYNAYIŞ

  1. [isim] Oynamak işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü