İçinde oy olan 6 harfli 54 kelime var. İçerisinde OY bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında oy olan kelimeler listesine ya da Sonu oy ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
O Y Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
OY, YO
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DOYMAZ
-
-
[sıfat]
Açgözlü
- "Hani vatandaşlarımız da güç, ele avuca sığmaz, kanmaz, doymaz insanlar olsa bari!" (Falih Rıfkı Atay)
-
[sıfat]
Açgözlü
- DEBBOY
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Depo
-
[isim]
Depo
- BOYAMA
-
-
[isim]
Boyamak işi
-
Renkli yazma veya mendil
-
[sıfat]
Rengi boya ile sonradan verilmiş olan
- "Kara olan uzun bıyıkları, saçlarına pek uymuyor, boyama bıyığa benziyordu." (Osman Cemal Kaygılı)
-
[isim]
Boyamak işi
- HOYRAT
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[sıfat]
Kaba, kırıcı ve hırpalayıcı
- "Ne hoyrat kullanmışlar / Sevincin sesi çıkmıyor." (Behçet Necatigil)
-
[sıfat]
Kaba, kırıcı ve hırpalayıcı
- OYSAKİ
-
-
[bağlaç]
Oysa, hâlbuki
- "Oysaki daha önce onunla tanışmayı çok istemiştim." (Necati Cumalı)
-
[bağlaç]
Oysa, hâlbuki
- DOYGUN
-
-
[sıfat]
Her türlü gereksinimini gidermiş, tatmin olmuş, müstağni
-
[sıfat]
Her türlü gereksinimini gidermiş, tatmin olmuş, müstağni
- OYMALI
-
-
[sıfat]
Oymaları bulunan, oymalarla süslenmiş olan
- "Anasını yanındaki oymalı, yaldızlı kanepeye oturttu." (Reşat Enis)
-
[sıfat]
Oymaları bulunan, oymalarla süslenmiş olan
- BOYUNA
-
-
[zarf]
Ene dik olarak, boyunca, uzunlamasına, tulani
- "Hızlı adımlarla caddeyi boyuna yürüyorlar." (Haldun Taner)
-
(bo'yuna) Ara vermeden, durmaksızın
- "Doktor Haldun lakırtıya ondan evvel yakalanmış, boyuna anlatıyordu." (Mithat Cemal Kuntay)
-
[zarf]
Ene dik olarak, boyunca, uzunlamasına, tulani
- OYUKLU
-
-
[sıfat]
Oyuğu olan, oyukları bulunan
-
[sıfat]
Oyuğu olan, oyukları bulunan
- BOYANA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Boyna
-
[isim]
Boyna
- OTOYOL
-
-
[isim]
Hızlı bir trafik akımı sağlamak amacıyla yapılan, çok şeritli, çift yönlü geniş yol, otoban
-
[isim]
Hızlı bir trafik akımı sağlamak amacıyla yapılan, çok şeritli, çift yönlü geniş yol, otoban
- TOYAKA
-
-
[isim]
Bükerek germek için iki kat edilmiş bir ipin ucuna geçirilen tahta parçası
-
[isim]
Bükerek germek için iki kat edilmiş bir ipin ucuna geçirilen tahta parçası
- TOYLUK
-
-
[isim]
Toy (I) olma durumu veya toyca davranış, acemilik
- "Biz size göstereceğiz, dedi. Toyluğuna verdim." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
Toy (I) olma durumu veya toyca davranış, acemilik
- TOYGAR
-
-
[isim]
Tarla kuşu, turgay
-
[isim]
Tarla kuşu, turgay
- TROYKA
-
Kelime Kökeni : Rusça
-
[isim]
Rusya'da, üç atla çekilen kızak veya araba
-
[sıfat]
Üçlü
-
[isim]
Rusya'da, üç atla çekilen kızak veya araba
- KONVOY
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Aynı yere giden taşıt veya yolcu topluluğu, kafile
-
Savaş gemileri tarafından korunan yük gemileri katarı
-
[isim]
Aynı yere giden taşıt veya yolcu topluluğu, kafile
- KOYMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek
- "Öteki elini doktorun omzuna koydu." (Sait Faik Abasıyanık)
- "Gündüz olsun gece olsun, iki dakikalık bir fırsat buldu mu Allaha ısmarladık, sütnineyi koydunsa bul!" (Reşat Nuri Güntekin)
-
Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak
- "Bu işe kimi koyacağız?"
-
Bırakmak
- "İçeri kimseyi koymuyorlar."
-
Katmak, eklemek
- "Mal üstüne mal koymak için içi giden bir kişidir." (Salâh Birsel)
-
İmza, tarih, adres yazmak
-
Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak
- "Orduda yaşayan manevi kuvveti de meydana koyuyor." (Ruşen Eşref Ünaydın)
-
[nsz]
Etkilemek, dokunmak
- "Bu söz ona çok koymuş."
-
Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak
- "Giderlerini iki ay içinde yerine koydu." (Necati Cumalı)
-
Bırakmak, terk etmek
-
[-i]
Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek
- SOYSUZ
-
-
[sıfat]
Soyunun özelliklerini yitirmiş olan (kimse, bitki vb.), dejenere
-
Biyolojik ve toplumsal ölçüler yönünden göze batacak kadar kötüye giden (kimse), dejenere
- "Ağaç deyip geçme, onun da soylusu olur, soysuzu olur." (Tarık Buğra)
-
Kötü tanınmış, ahlaksız
-
[sıfat]
Soyunun özelliklerini yitirmiş olan (kimse, bitki vb.), dejenere
- DOYMUŞ
-
-
[sıfat]
Bir şey yiyerek tok duruma gelmiş
-
İsteği kalmamış, isteği giderilmiş, tatmin olmuş
-
Doyma durumuna gelmiş (gaz, sıvı veya elektromıknatıs), meşbu
-
[sıfat]
Bir şey yiyerek tok duruma gelmiş
- KOYCUK
-
-
[isim]
Küçük koy
- "Deniz ve engin başkadır; bitip tükenmez koycuklarla dolu gibi görünen kıyılar başkadır." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Küçük koy