İçinde oy olan 6 harfli 54 kelime var. İçerisinde OY bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında oy olan kelimeler listesine ya da sonu oy ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Oy Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

O Y

2 Harfli Kelimeler

OY, YO

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TOYLUK

  1. [isim] Toy (I) olma durumu
    • "Gençlik, toyluk yüzünden bazı fena öğütlere kapılmış olabilirim." (Necip Fazıl Kısakürek)
OYSAKİ

  1. [bağlaç] Bakınız oysa
    • "Oysaki daha önce onunla tanışmayı çok istemiştim." (Necati Cumalı)
BOYSUZ

  1. [sıfat] Benzerleri arasında boyu kısa olan
BOYDAK

  1. [isim, ağızlardan] Yükü olmayan yaya
  2. Bekâr yaşayan kimse
  3. Başıboş, işsiz güçsüz kimse
  4. Çocuksuz kadın
BOYANA

Kelime Kökeni: (Bayonne yer adından)

  1. [isim, denizcilik] Bakınız boyna
KOYUCA

  1. [isim] Biraz koyu olan
OYULUŞ

  1. [isim] Oyulmak işi
BOYDAŞ

  1. [sıfat] Aynı boyda olan (kimse)
  2. [isim, eskimiş] Bakınız akran
TOYGAR

  1. [isim, hayvan bilimi] Bakınız tarla kuşu
TOYNAK

  1. [isim, hayvan bilimi] At, eşek vb. tek tırnaklı hayvanların tırnağı
KOVBOY

Kelime Kökeni: Fransızca cow-boy

  1. [isim] Amerika'da sığır çobanı
    • "Kovboy bozuntusu yahut gangster torunu birkaç sivri akıllıdır onlar." (Refik Halit Karay)
  2. [mecaz] Gangsterliğe özenen kimse
SEKOYA

Kelime Kökeni: (Kaliforniya yerlilerinin dilinden)

  1. [isim, bitki bilimi] Kozalaklıların porsukgiller familyasından, Kaliforniya'da yetişen, 100-130 metre boyunda, büyük bir orman ağacı (Sequoia)
TOYAKA

  1. [isim] Bükerek germek için iki kat edilmiş bir ipin ucuna geçirilen tahta parçası
SOYMUK

  1. [isim, bitki bilimi] Damarlı bitkilerin kök, gövde ve yapraklarında, ongun besi suyunu ileten borularla, yakın hücrelerden ve bunların arasını dolduran özek dokudan oluşan tabaka
  2. [ağızlardan] Çam ağacının çiğnenip emilen iç kabuğu; yalamuk
  3. Bu kabuğu almak için ağacın gövdesine açılan yara
KOYMAK

  1. [-e, -i] Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek
    • "Öteki elini doktorun omzuna koydu." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak
    • "O kadar etkilenmiş ki beni de işe koymak için onlarla tanıştırmaya götürüyordu." (Mehmet Emin Yeşil)
  3. Gitmesine engel olmamak, gitmesine izin vermek; bırakmak
    • "İçeri kimseyi koymuyorlar."
  4. Bakınız eklemek
    • "Mal üstüne mal koymak için içi giden bir kişidir." (Salâh Birsel)
  5. İmza, tarih, adres yazmak
  6. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak; vazetmek
    • "Orduda yaşayan manevi kuvveti de meydana koyuyor." (Ruşen Eşref Ünaydın)
  7. [nesnesiz] Etkilemek, dokunmak
    • "Kendisinden yakışıklı ve ünlü olan bir adam için terk edilmiş olmak koyuyor olmalı ona." (İnci Aral)
  8. Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak
    • "Giderlerini iki ay içinde yerine koydu." (Necati Cumalı)
  9. Bırakmak, terk etmek
SOYMAK

  1. [-i] Bir şeyin üzerinden kabuk, deri, zar vb.ni çıkarmak
    • "Takkesini geçirmiş, entarisini kuşanmış, elma soyuyordu." (Aka Gündüz)
  2. Birinin giysilerini çıkarmak
    • "Yaralıyı soyuyor ve ilk tedaviye başlıyorum." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Birinin üstünde, yanında veya bir yerde bulunan şeyleri çalarak alıp götürmek; dızlamak
SOYDAŞ

  1. [isim] Soyları bir olan bireylerden her biri
    • "Bizim zavallı soydaşlarımıza kadar önünüze kim rast geldiyse kılıçtan geçirdiniz." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
BOYNUZ

  1. [isim] Bazı hayvanların başında bulunan, tırnaksı bir maddeden, uzun, kıvrık veya çatallı korunma organı
    • "Boynuzlarına vurdu ve gözlerini kurttan ayırmaksızın yavaşça geri geri sürükledi." (Kemal Tahir)
  2. [sıfat] Bu organdan yapılmış
    • "Boynuz tarak."
  3. Kurşun borudan kol alma işleminde kullanılan demirden yapılmış alet
  4. Hacamat yaparken kanı çekmek için kullanılan aletlerden birisi
  5. [müzik] Üzerine delikler açılmış hayvan boynuzundan yapılan, üflemeli bir tür çalgı
  6. Bazı böceklerde başın ön bölümünde bulunan, eklemlerden oluşmuş hareketli duyu alma organı
  7. [eskimiş] Troleybüslerin çalışabilmesi için bir hava hattından elektrik akımı almasını sağlayan, ön kısımda yer alan iki kol
    • "Elektrik hattına bağlı iki boynuz ile çalışan troleybüslerin ikide bir boynuzları çıkar, şoför iner, alışkın hareketlerle boynuzu yerine takar ve yola devam ederdi."
MOYMUL

  1. [isim, hayvan bilimi] Atmaca ve doğana benzeyen bir tür yırtıcı kuş
SOYADI

  1. [isim] Herkesin ailece anılmasına yarayan öz adından sonraki adı; aile adı, soy ismi
    • "Babası evvela soyadını Öz-Cengiz diye kaydettirmişti." (Halide Edip Adıvar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü