İçinde oturmak olan 1 kelime var. İçerisinde OTURMAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında oturmak olan kelimeler listesine ya da sonu oturmak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
OTURMAK
Oturmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
7 Harfli Kelimeler
KORUTMA, OTURMAK
6 Harfli Kelimeler
KOMUTA, KORUMA, OKTRUA, OKUTMA, OTURAK, OTURMA, TOMRUK
5 Harfli Kelimeler
AKORT, ARMUT, KAROT, KOMAR, KOMUT, KOTRA, KUMAR, KURAM, KURMA, MAKRO, MAKTU, MORUK, MURAT, OKUMA, ORTAK, ORTAM, TOMAK, TOMAR, TORAK, TORUM, UTMAK
4 Harfli Kelimeler
AKOR, AKUR, AKUT, AMOR, AMUT, AORT, ATOM, KAMU, KARO, KART, KOMA, KORT, KORU, KOTA, KROM, KUMA, KURA, KURT, MARK, MART, MOKA, MURT, MUTA, OKAR, OKRA, OKUR, OMUR, ORAK, ORTA, ROKA, ROMA, ROTA, RUAM, TAMU, TOKA, TORK, TROK, TURA, UMAR, UTMA
3 Harfli Kelimeler
ARK, ART, AUT, KAM, KAR, KAT, KOM, KOR, KOT, KUM, KUR, KUT, MAT, MOR, MUT, OMA, ORA, RAM, ROK, ROM, ROT, RUA, RUM, TAK, TAM, TAR, TOK, TOR, TUR
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, AR, AT, MA, OK, OM, OT, RA, TA, TU, UR, UT
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- OTURMAK
-
-
[-e]
Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek
- "Bir sandalyenin üzerinde oturmuş, önüne bakıyordu."
-
[nesnesiz]
Bu biçimde yerleştiği yerde kalmak
- "Bakın, hikâye zordur, acımasız ve hoşgörüsüzdür. Oturursunuz ve başından kalkamazsınız."
-
[-i]
Uygun gelmek, ölçüleri tam olmak
- "Ütüsüz ve beli oturmamış pantolonunu çekti."
-
[-de]
Bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek
- "Aynı semtte oturdukları için komşu da sayılırlar."
-
[nesnesiz]
Hiçbir iş yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak
- "Böyle oturacağınıza çalışsanız olmaz mı?"
-
[nesnesiz]
Toprak veya yapı çökmek, aşağı inmek
- "Temelin bu tarafı on santim oturmuş."
-
[-le]
Biriyle beraber yaşamak
- "O günden beri enişte beyle oturuyorum."
-
Bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak
-
Yer almak, geçmek
- "Valilik makamına oturdu."
-
[nesnesiz]
Benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek
- "Gelenekler gün geçtikçe iyice oturdu."
-
Belli bir yörüngede dönmeye başlamak
- "Uydu yörüngeye oturdu."
-
Sıvı tortuları dibe çökmek, dipte toplanmak
-
[nesnesiz]
Herhangi bir durumda belli bir süre kalmak
- "Arif gibi bir adamla çene yarışına girmek istememekle beraber susup oturamazdı."
-
[-e]
Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek