İçinde ol olan 6 harfli 118 kelime var. İçerisinde OL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ol olan kelimeler listesine ya da sonu ol ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DEFOLU
-
-
[sıfat]
Defosu olan, bozuk, kusurlu, ayıplı olan (kumaş, giysi, mal vb.); özürlü
- "Fabrikada küçük de olsa defolu çıkan giysiler bir yere ayrılır, çok defolu olanlar çalışanların alabileceği gibi ucuz fiyatlarla satılırdı."
-
[mecaz]
Olması gerekenin dışında olan (düşünce, davranış vb.)
- "Defolu duygularla hayat sahnesine atılan insanlar, kaş yapayım derken göz çıkarır, öpeyim derken ısırır, iltifat edeyim derken hakaret ederler."
-
[mecaz]
Kusuru, ayıbı olan (kimse)
- "Oysa halk, az çok defolu tipleri sever, bakınca bir şeye benzetemeyeceğin tipleri."
-
[sıfat]
Defosu olan, bozuk, kusurlu, ayıplı olan (kumaş, giysi, mal vb.); özürlü
- OLAYLI
-
-
[sıfat]
Olayı olan, olay çıkmış olan; hadiseli
- "Olaylı bir toplantı."
-
[sıfat]
Olayı olan, olay çıkmış olan; hadiseli
- TEOLOG
-
Kelime Kökeni: Fransızca théologue
-
[isim]
Bakınız tanrı bilimci
-
[isim]
Bakınız tanrı bilimci
- OTOLİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca otolite
-
[isim, anatomi]
Bakınız işitme taşı
-
[isim, anatomi]
Bakınız işitme taşı
- ŞOROLO
-
-
[isim, ağızlardan]
Kadınlaşmış, kadın kılığına girmiş olan ve ahlak dışı ilişkiler için kullanılan erkek
- "Bunca yıl sonra, bu şorolo için bizi sattın ha?"
-
[isim, ağızlardan]
Kadınlaşmış, kadın kılığına girmiş olan ve ahlak dışı ilişkiler için kullanılan erkek
- DOLMEN
-
Kelime Kökeni: Keltçe
-
[isim, tarih]
İkisi dikili, üçüncüsü de bunların üzerine kapak gibi yatırılmış üç büyük taştan oluşturulmuş Taş Devri mezarı
-
[isim, tarih]
İkisi dikili, üçüncüsü de bunların üzerine kapak gibi yatırılmış üç büyük taştan oluşturulmuş Taş Devri mezarı
- SUYOLU
-
-
[isim]
Bakınız sutaş
-
Bazı kâğıtların dokusunda bulunan, ışığa tutulduğunda görülebilen çizgi, resim veya yazı; filigran
-
Kâğıt üzerine konulan noktaların aralarını çizgilerle birleştirerek oynanan bir çocuk oyunu
- "Biz, suyolu oynar gibi kasabanın dar ve karışık sokaklarında..."
-
[isim]
Bakınız sutaş
- VİYOLO
-
Kelime Kökeni: Fransızca violo
-
[isim]
Bakınız viyola
-
[isim]
Bakınız viyola
- KOLACI
-
-
[isim]
Giysi, örtü, çarşaf vb.ni yıkayarak kolalayan ve ütüleyen kimse
- "Adam sen de! Çamaşırları toplar, kolacıya yollarım, hem yıkar hem de ütüler."
-
Bu işlerin yapıldığı yer
-
[isim]
Giysi, örtü, çarşaf vb.ni yıkayarak kolalayan ve ütüleyen kimse
- VİYOLA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca viola
-
[isim, müzik]
Kemana benzer, kemandan büyük bir çalgı; alto
- "Viyola tonunda bir sesi vardı."
-
[isim, müzik]
Kemana benzer, kemandan büyük bir çalgı; alto
- SOLOCU
-
-
[isim, müzik]
Bakınız solist
-
[isim, müzik]
Bakınız solist
- KAOLİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca kaolin
-
[isim]
Bakınız arı kil
- "Yumuşak porselende kaolin miktarı az, sert porselende ise daha çoktur."
-
[isim]
Bakınız arı kil
- ÜROLOG
-
Kelime Kökeni: Fransızca urologue
-
[isim]
İdrar yolu hastalıkları hekimi; bevliyeci
-
[isim]
İdrar yolu hastalıkları hekimi; bevliyeci
- OLUŞUM
-
-
[isim]
Oluşmak işi; teşekkül, teşkil
-
[gök bilimi, jeoloji]
Katman, kütle, gök cismi vb.nin biçimlenme süreci
-
[isim]
Oluşmak işi; teşekkül, teşkil
- PİRYOL
-
Kelime Kökeni: (Prioli özel adından)
-
[isim, eskimiş]
Üzerinde kümbetsi bir kapak bulunan, oldukça büyük bir tür cep saati
-
[isim, eskimiş]
Üzerinde kümbetsi bir kapak bulunan, oldukça büyük bir tür cep saati
- OLUŞUK
-
-
[sıfat]
Oluşmuş olan
-
[isim, jeoloji]
Bir jeoloji döneminde meydana gelmiş katmanlar dizisi
- "Üçüncü Zaman oluşukları."
-
[sıfat]
Oluşmuş olan
- KOLTUK
-
-
[isim]
Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer
- "Gazetelerini bir koltuğunun altına koydu, zayıf kollarıyla kutulara sarıldı."
-
Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye
- "Ta yan beline kadar gömüldüğü koltuğunun içinden ileriye doğru uzandı."
-
Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni
- "Babamız, annemizi gelin geldiği ilk gün şu merdivenin alt başında karşılamış, koltuk yapılmıştı."
-
Yapıcılıkta yan destek
-
[denizcilik]
Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip
-
[mecaz]
Bakınız koltuklanma
- "O koltuktan hoşlanmaz."
-
[mecaz]
Bakınız kayırma
- "Dayısının koltuğunda sırtı yere gelmez."
-
[mecaz]
Yüksek mevki, makam
- "Koltuk kavgası."
-
[argo]
Bakınız genelev
- "Burası Mesut Bey adında bir herifin koltuğudur."
-
[ağızlardan]
Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler
-
[eskimiş]
Kenar, tenha yer
-
[isim]
Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer
- OLTACI
-
-
[isim]
Balık avlamada kullanılan gereçleri satan kimse
-
Olta ile balık avlamada usta kimse
-
[isim]
Balık avlamada kullanılan gereçleri satan kimse
- PROLOG
-
Kelime Kökeni: Fransızca prologue
-
[isim]
Bakınız ön deyiş
- "İşte bu yüzden birçok edebiyat tarihçisi Eski İngilizce dönemini İngiliz edebiyatının bir başlangıcından çok yalnızca bir proloğu sayar."
-
[isim]
Bakınız ön deyiş
- BOLLUK
-
-
[isim]
Bol olma durumu
- "Eteğin belinde bir bolluk var."
-
Bakınız bereket
-
Parasal bakımdan rahatlık
- "Hep eski bolluk zamanlarında yapılmış büyük vezir konaklarına rastlanırdı."
-
Çok, fazla olma durumu; yağmur
- "Öteden beri dergileri kaplayan şiir bolluğundan ürkerim."
-
Her şeyin bol olduğu yer
-
[isim]
Bol olma durumu