İçinde nk olan 5 harfli 18 kelime var. İçerisinde NK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nk olan kelimeler listesine ya da sonu nk ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- FRENK
-
Kelime Kökeni: Farsça freng
-
[isim]
Anglosakson, Cermen veya Latin ırklarının birinden olan kimse
- "Frenklere mahsus, şen, latifeci bir ihtiyarla genç kadına doğru ilerledi."
-
[tarih]
Osmanlıların Avrupalılara, özellikle Fransızlara verdikleri ad
-
[isim]
Anglosakson, Cermen veya Latin ırklarının birinden olan kimse
- ÇÜNKÜ
-
Kelime Kökeni: Farsça çūn + ki
-
[bağlaç]
Şu sebeple; zira
- "Ben şimdi sizin fikrinizi tenkit etmeyeceğim çünkü faydasızdır."
-
[bağlaç]
Şu sebeple; zira
- AHENK
-
Kelime Kökeni: Farsça āheng
- SANKİ
-
Kelime Kökeni: Türkçe san + Farsça ki
-
[zarf]
Soru cümlelerinde belirtilen konuya ilgiyi çekmek veya uyarıda bulunmak için kullanılan bir söz
- "Ne olur sanki, sen de gelsen?"
-
Soru olmayan cümlelerde anlatılan düşüncenin gerçekte var olmadığını ancak gerçekmiş gibi bir izlenim uyandırdığını belirtmek için kullanılan bir söz; sankim, sözüm ona
- "O cana yakın, o çocuk yüzüyle dört yanına bakınca sanki bütün varlık masumlukla aydınlanırdı."
-
[zarf]
Soru cümlelerinde belirtilen konuya ilgiyi çekmek veya uyarıda bulunmak için kullanılan bir söz
- KANKA
-
-
[isim, teklifsiz konuşmada]
Kardeş kadar yakın olan kimse
-
[isim, teklifsiz konuşmada]
Kardeş kadar yakın olan kimse
- YANKI
-
-
[isim]
Sesin yansıtıcı bir yüzeye çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses; akis, aksiseda, aksülamel, inikâs, eko
- "Ben kimsesiz seyyahı meçhuller caddesinin / Ben yankısından kaçan çocuk kendi sesinin"
-
[mecaz]
Bir olayın çevrede uyandırdığı duygu, düşünce veya tepki; akis, aksülamel, inikâs
- "Bu çığlıklar, ağızdan ağıza, kulaktan kulağa geniş yankılarla bütün yurdu kaplıyordu."
-
[isim]
Sesin yansıtıcı bir yüzeye çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses; akis, aksiseda, aksülamel, inikâs, eko
- ENKAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça enḳāż
- FRANK
-
Kelime Kökeni: Fransızca franc
-
[isim, eskimiş]
Fransa, İsviçre, Belçika vb. ülkelerin para birimi
-
[isim, eskimiş]
Fransa, İsviçre, Belçika vb. ülkelerin para birimi
- ÇİNKO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca zinco
-
[isim, kimya]
Atom numarası 30, atom ağırlığı 65,37, mavimsi beyaz renkte olan sert bir element; tutya (simgesi Zn)
-
[sıfat]
Bu elementten yapılmış
- "Odamız yaz günleri çinko damın altında yanar durur."
-
[isim, kimya]
Atom numarası 30, atom ağırlığı 65,37, mavimsi beyaz renkte olan sert bir element; tutya (simgesi Zn)
- BANKO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca banco
-
[isim]
İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh
- "Kelepçi kızlar da bankodakiler gibi, fazla iplik kopmasından şikâyetçiydiler."
-
Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para
-
Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse; bankocu
-
Otuz iki kâğıtla oynanan bir iskambil oyunu
-
[zarf]
Bakınız kesinlikle
- "Bu dönem muhtar banko Ali Bey olacak."
-
[ünlem]
Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz
-
[denizcilik]
Su altındaki tepelik
-
[isim]
İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh
- BANKA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca banca
-
[isim]
Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve ticaret, sanayi, ekonomi alanlarında çeşitli etkinliklerde bulunan kuruluş
-
Bankacılık işleminin yapıldığı yapı
- "Hâlbuki o sabah daha bankanın kapısı açılmadan sökün etti."
-
[isim]
Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve ticaret, sanayi, ekonomi alanlarında çeşitli etkinliklerde bulunan kuruluş
- ZANKA
-
Kelime Kökeni: Rusça
-
[isim]
İki atlı kızak
-
[isim]
İki atlı kızak
- SKİNK
-
Kelime Kökeni: İngilizce skink
-
[isim, hayvan bilimi]
Skinkgillerden, çöllerde, kurak bölgelerde yaşayan bir tür sürüngen (Scincus)
-
[isim, hayvan bilimi]
Skinkgillerden, çöllerde, kurak bölgelerde yaşayan bir tür sürüngen (Scincus)
- DÜNKÜ
-
-
[sıfat]
Düne özgü, dün olan, dün yapılan
- "Dünkü gün. Dünkü yağmur."
-
Yakın geçmişteki
- "Dünkü kaplan, bir külkedisi yumuşaklığı ile göğsüme yaslandı."
-
[mecaz]
Acemi olan
- "Daha dünkü damatla böyle çabucak yüz göz olup rezaleti ayyuka çıkarmak olur mu hiç?"
-
[sıfat]
Düne özgü, dün olan, dün yapılan
- ANKET
-
Kelime Kökeni: Fransızca enquête
-
[isim]
Herhangi bir konuyla ilgili durum ve tutumu belirlemek için düzenlenmiş, ayrıntılı ve kapsamlı soru dizisi; sormaca, istimzaç
- "Öteden beri zaman zaman yapılagelen bu anketler ne güzel anketlerdir!"
-
[isim]
Herhangi bir konuyla ilgili durum ve tutumu belirlemek için düzenlenmiş, ayrıntılı ve kapsamlı soru dizisi; sormaca, istimzaç
- İNKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça inkār
-
[isim]
Yaptığını, söylediğini, tanık olduğunu saklama, gizleme; yadsıma
-
Kabul etmeme, tanımama
-
[isim]
Yaptığını, söylediğini, tanık olduğunu saklama, gizleme; yadsıma
- SONKİ
-
-
[sıfat]
Son olan, en sondaki
- "Mamafih bu sonki zümreye mensup kavimlerin lisanları arasında bir akrabalık bulunduğu da henüz ispat edilememiştir."
-
[sıfat]
Son olan, en sondaki
- KRANK
-
Kelime Kökeni: İngilizce crank
-
[isim, teknik]
Bir motorda biyellerin doğrusal hareketini dairesel harekete çeviren dingil
-
Sac, çinko, dökme demir, bakır vb. borunun yönünü değiştirmeye yarayan kıvrım
-
[isim, teknik]
Bir motorda biyellerin doğrusal hareketini dairesel harekete çeviren dingil