İçinde net olan 7 harfli 27 kelime var. İçerisinde NET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında net olan kelimeler listesine ya da sonu net ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Net Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E N T

3 Harfli Kelimeler

NET, TEN

2 Harfli Kelimeler

EN, ET, NE, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YÖNETME

  1. [isim] Yönetmek işi
    • "… genel durumu yönetme bakımından Sivas’tan hiçbir ayrılığı olmayan Ankara’ya gelecektik." (Atatürk)
VAGONET

Kelime Kökeni: Fransızca wagonnet

  1. [isim] Yana veya arkaya doğru devrilebilen ve bazı toprak düzleme işlerinde kullanılan küçük vagon
    • "Boş kömür vagonetlerine bindik." (Refik Halit Karay)
YÖNETİM

  1. [isim] Yönetmek işi; idare
    • "İki arkadaşımın yardakçılığıyla yönetim binasını taşladım, pencerelerin yedi sekizini kırdım." (Refik Erduran)
  2. [mecaz] Bakınız dümen
YÖNETİŞ

  1. [isim] Yönetmek işi
MENETME

  1. [isim] Menetmek işi
KEHANET

Kelime Kökeni: Arapça kehānet

  1. [isim] Bir olayın gerçekleşeceğini önceden bilme; kâhinlik, ön deyi, prediksiyon
    • "Peki, bu aynada beliren kehanetlerin bir bir gerçekleşmesine ne diyeceksin?" (İhsan Oktay Anar)
GENETİK

Kelime Kökeni: Almanca Genetik

  1. [isim, biyoloji] Bakınız kalıtım bilimi
  2. [sıfat] Genlerle ilgili, genlerin belirlediği, genlerle geçen
  3. [sıfat] Genlerle ilgili, kalıtımla ilgili
KLARNET

Kelime Kökeni: Fransızca clarinette

  1. [isim, müzik] Tahtadan, metal perdeli, orkestrada önemli yeri olan bir üflemeli çalgı; gırnata
    • "Önce klarnetle ezgisini çalar, arkasından gür bariton sesiyle bir dörtlük söylerdi." (Cahit Külebi)
VİZONET

Kelime Kökeni: Fransızca visonette

  1. [isim] Taklit vizon
    • "Parmağında zümrüt yüzüğü, üstünde vizonet kürküyle otururken kimselere, hiçbir yere değmemeye çalışan bir iş adamı karısı." (Tomris Uyar)
SÜKUNET

Kelime Kökeni: Arapça sukūnet

  1. [isim] Bakınız dinginlik
    • "İlim oldukça gelişmiş bir zekâ, dikkat, çalışkanlık, sükûnet ve ağırbaşlılık ister." (Mehmet Kaplan)
  2. Huzurlu, rahat olma; sükûn
    • "Birdenbire kendinde müthiş bir sükûnet, tarifsiz bir rahatlık hissetti." (Şevket Rado)
  3. Dinme, yatışma
DENETÇİ

  1. [isim] Denetlemeyle görevli kimse; kontrolcü, murakıp, kontrolör
  2. [sinema, televizyon] Görüntülerin, sesin, rengin kusursuz olup olmadığını, çizik vb. bulunup bulunmadığını gösterim odasında filmi izleyerek inceleyen kimse
MELANET

Kelime Kökeni: Arapça melʿanet

  1. [isim, eskimiş] Büyük kötülük, lanetlenecek iş veya davranış
FONETİK

Kelime Kökeni: Fransızca phonétique

  1. [isim, dil bilgisi] Bakınız ses bilgisi
  2. Herhangi bir dilde yer alan seslerin fiziksel özellikleri
    • "Özellikle yabancı kaynaklı ve Türkçenin fonetiğine uymayan kelimeler kişiler tarafından bazen bozularak da kullanılmaktadır." (Gürer Gülsevin)
KENETLİ

  1. [sıfat] Kenedi olan
  2. Kenetle birbirine bağlanmış bulunan, kenetlenmiş olan
    • "İnce dudakları birbirine kenetli, taş gibi öylece oturuyor." (Ayşe Kulin)
  3. [mecaz] Birbirinin içine geçerek sıkıca kapanmış
METANET

Kelime Kökeni: Arapça metānet

  1. [isim] Bakınız dayanma
    • "Kalbimde lüzumundan fazla metanet var." (Aka Gündüz)
KİNETİK

Kelime Kökeni: Fransızca cinétique

  1. [sıfat, fizik] Hareketle ilgili, hareket sebebiyle oluşan
  2. [isim, kimya] Kimyasal tepkimelerin hızlarını inceleyen bilim dalı
  3. [isim, teknik] Hareket olaylarını inceleyen bilim dalı
DİYANET

Kelime Kökeni: Arapça diyānet

  1. [isim, din bilimi] Din kurallarına tam bağlı olma durumu
  2. Bakınız din (I)
DENETİM

  1. [isim] Denetlemek işi
    • "Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır." (Anayasa)
ÇENETLİ

  1. [sıfat, biyoloji] İki veya daha çok çenedi bulunan
ESNETME

  1. [isim] Esnetmek işi
  2. [spor] Türlü sebeplerle kısalan kasları açmak ve uzatmak için bağlı bulundukları eklemlerde yapılan esnek, yaylı ve zorlu germe hareketi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü