İçinde nak olan 7 harfli 41 kelime var. İçerisinde NAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nak olan kelimeler listesine ya da Sonu nak ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A K N Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KAN
2 Harfli Kelimeler
AK, AN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KONAKÇI
-
-
[isim]
Toplu olarak yapılan yolculukta konak yeri sağlamakla görevli kimse
-
Sefere çıkan askerlerin önünden gidip konak yeri sağlamakla görevli subay
-
Asalağın erginini veya gelişim evrelerinden herhangi birini taşıyan canlı, konak
-
[isim]
Toplu olarak yapılan yolculukta konak yeri sağlamakla görevli kimse
- ÇAĞANAK
- ...
- MENAKIP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Menkıbeler
-
[isim]
Menkıbeler
- BUKANAK
-
-
[isim]
Ayak
-
[isim]
Ayak
- TUTANAK
-
-
[isim]
Meclis, kurul, mahkeme vb. yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazıya geçirilmesi, zabıt, zabıtname
-
Bir durumu tespit eden veya edenler tarafından imzalanan belge, zabıt varakası
-
Birçok kimsenin imzaladığı rapor, mazbata
-
[isim]
Meclis, kurul, mahkeme vb. yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazıya geçirilmesi, zabıt, zabıtname
- TAPINAK
-
-
[isim]
İçinde ibadet edilen, tapınılan yapı, mabet, ibadethane, ibadetgâh
- "Somakiden saraylar, mozaikten tapınaklar yapar, tunçtan kaleler ... kurarmışsın." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
İçinde ibadet edilen, tapınılan yapı, mabet, ibadethane, ibadetgâh
- ÇANAKÇI
-
-
[isim]
Çanak yapan veya satan kimse
-
[isim]
Çanak yapan veya satan kimse
- İNAKSAL
-
-
[sıfat]
Dogmatik
-
[sıfat]
Dogmatik
- TAKANAK
-
-
[isim]
Alacak, borç
-
İlişki
-
[isim]
Alacak, borç
- NAKKARE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Mehterhanede yer alan, birbirine bağlı iki yarım küre benzeri ve iki değnekle vurularak çalınan bir tür davul
-
[isim]
Mehterhanede yer alan, birbirine bağlı iki yarım küre benzeri ve iki değnekle vurularak çalınan bir tür davul
- NAKARAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir şarkıda her kıtadan sonra tekrarlanan ve bestesi değişmeyen parça, kavuştak
- "Şirket vapurları, bir şarkının nakaratı gibi ikide bir geçerlerdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
Çok sık tekrarlanan, bundan dolayı bıkkınlık vererek önemini yitiren söz
- "Bir yandan da Necla: -Ay yoruldu, ay hastalanacak, ay ölecek- diye eski nakaratına devam ediyor." (Haldun Taner)
-
Bir şiirin içinde iki veya daha çok kez tekrarlanan bölüm
-
[isim]
Bir şarkıda her kıtadan sonra tekrarlanan ve bestesi değişmeyen parça, kavuştak
- ALMANAK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Yıllık
- "Almanağın dörtte üçü istatistik ve grafiklerle dolu idi." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
Yıllık
- DAYANAK
-
-
[isim]
Dayanılacak şey, istinatgâh, mesnet
-
Bir iddiayı güçlendirmeye yarayan tanıt
-
Destek, dayanak noktası
- "Söylenenleri destekliyor, onlara dayanak oluyordu." (Tarık Buğra)
-
Bir gerçekliğin onaylanması için olayların arkasında veya altında bulunan şey, kendisine bir şey yüklenilen, bir varlığa destek olan, altta bulunan temel
-
[isim]
Dayanılacak şey, istinatgâh, mesnet
- YAŞANAK
-
-
[isim]
Özellikle erken veya yeni doğmuş bebeklerin, zarar verebilecek dış etkenlerden korunması amacıyla içine yerleştirildiği, belirli sıcaklığın ve nemin özel olarak oluşturulduğu araç, kuvöz
-
[isim]
Özellikle erken veya yeni doğmuş bebeklerin, zarar verebilecek dış etkenlerden korunması amacıyla içine yerleştirildiği, belirli sıcaklığın ve nemin özel olarak oluşturulduğu araç, kuvöz
- KONAKRİ
- ...
- ÇANAKSI
-
-
[sıfat]
Çanağı andıran, çanağa benzeyen, çanak gibi
-
[sıfat]
Çanağı andıran, çanağa benzeyen, çanak gibi
- MİNAKOP
-
-
[isim]
Gölge balığı
-
[isim]
Gölge balığı
- OYNAKÇA
-
-
[sıfat]
Oynak
- "Oynakça davranış."
-
[zarf]
Oynak olarak
- "Oynakça davranıyor."
-
[sıfat]
Oynak
- KORUNAK
-
-
[isim]
Tehlikeden kurtulmak, korunmak için yapılmış yer
-
Sığınılan, saklanılan yapı, mağara gibi yer
- "Öyle bir savaştayım ki sığınağı, korunağı yok." (Turan Oflazoğlu)
-
Koruyan, esirgeyen, saklayan kimse
-
[isim]
Tehlikeden kurtulmak, korunmak için yapılmış yer
- TENAKUZ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Anlam aykırılığı, çelişme, çelişki
-
[isim]
Anlam aykırılığı, çelişme, çelişki