İçinde nah olan 27 kelime var. İçerisinde NAH bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nah olan kelimeler listesine ya da sonu nah ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

13 Harfli Kelimeler

NAMÜTENAHİLİK

12 Harfli Kelimeler

ANAHTARCILIK

11 Harfli Kelimeler

GÜNAHKARLIK, GÜNAHSIZLIK

10 Harfli Kelimeler

ANAHTARLIK, GÜNAHLILIK, GÜNAHSIZCA, NAHIRCILIK, NAMÜTENAHİ

9 Harfli Kelimeler

ANAHTARCI

8 Harfli Kelimeler

GÜNAHKAR, GÜNAHSIZ, NAHİFLİK, NAHOŞLUK

7 Harfli Kelimeler

ANAHTAR, BİGÜNAH, GÜNAHLI, NAHIRCI

6 Harfli Kelimeler

NAHİYE

5 Harfli Kelimeler

CENAH, GÜNAH, NAHAK, NAHİF, NAHIR, NAHİV, NAHOŞ

3 Harfli Kelimeler

NAH

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Nah Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A H N

3 Harfli Kelimeler

HAN, NAH

2 Harfli Kelimeler

AH, AN, HA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

NAMÜTENAHİLİK

  1. [isim] Bakınız sonsuzluk
    • "Sanki birdenbire, ona, nihayetsiz derinlikleri, renksiz ve lekesiz namütenahilikleri gösteriyor." (Peyami Safa)
ANAHTARCILIK

  1. [isim] Anahtarcının yaptığı iş; çilingirlik
    • "Karaköy'de anahtarcılık yapan biri vardı, zaman zaman ona anahtar yaptırmıştım." (Fethi Naci)
GÜNAHKARLIK

  1. [isim] Günahkâr olma durumu
    • "Bu harap ülkenin üstünde çakan şimşekler / Çılgın arzulu günahkârlığımın gözleridir" (Enis Behiç Koryürek)
GÜNAHSIZLIK

  1. [isim] Günahsız olma durumu
GÜNAHSIZCA

  1. [zarf] Günahsız bir biçimde
NAMÜTENAHİ

Kelime Kökeni: Farsça nā + Arapça mutenāhī

  1. [sıfat] Bakınız sonsuz
  2. [zarf] Sonsuz bir biçimde
    • "Öğleye yakın bu sis dağılınca gökyüzü namütenahi açılıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
ANAHTARLIK

  1. [isim] Anahtarların kaybolmasını önlemek ve kolayca kullanılmasını sağlamak için takıldığı maden, deri vb.nden yapılan halka veya kılıf
GÜNAHLILIK

  1. [isim] Günahlı olma durumu
NAHIRCILIK

  1. [isim] Bakınız sığırtmaçlık
ANAHTARCI

  1. [isim] Anahtar yapan, satan veya onaran kimse; açkıcı
  2. Kilitli kapıları açan kimse; çilingir
  3. [argo] Kapı, kasa vb. yerlere anahtar uydurarak hırsızlık yapan kimse
NAHİFLİK

  1. [isim] Nahif olma durumu
  2. Bakınız zayıflık
GÜNAHSIZ

  1. [sıfat] Günahı veya suçu olmayan; yazıksız, bigünah
    • "Bombalar patlar ve günahsız insanlar göz göre göre öldürülür veya sakatlanırken gazetelerdeki iri başlıklar ve haber bültenlerine öylesine alıştık ki kılımız bile kıpırdamıyor artık." (Cemil Meriç)
  2. [zarf] Günahı veya suçu olmadan
    • "Silahçı Tahsin günahsız gitti fakat sonra, onu gönderenlerin ebedî günahları, tarihin ebedî sayfalarına geçti." (Aka Gündüz)
NAHOŞLUK

  1. [isim] Nahoş olma durumu
GÜNAHKAR

Kelime Kökeni: Farsça gunāhkār

  1. [sıfat] Günah işlemiş, günahı olan; günahlı
    • "Vakit vakit gözlerini kapayarak o herkesin / Ah ettiği sevda adlı günahkârı düşündün mü?" (Enis Behiç Koryürek)
NAHIRCI

  1. [isim] Bakınız sığırtmaç
GÜNAHLI

  1. [sıfat] Bakınız günahkâr
BİGÜNAH

Kelime Kökeni: Farsça bīgunāh

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız günahsız
    • "Bu arada ne olduysa zavallı ve bigünah Cevriye’ye olmuştu." (Ümit Deniz)
ANAHTAR

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç; açacak, açar, açkı, miftah, dil (I)
    • "Belinde uzun gümüş halkalarla asılı gümüş anahtarları vardı." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Bakınız kurgu
  3. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol
  4. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç
  5. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet; açacak
    • "Sardalya kutusunu açmaya yarayan anahtarı çarçabuk temin ederdi."
  6. [mecaz] Bir şeye ulaşmada veya onu elde etmede yardımcı olan şey
    • "Biliyordu ki sabır, cennetin anahtarıdır." (Peyami Safa)
  7. [sıfat, mecaz] Herhangi bir olayda belirleyici olan
    • "Anahtar parti."
  8. [fizik] İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen; çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör
  9. [müzik] Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret
    • "Sol, do ve fa olmak üzere üç anahtar vardır."
  10. [müzik] Piyano, ut, kanun gibi çalgılarda ayar aleti
  11. [argo] Bakınız rüşvet
NAHİYE

Kelime Kökeni: Arapça nāḥiye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız bucak
    • "Kendi kazamızın beş on saat ötesinde bir nahiye merkezinde bulunuyorduk." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bakınız bölge
    • "Ayağın bilhassa parmak nahiyeleri kangrenli uzuvlara has morumtırak bir büzülme arz ediyorlardı." (Haldun Taner)
GÜNAH

Kelime Kökeni: Farsça gunāh

  1. [isim] Dinî bakımdan suç sayılan iş veya davranış
    • "Bunu yapan günün birinde er geç bu günahın kefaretini ödeyecektir." (Haldun Taner)
  2. Vicdanı rahatsız edecek kötü davranış; yazık
    • "Bu adama bu kadar eziyet etmek günahtır."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü