İçinde na olan 5 harfli 134 kelime var. İçerisinde NA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında na olan kelimeler listesine ya da sonu na ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Na Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A N

2 Harfli Kelimeler

AN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

NAKDİ

Kelime Kökeni: Arapça naḳdī

  1. [sıfat] Bakınız parasal
    • "Ve bu nakdî fedakârlıkların yekûnuyla, dört beş aile rahat rahat geçinebilirdi." (Nâzım Hikmet)
CENAH

Kelime Kökeni: Arapça cenāḥ

  1. [isim, eskimiş] Kuşun kanadı
  2. Bakınız taraf
  3. [askerlik] Bakınız kanat
    • "Ben takımımla beraber taburun sağ cenahını himaye için tepelere çıktım." (Ömer Seyfettin)
GRENA

Kelime Kökeni: Fransızca grenat

  1. [isim, mineraloji] Nar çiçeği renginde bir süs taşı
  2. Alüminyum silikat ile kalsiyum, magnezyum, demir, manganez vb. madenlerden birinin birleşmesinden oluşmuş çeşitli renkteki mineral
NAZİK

Kelime Kökeni: Farsça nāzuk

  1. [sıfat] Başkalarına karşı saygılı davranan
    • "Vesime, hakikaten talihli kızmış, Remzi Bey biraz fazla saf olmakla beraber çok temiz ve nazik bir çocuk..." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. İnce yapılı, narin
    • "Kadın fevkalade nazik ve güzel, çocuklar oya gibi idiler." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Özen, dikkat gösterilmezse kırılabilen, bozulabilen, kötüleşebilen
    • "Nazik bir bitki."
  4. Gerekli önlemler alınmadığında daha kötü olan; kritik
    • "Şimdi devleti tehlikeden kurtaracak pek nazik zamandır." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  5. Dikkat isteyen, özen gerektiren; tetik (II)
    • "Rica ederim gülmeyiniz, iş pek naziktir, şaka götürmez." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
NALÇA

Kelime Kökeni: Arapça naʿl + Farsça -çe

  1. [isim] Ayakkabıların altına çakılan demir
    • "Daha on yıl öncesine kadar ayakkabı ökçelerine nalça çaktırmak moda idi." (İskender Pala)
  2. Bakınız nal
NASİR

Kelime Kökeni: Arapça nās̱ir

  1. [isim, eskimiş] Nesir yazan, nesir ustası
    • "Başlıca şair ve nasirleri tamamıyla öğrenmek için külliyat okumak merakına düştüm." (Yahya Kemal Beyatlı)
NAZIR

Kelime Kökeni: Arapça nāẓir

  1. [sıfat] Bir yere doğru bakan (ev, oda vb.)
    • "Küçük fakat çok şirin bir oda, gölgelik, denize nazır." (Haldun Taner)
  2. [isim, eskimiş] Bakınız bakan
    • "Eski nazırlardan birisine ilk defa burada rastladım." (Aka Gündüz)
NASİP

Kelime Kökeni: Arapça naṣīb

  1. [isim] Birinin payına düşen şey
  2. Bir kimsenin elde edebildiği, sahip olabildiği şey
    • "Türk'e ve Türk vatanına bir kurtuluş nasip ise onu gene Mehmetçiklerden beklemeliyiz." (Aka Gündüz)
  3. Bakınız kısmet
    • "Her insanın bu yaşlardaki nasibi yalnızlıktır." (Ahmet Muhip Dıranas)
  4. Günlük kazanç
NAZİL

Kelime Kökeni: Arapça nāzil

  1. [sıfat, eskimiş] İnen, inmiş
  2. Konaklayan
İSNAT

Kelime Kökeni: Arapça isnād

  1. [isim] Bir düşünceyi, bir konuyu bir kişi veya sebebe dayandırma, yükleme; atfetme
  2. [mecaz] Karacılık, iftira
ENAYİ

  1. [sıfat, argo] Fazla bön, avanak, budala olan
    • "İyice buldum kafayı, sen daha bulmadıysan enayisin." (Attilâ İlhan)
  2. [isim] Bakınız ördek
ABANA

  1. [isim] Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri
NANİK

  1. [isim] Başparmağı buruna değdirip öteki parmakları açarak ve sallayarak yapılan alay işareti
NALIN

Kelime Kökeni: Arapça naʿleyn

  1. [isim] Bakınız takunya
    • "Çarşı hamamlarındaki nalınlar da boy boymuş." (Salâh Birsel)
ZURNA

Kelime Kökeni: Farsça surnāy

  1. [isim] Ağaçtan yapılan, iki karış boyunda, ağız bölümü yayvan, keskin bir ses çıkaran ve çoğu zaman davulla veya dümbelekle birlikte çalınan nefesli çalgı
    • "Davullar dövüldü, zurnalar halay havaları üfürdü, düğün dernek kutlandı." (Nezihe Araz)
ADINA

  1. [zarf] Bir şeyin veya bir kimsenin namına; hesabına
    • "Haklı bir öfke adına da olsa bir insandan, aklını yüreğinden ayırması istenemez." (Sabahattin Eyüboğlu)
AYNAZ

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız bataklık
TURNA

  1. [isim, hayvan bilimi] Turnagillerden, Avrupa ve Kuzey Afrika'da toplu olarak yaşayan, göçebe, iri bir kuş (Grus grus)
    • "İki turnam gelir aklı karalı / Birin avcı vurmuş biri yaralı" (Halk türküsü)
NAĞME

Kelime Kökeni: Arapça naġme

  1. [isim] Güzel, uyumlu ses, ezgi, melodi
    • "Boyuna Arapçayı andırır bir nağme mırıldanıyor." (Sermet Muhtar Alus)
  2. [müzik] Bakınız ezgi
    • "Berrak bir nesim ile ürperdi gölgeler / Yıldızlar eski demlere bir nağme besteler" (Enis Behiç Koryürek)
  3. [mecaz] Birinin yalandan ve nazlanarak söylediği söz
SONAT

Kelime Kökeni: Fransızca sonate

  1. [isim, müzik] Bir veya iki çalgı için yazılmış, üç veya dört bölümden oluşan müzik eseri
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü