İçinde n olan 5 harfli 1244 kelime var. İçerisinde N harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında n harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu n harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DİNİŞ
-
-
[isim]
Dinme işi veya biçimi
-
[isim]
Dinme işi veya biçimi
- KANTO
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Tuluat tiyatrolarında oyundan önce genellikle kadın sanatçıların şarkı söyleyip dans ederek yaptığı gösteri
- "Eski bir dolabın kırık aynası karşısında 'Telgrafın Telleri'ni söyler, kırıta kırıta kanto oynardı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Bu gösteri sırasında söylenen şarkı
-
[isim]
Tuluat tiyatrolarında oyundan önce genellikle kadın sanatçıların şarkı söyleyip dans ederek yaptığı gösteri
- KONDU
-
-
[isim]
Gecekondu
- "Bir kondum vardı, onu sattım ve yarışmaya katılmak için buraya geldim." (Muammer İzgü)
-
[isim]
Gecekondu
- KOVAN
-
-
[isim]
Fişeğin kapsül, barut ve kurşun taşıyan yuva bölümü, kapçık
- "İşte, etrafa yayılan top kovanları, kırık tüfekler, fişek yığınları..." (Halide Edip Adıvar)
-
Çoğunlukla toprak veya tahtadan yapılan arı barınağı
-
Yayık
-
[isim]
Fişeğin kapsül, barut ve kurşun taşıyan yuva bölümü, kapçık
- MASUN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Korunan, korunmuş
- "Poyrazdan masun bir kulübe göreceksin." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Saklanmış
-
[sıfat]
Korunan, korunmuş
- NİŞAN
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
İşaret, iz, belirti, alamet
- "Tabancasını kılıfından çıkarmış ve nişan almak üzereydi." (Aka Gündüz)
- "Dönüşte yolumuzu şaşırmamak için şu çifte kavakları nişan koymuştuk."
- "Birkaç gün sonra akrabalarımıza bir davet vereceğiz. Nişan takacağız." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Şimdilik nişan yapacaklarmış."
-
Nişanlanma sırasında yapılan tören
- "Bizi nişana çağırdılar."
- "Doktor, Türk ordusunda çalıştığını, üniformamızı taşıdığını, nişan aldığını, övünerek anlattı." (Refik Halit Karay)
-
Evlenmek üzere birbirine söz verme, nişanlanma
- "Nişanı bozmuşlar."
-
Kurşun, taş vb. ile vurulmak istenen hedef
-
Hedefi vurmak için silah, ok vb.ne gerekli doğrultuyu verme
-
Devlet nişanı
-
[isim]
İşaret, iz, belirti, alamet
- YONCA
-
-
[isim]
Baklagillerden, başak durumundaki çiçekleri kırmızı veya mor renkli, hayvanlara yem olarak yetiştirilen çayır bitkilerinin genel adı (Trifolium)
-
[isim]
Baklagillerden, başak durumundaki çiçekleri kırmızı veya mor renkli, hayvanlara yem olarak yetiştirilen çayır bitkilerinin genel adı (Trifolium)
- FRANK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Fransa, İsviçre, Belçika vb. ülkelerin para birimi
-
[isim]
Fransa, İsviçre, Belçika vb. ülkelerin para birimi
- KOLAN
-
-
[isim]
At, eşek vb. hayvanların semerini veya eyerini bağlamak için göğsünden aşırılarak sıkılan yassı kemer
- "Adam döndü, beygirinin semerini almak için kolanını çözmeye başladı." (Necati Cumalı)
- "Bana bak, Ali Çavuş, biz kimseyi soymuyoruz. Onlar kolan çekiyorlar, kolan çekmek nedir be? Dans etmekten farkı ne ki?" (Sait Faik Abasıyanık)
- "Bu salıncağın dibindeki tahtaya iki kız çıkmışlar, hafif hafif kolan vuruyorlardı." (Osman Cemal Kaygılı)
-
Dokuma, deri, kenevir vb. maddelerden yapılan yassı ve enlice bağ
-
Yünden veya iplikten yapılmış, üzeri işli ince kuşak
-
[isim]
At, eşek vb. hayvanların semerini veya eyerini bağlamak için göğsünden aşırılarak sıkılan yassı kemer
- KOLON
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Sütun
- "Mermer kolonları, eski heykelleri önüne gelen alıp gitmişti." (Necati Cumalı)
-
Katlardaki döşemeleri birbirlerine bağlayan düşey boru
-
[isim]
Sütun
- NAKDİ
- ...
- RESEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Kendi başına, kendiliğinden
-
Bağımsız olarak, kimseye bağlı olmaksızın
- "Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine ... yargı mercilerine başvurulamaz." (Anayasa)
-
[zarf]
Kendi başına, kendiliğinden
- YÖNLÜ
-
-
[sıfat]
Yönü olan
- "Çok yönlü bir sorun."
-
Uygun
-
[sıfat]
Yönü olan
- ANJİN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Boğaz mukozasının şişmesi, boğak, hunnak
-
[isim]
Boğaz mukozasının şişmesi, boğak, hunnak
- CİNSİ
- ...
- ÖDÜNÇ
-
-
[isim]
İleride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen şey
- "Kısa ve uzun vadeli hiçbir ödünç alma imkânı yoktu." (Falih Rıfkı Atay)
-
[isim]
İleride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen şey
- ONSUZ
-
-
[zarf]
O olmaksızın
- "Onsuz kalınacak uzun günler ve geceleri nasıl geçirecektik?" (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
[zarf]
O olmaksızın
- TAPON
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Niteliği düşük, eski, elde kalmış
- "İşportanın içinde hayatın en yırtık, en tapon matahları satılıyordu." (Aka Gündüz)
-
Bayağı (kimse)
-
[sıfat]
Niteliği düşük, eski, elde kalmış
- ANSIZ
-
-
[zarf]
Ansızın
-
[sıfat]
Anlayışsız, akılsız
-
[zarf]
Ansızın
- DİNEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Din bakımından
-
[zarf]
Din bakımından