İçinde n olan 3 harfli 84 kelime var. İçerisinde N harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında n harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu n harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

NİŞ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Duvar içinde bırakılan oyuk, göz, hücre

BEN

  1. [isim] Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke veya kabartı
    • "Dedim tane tane olmuş benlerin / Dedi zülfüm değdi tel yarasıdır." (Âşık Ömer)
  2. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi
  3. Saçta, sakalda beliren beyazlık

NAR

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Nargillerden, yaprakları karşılıklı, çiçekleri büyük, koyu kırmızı renkte, küçük bir ağaç (Punica granatum)
  2. Bu ağacın kırmızımtırak sarı sert bir kabukla örtülü, içinde çok sayıda kırmızımtırak, sulu taneler bulunduran yuvarlak yemişi

NAL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] At, eşek, öküz vb. yük hayvanlarının tırnaklarına çakılan, ayağın şekline uygun demir parçası
    • "Atların nal tıkırtıları, demir tekerlek gürültüleri işitildi." (Ömer Seyfettin)
    • "Kitap bastırmak, yazı yazmak takatinden mahrum, nalları dikeceksiniz." (Sait Faik Abasıyanık)

NEM

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Havada bulunan su buharı
  2. Hafif ıslaklık, rutubet

VIN

  1. [isim] Vınlama sesi

GÖN

  1. [isim] İşlenmiş deri
  2. Kösele
  3. Hayvan derisi
    • "Boya değil altın yaldız vursan manda gönü gibi donuk duruyor." (Burhan Felek)

RUN

Kelime Kökeni : Norveç

  1. [isim] III-XIII. yüzyıllarda İngiliz İskandinav dillerinde kullanılan alfabenin harflerinin her biri
  2. Göktürk yazıtlarında kullanılan yazı türünün harflerinden her biri

SON

  1. [sıfat] Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış, olmuş olan, ilk karşıtı
    • "Gündüzün son ışıklarıyla beraber sanki odadan eşya da çekiliyordu." (Peyami Safa)
    • "Dallar uçlara doğru gittikçe inceliyor, gecenin karanlığına karışarak son buluyordu." (Necati Cumalı)
    • "Kavga âdeta göz yaşları içinde sona eriyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Salime kadının damadından bahsederken onu övmelerine son gelmezdi." (Halit Ziya Uşaklıgil)
  2. En arkada bulunan
    • "Son vagon."
  3. Artık ondan ötesi veya başkası olmayan
    • "Son atlıkarıncayı Kadırga meydanında birkaç yıl evvel görmüştüm." (Hasan Âli Yücel)
  4. [isim] Uç, sınır
  5. Olanca
    • "Son kuvvetiyle: Ya Ali! diye bağırdı." (Memduh Şevket Esendal)
  6. [isim] Bir şeyin en arkadan gelen bölümü, bitimi, nihayet, akıbet
    • "Kışın sonu. Bu yolun sonu."
  7. [isim] Ölüm
  8. [isim] Etene

NİL
...
ÇIN

  1. [sıfat] Doğru, gerçek

FİN
...
TUN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Gizli yer, köşe bucak

VEN
...
ZON
...
NAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Ekmek
    • "Alçak, nan ve nimet nankörü hain!" (Sermet Muhtar Alus)

ZAN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Sanı
    • "Kapıyorum zannıyla kilitlemişim, diyordu." (Mithat Cemal Kuntay)
    • "Âdeta elimi uzatsam dokunabilirim zannına düşmüştüm." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

YAN

  1. [isim] Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü
    • "Yolcuların girdiği iskele yanından kendini denize attı." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Bir görev olmasına karşın, biz bu göreve yan çizmeyi yeğliyoruz." (Selim İleri)
    • "El âlem kaloriferli konaklarda yan gelip otururken sen işte böyle tir tir titrersin." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Köşke kurulalım; rahatımıza, keyfimize bakıp yan gelelim." (Sermet Muhtar Alus)
  2. Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet
    • "Yaşlı garson yanımıza geldi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Genç bir jandarma zabiti, sert bir eda ile geçiyor, yan gözle bana bakıyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Benden yana helal olsun."
    • "Annesini yanına almış."
  3. Yer
  4. Üst
  5. Birlikte, beraberinde olma
    • "Bir ara acıkıp yanlarında getirdikleri ekmek peyniri yediler." (Necati Cumalı)
  6. Bedenin bir bölümü
    • "Sağ yanına inme inmiş."
  7. [sıfat] Üstte, altta, arkada veya önde olmayan
  8. [sıfat] İkinci derece olan
    • "İlacın yan etkileri."
  9. [sıfat] Tali
    • "Siyasi partiler kadın kolu, gençlik kolu ve benzeri şekilde ayrıcalık yaratan yan kuruluşlar meydana getiremezler." (Anayasa)
  10. [zarf] Bir tarafa yönelerek
  11. İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri
  12. Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri
  13. Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri
  14. Taç

NOD
...
NOM

  1. [isim] Eski Mısır'da şehir devleti

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü