İçinde mu olan 7 harfli 138 kelime var. İçerisinde MU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında mu olan kelimeler listesine ya da Sonu mu ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MUHTERİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Yeni bir şey yaratan, icat eden
-
Yalanlar uydurarak bir kimseye iftirada bulunan
-
[sıfat]
Yeni bir şey yaratan, icat eden
- MUAYYEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Belli, belirli
- "Sizi muayyen bir kimseye benzetmek istiyorum." (Haldun Taner)
-
Belirlenmiş, kararlaştırılmış
- "Yadırganan bir yığın eser, mimarinin sadece muayyen bir malzemeyi, muayyen bir gaye uğrunda kullanmaktan ibaret olmadığını gösterirler." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
-
[sıfat]
Belli, belirli
- MUALLAK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Asılmış, asılı
-
Sonuca bağlanmamış, sürüncemede kalmış
- "Komite mahkemesince verilip de nasılsa icra olunmayan muallak kararları yerine getirirdi." (Ömer Seyfettin)
-
[sıfat]
Asılmış, asılı
- FERMUAR
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Giysi, çanta vb. yerlerde kullanılan, karşılıklı dişler ve bunların üzerinde yürüyen kapatıcıdan oluşan düzenek, cırcır, carcur
-
[isim]
Giysi, çanta vb. yerlerde kullanılan, karşılıklı dişler ve bunların üzerinde yürüyen kapatıcıdan oluşan düzenek, cırcır, carcur
- MUSALLİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Beş vakit namazını sürekli olarak kılan
-
[sıfat]
Beş vakit namazını sürekli olarak kılan
- MUAKKİP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
İzleyen, arkasından koşan, takip eden
-
İşi yürüten
-
[sıfat]
İzleyen, arkasından koşan, takip eden
- MUHALİF
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
Bir tutuma, bir görüşe, bir davranışa karşı olan, aykırı olan kimse
- "Muhaliflerin, Mecliste ordu aleyhine açtıkları cereyan devam ediyordu." (Atatürk)
-
[sıfat]
Aykırı
- "Fikrine, ümidine, arzusuna muhalif bir şeye rast gelince hemen bozulur." (Ömer Seyfettin)
-
Bir tutuma, bir görüşe, bir davranışa karşı olan, aykırı olan kimse
- MUTEMET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Dairelerde, iş yerlerinde bazı para işlerine bakan görevli
-
Kendisine inanılıp güvenilen kimse
-
[isim]
Dairelerde, iş yerlerinde bazı para işlerine bakan görevli
- MUKATAA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kesim
-
[isim]
Kesim
- MUİNSİZ
-
-
[sıfat]
Askere alındığında ailesine bakacak kimsesi olmayan
-
[sıfat]
Askere alındığında ailesine bakacak kimsesi olmayan
- OMUZDAŞ
-
-
[isim]
Aynı amaçla ve birlikte hareket eden kimse, ayaktaş, hempa
- "Eski omuzdaşları gibi ne kahve ne kuşçu dükkânı açmaya ne kolcu yazılmaya ne de gazete müvezziliğine tenezzül etti." (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
Aynı amaçla ve birlikte hareket eden kimse, ayaktaş, hempa
- KARAMUK
-
-
[isim]
Karanfilgillerden, ekin tarlalarında biten, yaprakları karşılıklı, çiçeği pembe mor renkte, zararlı bir bitki (Agrostemmagithago)
-
Vücutta kara renkli kabarcıklara sebep olan bir hastalık
-
Koyunlarda görülen bir tür hastalık
-
[isim]
Karanfilgillerden, ekin tarlalarında biten, yaprakları karşılıklı, çiçeği pembe mor renkte, zararlı bir bitki (Agrostemmagithago)
- MUSİBET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ansızın gelen felaket, sıkıntı veren şey
-
[sıfat]
Uğursuz
-
[isim]
Ansızın gelen felaket, sıkıntı veren şey
- MUTEBER
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Saygın, itibarı olan, hatırı sayılır, sözü geçer
- "Selanik'in en varlıklı, en muteber, en güzide ailelerinden sayılıyor." (Atilla İlhan)
- "Hükmün muteber olması için ittifakla alınması elzemdir." (Tarık Buğra)
-
İnanılır, güvenilir
-
Değerli
- "Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi." (Muhibbî)
-
Geçerli
-
[sıfat]
Saygın, itibarı olan, hatırı sayılır, sözü geçer
- OMUZLUK
-
-
[isim]
Rütbeyi göstermek amacıyla omuzlara takılan işaret, apolet
-
Gemilerde baş ve kıç bölümlerinin her bir yanı
-
Omza alınıp iki ucuna yük asılan kısa sırık, çiğindirik
-
[isim]
Rütbeyi göstermek amacıyla omuzlara takılan işaret, apolet
- ARMUTLU
- ...
- MUTLAKA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Kesinlikle
- "Mutlaka sabırsızlığından kendi kendine soyunmaya girmiştir." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[zarf]
Kesinlikle
- YUMURTA
-
-
[isim]
Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre
- "Balık yumurtası. Böcek yumurtası."
-
Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi
-
Tavuk yumurtası
-
Er bezi
- "Koç yumurtası."
-
Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp
-
[isim]
Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre
- MUKASSİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Sıkıntılı, sıkıntı verici, bunaltıcı
- "Meyhane mukassi görünür taşradan amma / Bir başka ferah, başka letafet var içinde." (Nedim)
-
[sıfat]
Sıkıntılı, sıkıntı verici, bunaltıcı
- MUTABIK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Birbirine uyan, aralarında anlaşmazlık olmayan
- "O akşam da müzakere sonunda bu yaşıtım üvey dayımla mutabık kaldık." (Halit Fahri Ozansoy)
-
Uygun
-
[sıfat]
Birbirine uyan, aralarında anlaşmazlık olmayan