Başında cem olan 29 kelime var. Cem ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde cem olan kelimeler listesine ya da sonu cem ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında cem bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

CEMAATİMÜSLİMİN, CEMAATLEŞTİRMEK

14 Harfli Kelimeler

CEMAATLEŞTİRME, CEMAZİYELEVVEL

13 Harfli Kelimeler

CEMAZİYELAHİR

12 Harfli Kelimeler

CEMAATLEŞMEK, CEMAATSİZLİK

11 Harfli Kelimeler

CEMAATLEŞME

10 Harfli Kelimeler

CEMBİYESİZ

9 Harfli Kelimeler

CEMAATSİZ, CEMBİYELİ, CEMİYETLİ

8 Harfli Kelimeler

CEMAATLİ, CEMETMEK

7 Harfli Kelimeler

CEMADAT, CEMBİYE, CEMETME, CEMİYET

6 Harfli Kelimeler

CEMAAT, CEMEVİ, CEMİLE, CEMŞAT

5 Harfli Kelimeler

CEMAL, CEMAN, CEMİL, CEMRE, CEMSE

4 Harfli Kelimeler

CEMİ

3 Harfli Kelimeler

CEM

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Cem Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

C E M

3 Harfli Kelimeler

CEM

2 Harfli Kelimeler

CE, EM, ME

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CEMAATİMÜSLİMİN

Kelime Kökeni: Arapça cemāʿat + muslimīn

  1. [isim, din bilimi] Bir araya gelmiş Müslümanlar
    • "Beni dinleyin bir yol, ey cemaatimüslimin!" (Haldun Taner)
CEMAATLEŞTİRMEK

  1. [-i] Cemaatleşme durumuna getirmek
CEMAATLEŞTİRME

  1. [isim] Cemaatleştirmek işi
CEMAZİYELEVVEL

Kelime Kökeni: Arapça cemāẕī + evvel

  1. [isim, eskimiş] Ay takviminin beşinci ayı; büyük tövbe ayı
  2. [mecaz] Bakınız geçmiş
    • "On kişinin şekil ve şemailini şöyle bir süzerim, mümkünse cemaziyelevvellerini de bir yoklayıveririm." (Reşat Nuri Güntekin)
CEMAZİYELAHİR

Kelime Kökeni: Arapça cemāẕī + āḫir

  1. [isim, eskimiş] Ay takviminin altıncı ayı; küçük tövbe ayı
CEMAATLEŞMEK

  1. [nesnesiz] Cemaat durumuna gelmek
    • "Herkesin kendi kamusal alanını oluşturduğu, bölgeselleşen, cemaatleşen, hatta kavimleşen bir toplumda demokratik diyalogdan söz etmek zor olacaktır." (Nilüfer Göle – Kenan Çayır)
CEMAATSİZLİK

  1. [isim] Cemaatsiz olma durumu
    • "Camiler cemaatsizlikten çın çın ötüyordu." (Ömer Seyfettin)
CEMAATLEŞME

  1. [isim] Cemaatleşmek işi
CEMBİYESİZ

  1. [sıfat] Cembiyesi olmayan
CEMİYETLİ

  1. [sıfat] Cemiyet içinde geçen, derli toplu, dağınık olmayan
    • "O kadar cemiyetli bir hayatımız vardı ki bir türlü bırakamadım." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
CEMAATSİZ

  1. [sıfat] Cemaati olmayan
  2. Bir cemaate ait olmayan
  3. [zarf] Cemaat olmadan
    • "Osmanlılar zamanında İstanbul'da yetişen büyük velilerden Merkez Efendi, ergenlik çağına geldiği günden ömrünün sonuna kadar hiç cemaatsiz namaz kılmamıştı." (Sait Demirtaş)
CEMBİYELİ

  1. [sıfat] Cembiyesi olan
    • "Tüfekli ve cembiyeli nöbetçiler arasında içeri girdi." (Falih Rıfkı Atay)
CEMAATLİ

  1. [sıfat] Cemaati olan
    • "Hayat bu; bir tarafta dört cemaatli ölü, bir tarafta üç sokağın kimsesizi..." (Adnan Binyazar)
  2. Bir cemaate ait olan
CEMETMEK

Kelime Kökeni: Arapça cemʿ + Türkçe etmek

  1. [-i, eskimiş] Bakınız toplamak
CEMADAT

Kelime Kökeni: Arapça cemādāt

  1. [isim, eskimiş] Cansızlar, cansız varlıklar
    • "Canlıların derdi yetmiyormuş gibi üzerime bir de cemadatın azabını yüklenmiştim." (Refik Halit Karay)
CEMİYET

Kelime Kökeni: Arapça cemʿiyyet

  1. [isim] Bakınız dernek
    • "Gazi'nin reisliği altında bir Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti var." (Etem İzzet Benice)
  2. [eskimiş] Bakınız düğün
    • "Bohçacı hanım, cemiyetin nerede olacağını öğrenip yarın haber getirmeyi vadetmişti." (Sermet Muhtar Alus)
  3. [eskimiş] Bir olayı veya kişiyi kutlamak amacıyla bir araya gelen topluluk
    • "Bir hafta olmazdı ki bir mektebe başlama, bir sünnet, bir düğün, bir lohusa cemiyeti görmeyelim." (Ömer Seyfettin)
  4. [eskimiş] Bakınız yüksek sosyete
  5. [edebiyat] Birbirine uygun veya zıt anlamlı kelimeleri tenasüp, tezat sanatları yoluyla bir araya getirme
  6. [toplum bilimi] Bakınız toplum
    • "Sanatkârın, asıl cemiyete nüfuz eden büyük bir muallim olduğunu bilmemiz lazımdır." (Asaf Halet Çelebi)
CEMETME

  1. [isim] Bakınız toplama
CEMBİYE

Kelime Kökeni: Arapça cenbiyye

  1. [isim, eskimiş] Bir tür eğri kama
    • "Karşı taraf üstüne üşüşüp cembiye ile Türk çocuğunu parçaladılar." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Ağzı eğri bir tür Arap bıçağı
    • "Hatta Medine yolunda cembiye çeken bir bedevi çapulcuyu beraber pataklamışlar." (Orhan Seyfi Orhon)
CEMİLE

Kelime Kökeni: Arapça cemīle

  1. [isim, eskimiş] Gönül alıcı davranış
    • "Binecekleri vapur Konsolosa fevkaladeden bir cemile olarak o turda pruva direğine Türk bayrağı çekiyordu." (Refik Halit Karay)
  2. [sıfat] Güzel olan (kadın)
CEMŞAT

Kelime Kökeni: İngilizce jump shoot

  1. [isim, spor] Basketbolda rakibe yüklenip aniden geri çekilerek ve dönerken zıplayarak atılan şut
    • "Sonra o Amerikalılar, bizim spikere göre maçlarda bolca cemşat attı." (Ahmet Sera Özbaşar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü