İçinde mev olan 6 harfli 17 kelime var. İçerisinde MEV bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında mev olan kelimeler listesine ya da sonu mev ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Mev Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E M V

2 Harfli Kelimeler

EM, EV, ME, VE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MEVZUN

Kelime Kökeni: Arapça mevzūn

  1. [sıfat, eskimiş] Biçimli, düzgün, oranlı olan
    • "Mevzun vücut."
  2. [edebiyat] Bakınız ölçülü
    • "Olsa olsa mevzun cümlelerden mürekkep bir parçayı iyi kıraat etmiş olur." (Yahya Kemal Beyatlı)
MEVİZE

Kelime Kökeni: Arapça mevʿiẓe

  1. [isim, eskimiş] Bakınız vaaz
  2. Bakınız öğüt
    • "Bu mevizeden sonra Alpaslan, hiçbir muhayyilenin tasavvur edemediği bu mehabetli manzaraya bir güneş azameti ile baktı." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
MEVKUT

Kelime Kökeni: Arapça mevḳūt

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız süreli
MEVKUF

Kelime Kökeni: Arapça mevḳūf

  1. [sıfat, eskimiş] Vakfedilmiş
  2. [hukuk] Bakınız tutuklu
    • "Hapishaneler basılıyor ve mevkuflar paramparça ediliyor." (Necip Fazıl Kısakürek)
MEVLUT

Kelime Kökeni: Arapça mevlūd

  1. [isim, eskimiş] Yeni doğmuş çocuk
MEVRUT

Kelime Kökeni: Arapça mevrūd

  1. [sıfat, eskimiş] Gelen, gelmiş
    • "Dâhiliye Nezaretinden mevrut telgrafta dahi azimetim bildirilmekte." (Atatürk)
CEMEVİ

  1. [isim] Bektaşi ve Alevilerin toplu olarak dinî tören yaptıkları yer
    • "... ama yine de torununun büyük destek verdiği cemevinin yapılıyor olması onda da büyük umutlar yaratıyor." (Gülşen İşeri)
MEVZİİ

Kelime Kökeni: Arapça mevżiʿī

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız bölgesel
    • "Şark taarruzu, Alman taarruzu, ha bugün, ha yarın derken her şey kendi kendisine, mevzii bir müdafaa veya mevzii bir taarruz, mevzii bir tedbir veya mevzii bir mukabele yüzünden tam manasıyla inkişaf devresine girmiş bulunuyor." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. [tıp] Bakınız yerel
DEMEVİ

Kelime Kökeni: Arapça demevī

  1. [sıfat, eskimiş, tıp] Bakınız kanlı
  2. [mecaz] Öfkeli, sinirli olan
MEVALİ

Kelime Kökeni: Arapça mevālī

  1. [isim, tarih] Osmanlı Devleti'nde görev yapan yüksek dereceli ilim adamları
  2. Özgür bırakılmış köleler
MEVHUM

Kelime Kökeni: Arapça mevhūm

  1. [sıfat] Gerçekte olmayıp var sanılan, var diye düşünülen, kuruntuya dayanan
    • "Onun mevhum bir büyüklüğe bile tahammülü olamazdı." (Mithat Cemal Kuntay)
CAMEVİ

  1. [isim] Bakınız camcı
  2. Bakınız cam yuvası
MEVSUF

Kelime Kökeni: Arapça mevṣūf

  1. [sıfat, eskimiş] Nitelenmiş, nitelikleriyle belirlenmiş
  2. [isim, dil bilgisi] Bakınız tamlanan
MEVSİM

Kelime Kökeni: Arapça mevsim

  1. [isim] Yılın, güneşten ısı, ışık alma süresi ve dolayısıyla iklim şartları bakımından farklılık gösteren dört bölümünden her biri; sezon, sürem
    • "Bütün bir mevsim vur patlasın çal oynasın, eğlenildi." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bazı atmosfer olaylarının en çok belirdikleri zaman
    • "Haşim, denizi sevenlerin, rüzgâr ve fırtına mevsimi gelinceye kadar kıyılara uğramamalarını öğütler." (Salâh Birsel)
  3. Herhangi bir ekimin yapıldığı veya bir ürünün yetiştiği dönem
    • "Kütahya'ya bir kiraz ve Bursa'ya bir şeftali mevsiminde gitmiştim." (Aka Gündüz)
  4. Herhangi bir şeyin etkinlik dönemi; sezon
    • "Tiyatro mevsimi."
  5. Zaman, dönem, çağ
    • "Sevda mevsimi gelince kuşlar bin türlü teranelerle minimini göğüslerini yırtarlar." (Reşat Nuri Güntekin)
  6. [mecaz] Yaşamın bir bölümü
    • "Yaşamın kış mevsimi yaşlılıktır."
MEVSUK

Kelime Kökeni: Arapça mevs̱ūḳ

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız sağlam
MEVCUT

Kelime Kökeni: Arapça mevcūd

  1. [sıfat] Var olan, bulunan
    • "Dünya güzelliği sendedir mevcut / Hususi özenmiş yaratmış mabut" (Âşık Veysel)
  2. [isim] Bir topluluğu oluşturan bireylerin tümü
    • "Okulun öğrenci mevcudu."
MEVLİT

Kelime Kökeni: Arapça mevlid

  1. [isim] Hz. Muhammed'in doğumunu, hayatını anlatan mesnevi
  2. Bu mesnevinin okunduğu dinî tören
    • "Daha mevlit bitmeden dört aydır yağmayan yağmur dışarısını sel içinde bıraktı." (Ömer Seyfettin)
  3. [eskimiş] Doğma, doğum
  4. [eskimiş] Doğum yeri, insanın doğduğu yer
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü