İçinde met olan 7 harfli 40 kelime var. İçerisinde MET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında met olan kelimeler listesine ya da Sonu met ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
E M T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
MET, TEM
2 Harfli Kelimeler
EM, ET, ME, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- METODİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Yöntemli
- "Yazdığı anıları metodik bir şekilde inceleyen bu kürsü oldu." (Haldun Taner)
-
Düzenli, derli toplu
-
[sıfat]
Yöntemli
- HUSUMET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Hasım olma durumu
-
Düşmanlık
-
[isim]
Hasım olma durumu
- FEHAMET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Büyüklük, ululuk
-
Değer
-
[isim]
Büyüklük, ululuk
- METELİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Çeyrek kuruş, on para değerinde demir para
- "Köprüyü yelek cebimdeki son metelikle geçtim." (Yusuf Ziya Ortaç)
- "Gözümde, milyonu olsa da kalp para ile metelik etmez." (Sait Faik Abasıyanık)
- "Orayı gördükten sonra ben, gayri dünyanın hiçbir tarafına metelik vermem." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Çok az para
- "Bende tek metelik yok diye kahkahayı bastı." (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
Çeyrek kuruş, on para değerinde demir para
- MELAMET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kınama, ayıplama, azarlama, çıkışma
-
[isim]
Kınama, ayıplama, azarlama, çıkışma
- GANİMET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Savaşta düşmandan zorla ele geçirilen mal
-
Bir rastlantı sonucu ele geçen kazanç veya imkân
-
Yağma sonrasında elde kalan mal, çalıntı
-
[isim]
Savaşta düşmandan zorla ele geçirilen mal
- ÜMMETÇİ
-
-
[sıfat]
Ümmetçilik yanlısı olan (kimse, görüş vb.)
-
[sıfat]
Ümmetçilik yanlısı olan (kimse, görüş vb.)
- CEMETME
-
-
[isim]
Cemetmek işi
-
[isim]
Cemetmek işi
- AZMETME
-
-
[isim]
Azmetmek işi
-
[isim]
Azmetmek işi
- METOTLU
-
-
[sıfat]
Yöntemli
-
[sıfat]
Yöntemli
- İSMETLİ
-
-
[sıfat]
Ahlak kurallarına bağlı, ismet sahibi
- "Onun lepiska saçlarını en ismetli kadın başında taşıyabilirdi." (Mithat Cemal Kuntay)
-
Dürüst olan
-
[sıfat]
Ahlak kurallarına bağlı, ismet sahibi
- CESAMET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Büyüklük, irilik
- "Dağdan baktığınızda her biri beş altı fil cesametinde." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Büyüklük, irilik
- SELAMET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Esen olma durumu, esenlik
-
Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu
- "İki şimşek çakıp bir gök gürlemeye görsün, o zaman selameti kaçışta buluruz." (Haldun Taner)
-
Anlatıma temel olan düşüncenin her bakımdan doğru ve sağlam olması
-
[isim]
Esen olma durumu, esenlik
- ÜMMETÇE
-
-
[zarf]
Ümmet olarak
- "Özlenen baharlar vardır, soyca sopça, ümmetçe özlenen baharlar..." (Tarık Buğra)
-
[zarf]
Ümmet olarak
- METALİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Madensel, madenle ilgili
-
Madenden yapılmış, madenî
-
Metal gibi parlak olan
-
[sıfat]
Madensel, madenle ilgili
- METANET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Metin olma, dayanma, dayanıklılık, sağlamlık
- "Kalbimde lüzumundan fazla metanet var." (Aka Gündüz)
-
[isim]
Metin olma, dayanma, dayanıklılık, sağlamlık
- METALSİ
-
-
[isim]
Metallerin fiziksel özelliklerini, metal olmayan ögelerin ise kimyasal özelliklerini taşıyan element, madensi, metaloit
-
[isim]
Metallerin fiziksel özelliklerini, metal olmayan ögelerin ise kimyasal özelliklerini taşıyan element, madensi, metaloit
- SAKAMET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bozukluk, yanlışlık, eksiklik
-
[isim]
Bozukluk, yanlışlık, eksiklik
- SİMETRİ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bakışım
-
Bakışım
-
[isim]
Bakışım
- KIYAMET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Tek tanrılı dinlerin inanışına göre dünyanın sonu ve bütün ölülerin dirilerek mahşerde toplanacağı zaman, hesap günü, kıyamet günü, mahşer günü
- "Asker az olmakla kıyamet mi kopar?" (Namık Kemal)
- "Yeni Türkler de bir ad kor, o adın kıyamete kadar sürmesini isterler." (Memduh Şevket Esendal)
- "Seni bir daha görmek kıyamete mi kaldı?" (Halide Edip Adıvar)
- "Eşin var, aşiyanın var, baharın var ki beklerdin / Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?" (Mehmet Akif Ersoy)
-
Gürültülü karışıklık, gürültü patırtı
- "Bağırma, çağırma, kıyamet, polisler Mustafa'yı çalyaka götürürler." (Peyami Safa)
-
Büyük felaket, afet
-
[isim]
Tek tanrılı dinlerin inanışına göre dünyanın sonu ve bütün ölülerin dirilerek mahşerde toplanacağı zaman, hesap günü, kıyamet günü, mahşer günü