İçinde met olan 6 harfli 30 kelime var. İçerisinde MET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında met olan kelimeler listesine ya da sonu met ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Met Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
MET, TEM
2 Harfli Kelimeler
EM, ET, ME, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- METRİS
-
Kelime Kökeni: Arapça metres
-
[isim, askerlik]
Askerin çarpışma sırasında korunması için yapılan toprak siper
- "Fakat bu insanların çoğu, metrislerden açılan bir arkebüz yaylımıyla oracıkta yığılıverdiler."
-
[isim, askerlik]
Askerin çarpışma sırasında korunması için yapılan toprak siper
- HAŞMET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥaşmet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız görkem
- "Ayıldı ve Avrupa haşmetinin tesirini silkeledi üzerinden."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız görkem
- HÜRMET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥurmet
-
[isim]
Bakınız saygı
- "Hakanına sarsılmaz bir hürmetle merbuttu."
-
[isim]
Bakınız saygı
- İMAMET
-
Kelime Kökeni: Arapça imāmet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız imamlık
- "Bu zaman zarfında Bedri'yi yetiştiremezsem imamet elden gider, biz açlıktan ölürüz."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız imamlık
- AKAMET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳāmet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız verimsizlik
-
[mecaz]
Yarıda kalma, sonuca ulaşamama durumu
- "Bu mücadeleden ruhumun yorgun düştüğünü, akamete mahkûm kaldığını görüyorum."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız verimsizlik
- ZAHMET
-
Kelime Kökeni: Arapça zaḥmet
-
[isim]
Bakınız güçlük
- "Yalnız rica ederim, bir an için bir zahmet ve fedakârlık daha yapın."
-
[isim]
Bakınız güçlük
- METFEN
-
Kelime Kökeni: Arapça medfen
-
[isim, eskimiş]
Bakınız mezar
-
[isim, eskimiş]
Bakınız mezar
- METRUK
-
Kelime Kökeni: Arapça metrūk
-
[sıfat]
Bırakılmış, terk edilmiş
- "Daha birçok yalılar da metruk, bakımsız bir hâlde çöküyor, yıkılıyor, yerinde yeller esiyor."
-
[eskimiş]
Kullanılmayan
- "Bu metruk sokaklardan taburlar geçiyordu."
-
[sıfat]
Bırakılmış, terk edilmiş
- RAHMET
-
Kelime Kökeni: Arapça raḥmet
-
[isim]
Birinin suçunu bağışlama, yarlıgama, merhamet etme
- "Allah rahmet eylesin."
-
[ağızlardan]
Bakınız yağmur
- "Kubbedeki açıktan rahmet yağar, güneş vurur."
-
[isim]
Birinin suçunu bağışlama, yarlıgama, merhamet etme
- HİKMET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥikmet
-
[isim]
Tanrı'nın insanlar tarafından anlaşılamayan amacı
-
Bir şeyin oluşundaki akıl erdirilemeyen gizli sebep
- "Ben artık korkmuyorum her şeyde bir hikmet var / Gecenin sonu seher, kışın sonunda bahar"
-
Hak ve hakikate uygun, kısa ve anlamlı söz
-
Öğüt verici söz
- "Biz bize benzeriz sözü ile millî hikmetlerimizin en doğrusunu söylemişiz."
-
Eskiden fizik bilimine verilen ad
-
[isim]
Tanrı'nın insanlar tarafından anlaşılamayan amacı
- METRAJ
-
Kelime Kökeni: Fransızca métrage
-
[isim, matematik]
Metre olarak uzunluk
-
Metre ile ölçme
-
[isim, matematik]
Metre olarak uzunluk
- METFUN
-
Kelime Kökeni: Arapça medfūn
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gömülü
- "Bu selvi ormanının içinde nice vezirler, serdarlar, kazaskerler metfundur."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gömülü
- ZULMET
-
Kelime Kökeni: Arapça ẓulmet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız karanlık
- "Görmek için aydınlık ve görülmemek için zulmet lazımdı."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız karanlık
- METHAL
-
Kelime Kökeni: Arapça medḫal
- METRES
-
Kelime Kökeni: Fransızca maîtresse
-
[isim]
Evli bir erkekle nikâhsız yaşayan kadın; kapama, kapatma, mantinota, zamazingo, zamkinos
-
[isim]
Evli bir erkekle nikâhsız yaşayan kadın; kapama, kapatma, mantinota, zamazingo, zamkinos
- ZİMMET
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕimmet
-
[isim]
Üstünde olan şey
-
Kurum ve kuruluşlarda çalışanlara veya para işleri ile uğraşan görevliye imza karşılığı teslim edilen para veya eşya
- "Halil Ağa aynen tahsil ettiği 30975 kile hububattan 30440 kilesini Erzurum ambarına teslim etmiş, 535 kilesi de kendi zimmetinde kalmıştır."
-
Bir kimsenin yasal olmayan yollardan üzerine geçirip ödemeye zorunlu olduğu para
-
Bir ticaret kuruluşunun borçlarının tümü
-
[isim]
Üstünde olan şey
- AMETAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca amétale
-
[isim, kimya]
Metal olmayan element
- "Klor, fosfor, oksijen ametaldir."
-
[isim, kimya]
Metal olmayan element
- TÖHMET
-
Kelime Kökeni: Arapça tuhmet
-
[isim]
Bakınız suçlama
- "Talebeyi dersten başka şeylerle işgal töhmeti ile tevbihe maruz kaldı, istifaya mecbur oldu."
-
[isim]
Bakınız suçlama
- ALAMET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿalāmet
-
[isim]
Bakınız belirti
- "İnsanlığın belli bir sonuca yöneldiğini gösterir hiçbir alamet yok."
-
[mecaz]
Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne
- "Hâsılı bu bir insan değil, bir alamet, bir rezaletti."
-
[isim]
Bakınız belirti
- ZEAMET
-
Kelime Kökeni: Arapça zeʿāmet
-
[isim, tarih]
Bakınız büyük tımar
-
[isim, tarih]
Bakınız büyük tımar