İçinde met olan 6 harfli 30 kelime var. İçerisinde MET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında met olan kelimeler listesine ya da sonu met ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Met Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E M T

3 Harfli Kelimeler

MET, TEM

2 Harfli Kelimeler

EM, ET, ME, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

METRİS

Kelime Kökeni: Arapça metres

  1. [isim, askerlik] Askerin çarpışma sırasında korunması için yapılan toprak siper
    • "Fakat bu insanların çoğu, metrislerden açılan bir arkebüz yaylımıyla oracıkta yığılıverdiler." (İhsan Oktay Anar)
HAŞMET

Kelime Kökeni: Arapça ḥaşmet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız görkem
    • "Ayıldı ve Avrupa haşmetinin tesirini silkeledi üzerinden." (Necip Fazıl Kısakürek)
HÜRMET

Kelime Kökeni: Arapça ḥurmet

  1. [isim] Bakınız saygı
    • "Hakanına sarsılmaz bir hürmetle merbuttu." (Nâzım Hikmet)
İMAMET

Kelime Kökeni: Arapça imāmet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız imamlık
    • "Bu zaman zarfında Bedri'yi yetiştiremezsem imamet elden gider, biz açlıktan ölürüz." (Reşat Nuri Güntekin)
AKAMET

Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳāmet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız verimsizlik
  2. [mecaz] Yarıda kalma, sonuca ulaşamama durumu
    • "Bu mücadeleden ruhumun yorgun düştüğünü, akamete mahkûm kaldığını görüyorum." (Hüseyin Cahit Yalçın)
ZAHMET

Kelime Kökeni: Arapça zaḥmet

  1. [isim] Bakınız güçlük
    • "Yalnız rica ederim, bir an için bir zahmet ve fedakârlık daha yapın." (Halit Fahri Ozansoy)
METFEN

Kelime Kökeni: Arapça medfen

  1. [isim, eskimiş] Bakınız mezar
METRUK

Kelime Kökeni: Arapça metrūk

  1. [sıfat] Bırakılmış, terk edilmiş
    • "Daha birçok yalılar da metruk, bakımsız bir hâlde çöküyor, yıkılıyor, yerinde yeller esiyor." (Asaf Halet Çelebi)
  2. [eskimiş] Kullanılmayan
    • "Bu metruk sokaklardan taburlar geçiyordu." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
RAHMET

Kelime Kökeni: Arapça raḥmet

  1. [isim] Birinin suçunu bağışlama, yarlıgama, merhamet etme
    • "Allah rahmet eylesin."
  2. [ağızlardan] Bakınız yağmur
    • "Kubbedeki açıktan rahmet yağar, güneş vurur." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
HİKMET

Kelime Kökeni: Arapça ḥikmet

  1. [isim] Tanrı'nın insanlar tarafından anlaşılamayan amacı
  2. Bir şeyin oluşundaki akıl erdirilemeyen gizli sebep
    • "Ben artık korkmuyorum her şeyde bir hikmet var / Gecenin sonu seher, kışın sonunda bahar" (Ziya Osman Saba)
  3. Hak ve hakikate uygun, kısa ve anlamlı söz
  4. Öğüt verici söz
    • "Biz bize benzeriz sözü ile millî hikmetlerimizin en doğrusunu söylemişiz." (Falih Rıfkı Atay)
  5. Eskiden fizik bilimine verilen ad
METRAJ

Kelime Kökeni: Fransızca métrage

  1. [isim, matematik] Metre olarak uzunluk
  2. Metre ile ölçme
METFUN

Kelime Kökeni: Arapça medfūn

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız gömülü
    • "Bu selvi ormanının içinde nice vezirler, serdarlar, kazaskerler metfundur." (Sermet Muhtar Alus)
ZULMET

Kelime Kökeni: Arapça ẓulmet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız karanlık
    • "Görmek için aydınlık ve görülmemek için zulmet lazımdı." (Falih Rıfkı Atay)
METHAL

Kelime Kökeni: Arapça medḫal

  1. [isim, eskimiş] Bakınız giriş
    • "Methalin solundaki ocaklı bir salon mahkemelik ederdi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [edebiyat] Bakınız giriş
  3. [müzik] Bakınız giriş
METRES

Kelime Kökeni: Fransızca maîtresse

  1. [isim] Evli bir erkekle nikâhsız yaşayan kadın; kapama, kapatma, mantinota, zamazingo, zamkinos
ZİMMET

Kelime Kökeni: Arapça ẕimmet

  1. [isim] Üstünde olan şey
  2. Kurum ve kuruluşlarda çalışanlara veya para işleri ile uğraşan görevliye imza karşılığı teslim edilen para veya eşya
    • "Halil Ağa aynen tahsil ettiği 30975 kile hububattan 30440 kilesini Erzurum ambarına teslim etmiş, 535 kilesi de kendi zimmetinde kalmıştır." (Lütfi Güçer)
  3. Bir kimsenin yasal olmayan yollardan üzerine geçirip ödemeye zorunlu olduğu para
  4. Bir ticaret kuruluşunun borçlarının tümü
AMETAL

Kelime Kökeni: Fransızca amétale

  1. [isim, kimya] Metal olmayan element
    • "Klor, fosfor, oksijen ametaldir."
TÖHMET

Kelime Kökeni: Arapça tuhmet

  1. [isim] Bakınız suçlama
    • "Talebeyi dersten başka şeylerle işgal töhmeti ile tevbihe maruz kaldı, istifaya mecbur oldu." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
ALAMET

Kelime Kökeni: Arapça ʿalāmet

  1. [isim] Bakınız belirti
    • "İnsanlığın belli bir sonuca yöneldiğini gösterir hiçbir alamet yok." (Cemil Meriç)
  2. [mecaz] Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne
    • "Hâsılı bu bir insan değil, bir alamet, bir rezaletti." (Ömer Seyfettin)
ZEAMET

Kelime Kökeni: Arapça zeʿāmet

  1. [isim, tarih] Bakınız büyük tımar
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü