İçinde met olan 5 harfli 15 kelime var. İçerisinde MET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında met olan kelimeler listesine ya da sonu met ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Met Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
MET, TEM
2 Harfli Kelimeler
EM, ET, ME, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İSMET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿiṣmet
-
[isim, eskimiş]
Ahlak kurallarına bağlı kalma durumu; sililik
-
Bakınız temizlik
- "Çocukluğunun ismet ve samimiliğine dayanan bu hatırayı eskisi gibi benliğinin bir köşesinde uykuya yatırmıştı."
-
[isim, eskimiş]
Ahlak kurallarına bağlı kalma durumu; sililik
- DEMET
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Çiçek veya bitkilerin bir araya getirilip bağlanmış biçimi; bağ (I), bağlam
- "Çiçeklikten bir demet maydanoz yolup geldi, sofradaki barbunya pilakisinin üstüne doğradı."
-
Aynı şeyin bir küme oluşturacak tarzda bir araya gelmiş biçimi; deste
- "Öyle fukara çocuklara rastlıyorduk ki bize demet demet kır çiçekleri hediye ediyorlardı."
-
[bitki bilimi]
Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı veya lifli kordon
-
[anatomi]
Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu
-
[fizik]
Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu
-
[isim]
Çiçek veya bitkilerin bir araya getirilip bağlanmış biçimi; bağ (I), bağlam
- NİMET
-
Kelime Kökeni: Arapça niʿmet
-
[isim]
İyilik, lütuf, ihsan
- "Başımızdan gitmesi, ekşi suratından kurtulmamız da bir nimetti."
-
Yaşamak için gerekli her şey
- "Desem ki sen benim için hava kadar lazım / Ekmek kadar mübarek / Su gibi aziz bir şeysin / Nimetsin, nimettensin"
-
Yiyecek içecek, özellikle ekmek
-
[mecaz]
Yararlanılan imkân
- "Evinizin iş yerinize bu kadar yakın oluşu nimet."
-
[isim]
İyilik, lütuf, ihsan
- GAMET
-
Kelime Kökeni: Fransızca gamète
-
[isim, biyoloji]
Erkek veya dişi üreme hücresi
- "Hayvanlarda sperma hayvancığıyla yumurtacık birer gamettir."
-
[isim, biyoloji]
Erkek veya dişi üreme hücresi
- KAMET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳāmet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız boy (I)
- "Gür beyaz saçları, dik kameti, vakur yürüyüşü ile gören çarşı esnafı saygı ile selamlarlar."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız boy (I)
- METOT
-
Kelime Kökeni: Fransızca méthode
-
[isim]
Bakınız yöntem
- "Onun metodunu uygulamakla araştırıcının varamayacağı erek yoktur."
-
[isim]
Bakınız yöntem
- ÜMMET
-
Kelime Kökeni: Arapça ummet
-
[isim, din bilimi]
Bir peygamberin getirdiklerine inanıp ona tabi olanların oluşturduğu topluluk
- "Muhammed’in ümmeti, İsa’nın ümmeti."
-
[isim, din bilimi]
Bir peygamberin getirdiklerine inanıp ona tabi olanların oluşturduğu topluluk
- METİL
-
Kelime Kökeni: Fransızca méthyle
-
[isim, kimya]
Doymuş hidrokarbon kökleri serisinin ilk basamağı
-
[isim, kimya]
Doymuş hidrokarbon kökleri serisinin ilk basamağı
- METİN
-
Kelime Kökeni: Arapça metn
-
[isim]
Bir yazıyı biçim, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan kelimelerin bütünü; tekst
-
Basılı veya el yazması parça; tekst
- "Eserin Farsça metninin yazma nüshaları arasında da bazen oldukça büyük farklara tesadüf edilmektedir."
-
[isim]
Bir yazıyı biçim, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan kelimelerin bütünü; tekst
- METRO
-
Kelime Kökeni: Fransızca métro
-
[isim]
Büyükşehirlerde semtler arasında işleyen, ulaşımı yerin altında sağlayan tren; yer altı treni
- "Sizler de bir parça himmet edersiniz, Boğaz Köprüsü'nün, metroların kurulduğu bugünlerde, bizim dev harita da sıraya girer belki."
-
[isim]
Büyükşehirlerde semtler arasında işleyen, ulaşımı yerin altında sağlayan tren; yer altı treni
- METAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca méthane
-
[isim, kimya]
Çürümekte olan karbonlu maddelerden çıkan, havada sarı bir alevle yanan, renksiz bir gaz; bataklık gazı (CH4)
-
[isim, kimya]
Çürümekte olan karbonlu maddelerden çıkan, havada sarı bir alevle yanan, renksiz bir gaz; bataklık gazı (CH4)
- METAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca métal
-
[isim, kimya]
Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde; maden
-
[sıfat]
Bu maddeden yapılmış
- "Çıkardıkları metal kutuları, gazeteleri ve cam şişeleri ayrı ayrı çuvallara doldurup götürüyorlar."
-
Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı
-
[isim, kimya]
Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde; maden
- METRE
-
Kelime Kökeni: Fransızca mètre
-
[isim, matematik]
Yer meridyen çemberinin kırk milyonda biri olarak kabul edilen, 100 cm'lik temel uzunluk ölçüsü birimi
- "İskenderun Körfezi'ne sekiz yüz metre yukarıdan bakıyordum."
-
Genellikle desimetre, santimetre, milimetrelere bölünmüş ölçü aracı
-
[isim, matematik]
Yer meridyen çemberinin kırk milyonda biri olarak kabul edilen, 100 cm'lik temel uzunluk ölçüsü birimi
- METİS
-
Kelime Kökeni: Fransızca métis
-
[sıfat, biyoloji]
Bakınız melez
-
[sıfat, biyoloji]
Bakınız melez
- METBU
-
Kelime Kökeni: Arapça metbūʿ
-
[sıfat, eskimiş]
Kendisine bağlanılan
-
[sıfat, eskimiş]
Kendisine bağlanılan