İçinde mer olan 8 harfli 40 kelime var. İçerisinde MER bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında mer olan kelimeler listesine ya da sonu mer ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Mer Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EM, ER, ME, RE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TEMERKÜZ
-
Kelime Kökeni: Arapça temerkuz
-
[isim, eskimiş]
Bir yerde toplanma
-
[isim, eskimiş]
Bir yerde toplanma
- BUMERANG
-
Kelime Kökeni: İngilizce boomerang
-
[isim]
Kıvrık bir sopaya benzeyen ve fırlatıldığında geri dönen, ağaçtan yapılan bir av ve spor aracı
- "Fırlat at uzağa / Döner gelir bumerang"
-
[isim]
Kıvrık bir sopaya benzeyen ve fırlatıldığında geri dönen, ağaçtan yapılan bir av ve spor aracı
- CÖMERTÇE
-
-
[zarf]
Cömert bir biçimde, sakınmadan
- "Poker masasında servetini, içki masasında sıhhatini cömertçe tüketmiştir."
-
[zarf]
Cömert bir biçimde, sakınmadan
- MERHAMET
-
Kelime Kökeni: Arapça merḥamet
-
[isim]
Bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma
- "Hâlbuki Türk mazisi, o devirlerin idrakine göre şefkatin, merhametin yüzlerce abidesini vücuda getirmiştir."
-
[isim]
Bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma
- KAMERSİZ
-
-
[sıfat]
Bakınız aysız
- "Hep kamersiz gecelerin karanlıkları içinde geçen beş seneden sonra parlak ve yeşil köyü pek hoşuna gitmişti."
-
[sıfat]
Bakınız aysız
- KATMERLİ
-
-
[sıfat]
Katmeri olan, kat kat olan
- "Katmerli çiçek."
-
Çok fazla olan, aşırı olan
- "Hem vuruyor hem de suratına birbirinden ağır, birbirinden katmerli küfürler savuruyordum."
-
[sıfat]
Katmeri olan, kat kat olan
- AMERİKAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca américain
-
[sıfat]
Amerikalılara özgü olan
- "Çalıştığı Amerikan okulunda öğretmen, ılım ılım bir aşk yaşadığını söyler."
-
[sıfat]
Amerikalılara özgü olan
- MERCEKLİ
-
-
[sıfat]
Merceği olan
- "İrfan'ın kalın mercekli bağa gözlüğü gözündeydi."
-
[sıfat]
Merceği olan
- MERCEKSİ
-
-
[sıfat]
Merceği andıran, merceğe benzeyen, mercek gibi
-
[sıfat]
Merceği andıran, merceğe benzeyen, mercek gibi
- HÖŞMERİM
-
-
[isim, ağızlardan]
Tuzsuz taze peynir, nişasta, pirinç unu konularak yapılan bir tatlı türü
-
[isim, ağızlardan]
Tuzsuz taze peynir, nişasta, pirinç unu konularak yapılan bir tatlı türü
- MERKEZCİ
-
-
[sıfat]
Bakınız merkeziyetçi
-
[sıfat]
Bakınız merkeziyetçi
- MERİSTEM
-
Kelime Kökeni: Fransızca méristème
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız sürgen doku
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız sürgen doku
- MERLANOS
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, hayvan bilimi]
Bir tür mezgit balığı (Merlangus communis)
-
[isim, hayvan bilimi]
Bir tür mezgit balığı (Merlangus communis)
- MERMERCİ
-
-
[isim]
Mermer çıkaran, işleyen, satan, mermer vb. taşlardan yapılarda ıslak zemin işleri, mutfak döşemesi, eviye veya mezar taşları yapan kimse
-
Mermer işlenen veya satılan iş yeri
- "Tıklım tıklım kahveleri, kör piyangocuyu, kül rengi gecekonduları geçip mermercilerin yanına geldiğinde, her zaman yaptığı gibi, hazırlanmakta olan mezarlıklara baktı."
-
[isim]
Mermer çıkaran, işleyen, satan, mermer vb. taşlardan yapılarda ıslak zemin işleri, mutfak döşemesi, eviye veya mezar taşları yapan kimse
- KEMERLİK
-
-
[isim]
Bazı işçi ve satıcıların araç veya gereçlerini koymak için bellerine taktıkları, gözlere ayrılmış, bez, tahta, meşin veya metal bağ
-
[sıfat]
Kemer yapmaya elverişli
- "Kemerlik deri."
-
[isim]
Bazı işçi ve satıcıların araç veya gereçlerini koymak için bellerine taktıkları, gözlere ayrılmış, bez, tahta, meşin veya metal bağ
- NAMERTÇE
-
-
[sıfat]
Korkakça, mert olmayan
- "Hâlbuki Türk paşası, böyle namertçe bir oyun düşünmemiş, teklif etmemişti."
-
[zarf]
Korkakça, mert olmayan bir biçimde
- "Zilha’yı doyarak koklayamadı, namertçe vuruldu Koç Yiğit Ali."
-
[sıfat]
Korkakça, mert olmayan
- MERCİMEK
-
Kelime Kökeni: Farsça merdumek
-
[isim, bitki bilimi]
Baklagillerden, beyaz çiçekli bir tarım bitkisi (Lens culinaris)
-
Bu bitkinin, besin değeri yüksek, ufak, kırmızı, sarı veya yeşil, yuvarlak ve yassıca tohumu; yasmık
-
[isim, bitki bilimi]
Baklagillerden, beyaz çiçekli bir tarım bitkisi (Lens culinaris)
- MERCANLI
-
-
[sıfat]
İçinde mercan bulunduran
-
[sıfat]
İçinde mercan bulunduran
- KAMERİYE
-
Kelime Kökeni: İtalyanca camerilla
-
[isim]
Bahçelerde yazın oturulmak için ahşap veya metalden yapılan, üstü kubbeli, kenarları açık veya kafesli, yeşillik vb. ile çevrili olan alan; çardak, gazebo
- "Kim şu kameriyede oturmuş, şu çiçeklerden kim toplamıştı?"
-
[isim]
Bahçelerde yazın oturulmak için ahşap veya metalden yapılan, üstü kubbeli, kenarları açık veya kafesli, yeşillik vb. ile çevrili olan alan; çardak, gazebo
- ŞAHMERAN
-
Kelime Kökeni: Farsça şāh + mārān
-
[isim]
Başının insan, gövdesinin yılan biçiminde olduğuna inanılan efsanevi yaratık
-
[isim]
Başının insan, gövdesinin yılan biçiminde olduğuna inanılan efsanevi yaratık