İçinde mer olan 6 harfli 29 kelime var. İçerisinde MER bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında mer olan kelimeler listesine ya da sonu mer ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Mer Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EM, ER, ME, RE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KATMER
-
-
[isim]
Bir şeyi oluşturan katlardan her biri
-
Yağda veya sacda pişirilen bir börek türü
- "Abi katmer var, gel beraber yiyelim."
-
Arasına yağ ve kaymak sürülerek katlanmış yufka ekmeği
-
[isim]
Bir şeyi oluşturan katlardan her biri
- SEMERE
-
Kelime Kökeni: Arapça s̱emere
-
[isim, eskimiş]
Yemiş, meyve, ürün
-
[mecaz]
Bakınız verim
- "Sonunda bu zahmetli uğraşın semeresini görür gibi oldu."
-
[isim, eskimiş]
Yemiş, meyve, ürün
- MERKUP
-
Kelime Kökeni: Arapça merkūb
-
[sıfat, eskimiş]
Üzerine binilmiş olan
-
[sıfat, eskimiş]
Üzerine binilmiş olan
- MERKÜR
-
Kelime Kökeni: Fransızca mercure
-
[isim, gök bilimi]
Güneş sisteminin Güneş'e en yakın olan gezegeni; Utarit
-
[isim, gök bilimi]
Güneş sisteminin Güneş'e en yakın olan gezegeni; Utarit
- MERKAT
-
Kelime Kökeni: Arapça merḳad
-
[isim, eskimiş]
Mezar, kabir
- "Tozlanmış camların arkasından secde eden ruh ile merkadi tebcile başladı."
-
[isim, eskimiş]
Mezar, kabir
- MERKUM
-
Kelime Kökeni: Arapça merḳūm
-
[sıfat, eskimiş]
Yazılmış
-
Adı geçen, az önce anılan (kimse)
-
[sıfat, eskimiş]
Yazılmış
- KEMERE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri
-
[isim, denizcilik]
Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri
- MERCAN
-
Kelime Kökeni: Arapça mercān
-
[isim, hayvan bilimi]
Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan; mercan balığı (Corallium rubrum)
-
Bu hayvanın iskeletinden elde edilen ve süs eşyaları yapımında kullanılan madde
- "Alafrangalık, parmaklarımızı narin bir mercan gibi ortaya çıkaran kınalarımızı bile ortadan kaldırmıştı."
-
[sıfat]
Bu maddeden yapılmış
- "Mercandan bir kolye ile mercan küpeler takmıştı."
-
[hayvan bilimi]
İzmaritgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de bulunan, açık kırmızı renkte, eti beğenilen bir balık; mercan balığı (Pagrus pagrus)
-
[isim, hayvan bilimi]
Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan; mercan balığı (Corallium rubrum)
- MERCEK
-
-
[isim, fizik]
İçinden geçen paralel ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim; adese, lens
-
[isim, fizik]
İçinden geçen paralel ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim; adese, lens
- MERTEK
-
-
[isim]
Yapıda kullanılan dört köşe veya yuvarlak, kalınca ağaç; düver
- "Küçük oğul, koltuğundaki bir tutam merteği bir kenara attıktan sonra, dut dalı bunlar, dedi."
-
[isim]
Yapıda kullanılan dört köşe veya yuvarlak, kalınca ağaç; düver
- CÖMERT
-
Kelime Kökeni: Farsça cevān + merd
-
[sıfat]
Para ve malını esirgemeden veren; açık elli, ahi (I), eli açık, selek, alicenap, kerem, kerim, semih, bonkör
- "Elinden gelen her iyiliği yapar, cömerttir, ikramı çok sever."
-
[mecaz]
Verimli olan
- "Bu ülkede toprak bir masal sultanı kadar cömert."
-
[sıfat]
Para ve malını esirgemeden veren; açık elli, ahi (I), eli açık, selek, alicenap, kerem, kerim, semih, bonkör
- MERMER
-
Kelime Kökeni: Arapça mermer
-
[isim, jeoloji]
Bileşiminde %75'ten çok kalsiyum karbonat bulunan, genellikle beyaz, renkli ve damarlısı da olan, cilalanabilen, billurlaşmış kireç taşı
- "Fırçayı tutamıyor parmakları nakkaşın / Mermeri oymaz oldu eli heykeltıraşın"
-
[sıfat]
Bu taştan yapılmış
- "Başhemşire, hastanenin mermer salonunda karşıladı doktoru."
-
[isim, jeoloji]
Bileşiminde %75'ten çok kalsiyum karbonat bulunan, genellikle beyaz, renkli ve damarlısı da olan, cilalanabilen, billurlaşmış kireç taşı
- MERHUN
-
Kelime Kökeni: Arapça merhūn
-
[sıfat, eskimiş]
Rehin edilmiş, rehin bırakılmış
-
Tayin edilmiş, belirlenmiş
- "Ehemmiyet verdiğimiz her sözün ağzımızdan çıkabilmek için merhun bulunduğu bir vakit vardır."
-
[isim]
Borca karşılık garanti olarak alınan mal
-
[sıfat, eskimiş]
Rehin edilmiş, rehin bırakılmış
- MERHUM
-
Kelime Kökeni: Arapça merḥūm
-
[isim]
Ölmüş Müslüman erkek; rahmetli, rahmetlik
- "Merhumun ruhu zatıalinizi yeryüzünde avukat mı bıraktı?"
-
[isim]
Ölmüş Müslüman erkek; rahmetli, rahmetlik
- KAŞMER
-
-
[isim]
Bakınız soytarı
-
[isim]
Bakınız soytarı
- DİMMER
-
Kelime Kökeni: İngilizce dimmer
-
[isim, fizik]
Bakınız reosta
-
[isim, fizik]
Bakınız reosta
- MERTÇE
-
-
[sıfat]
Yiğide, erkeğe yakışan
-
[zarf]
Yiğide, erkeğe yakışır bir biçimde, yiğitçe, merdane (I)
- "Şimdi size açıkça ve mertçe soruyorum, sizden de açıkça ve mertçe cevap istiyorum. Benimle beraber misiniz?"
-
[sıfat]
Yiğide, erkeğe yakışan
- MERHEM
-
Kelime Kökeni: Arapça merhem
-
[isim]
Deriye sürülerek kullanılan, içinde birçok etken madde bulunan, yumuşak ve koyu kıvamda, yağlı ilaç
- "O eller seni kurtarmak içindi, o eller yarana merhem sürmek içindi."
-
[mecaz]
Herhangi bir soruna çare olan
-
[isim]
Deriye sürülerek kullanılan, içinde birçok etken madde bulunan, yumuşak ve koyu kıvamda, yağlı ilaç
- MERGUP
-
Kelime Kökeni: Arapça merġūb
-
[sıfat, eskimiş]
Sevilip aranan, istenilen, beğenilen, rağbet edilen
- "Böyle altı erkekli, iki kadınlı bir mecliste, kadınların en güzeli pek nadir ve merguptur."
-
[sıfat, eskimiş]
Sevilip aranan, istenilen, beğenilen, rağbet edilen
- KAMERA
-
Kelime Kökeni: Fransızca caméra
-
[isim, sinema, televizyon]
Görüntülerin filme alınmasını sağlayan alet; alıcı
-
Bakınız kameraman
-
[ünlem]
Bir çekime başlanırken, yönetmenin alıcıyı çalıştırmaları için verdiği buyruk
-
[isim, sinema, televizyon]
Görüntülerin filme alınmasını sağlayan alet; alıcı