İçinde mer olan 6 harfli 29 kelime var. İçerisinde MER bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında mer olan kelimeler listesine ya da sonu mer ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Mer Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E M R

2 Harfli Kelimeler

EM, ER, ME, RE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KATMER

  1. [isim] Bir şeyi oluşturan katlardan her biri
  2. Yağda veya sacda pişirilen bir börek türü
    • "Abi katmer var, gel beraber yiyelim." (Emin Ersöz)
  3. Arasına yağ ve kaymak sürülerek katlanmış yufka ekmeği
SEMERE

Kelime Kökeni: Arapça s̱emere

  1. [isim, eskimiş] Yemiş, meyve, ürün
  2. [mecaz] Bakınız verim
    • "Sonunda bu zahmetli uğraşın semeresini görür gibi oldu." (Ahmet Ümit)
MERKUP

Kelime Kökeni: Arapça merkūb

  1. [sıfat, eskimiş] Üzerine binilmiş olan
MERKÜR

Kelime Kökeni: Fransızca mercure

  1. [isim, gök bilimi] Güneş sisteminin Güneş'e en yakın olan gezegeni; Utarit
MERKAT

Kelime Kökeni: Arapça merḳad

  1. [isim, eskimiş] Mezar, kabir
    • "Tozlanmış camların arkasından secde eden ruh ile merkadi tebcile başladı." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
MERKUM

Kelime Kökeni: Arapça merḳūm

  1. [sıfat, eskimiş] Yazılmış
  2. Adı geçen, az önce anılan (kimse)
KEMERE

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, denizcilik] Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri
MERCAN

Kelime Kökeni: Arapça mercān

  1. [isim, hayvan bilimi] Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan; mercan balığı (Corallium rubrum)
  2. Bu hayvanın iskeletinden elde edilen ve süs eşyaları yapımında kullanılan madde
    • "Alafrangalık, parmaklarımızı narin bir mercan gibi ortaya çıkaran kınalarımızı bile ortadan kaldırmıştı." (Ömer Seyfettin)
  3. [sıfat] Bu maddeden yapılmış
    • "Mercandan bir kolye ile mercan küpeler takmıştı." (Necati Cumalı)
  4. [hayvan bilimi] İzmaritgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de bulunan, açık kırmızı renkte, eti beğenilen bir balık; mercan balığı (Pagrus pagrus)
MERCEK

  1. [isim, fizik] İçinden geçen paralel ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim; adese, lens
MERTEK

  1. [isim] Yapıda kullanılan dört köşe veya yuvarlak, kalınca ağaç; düver
    • "Küçük oğul, koltuğundaki bir tutam merteği bir kenara attıktan sonra, dut dalı bunlar, dedi." (Orhan Kemal)
CÖMERT

Kelime Kökeni: Farsça cevān + merd

  1. [sıfat] Para ve malını esirgemeden veren; açık elli, ahi (I), eli açık, selek, alicenap, kerem, kerim, semih, bonkör
    • "Elinden gelen her iyiliği yapar, cömerttir, ikramı çok sever." (Peyami Safa)
  2. [mecaz] Verimli olan
    • "Bu ülkede toprak bir masal sultanı kadar cömert." (Cemil Meriç)
MERMER

Kelime Kökeni: Arapça mermer

  1. [isim, jeoloji] Bileşiminde %75'ten çok kalsiyum karbonat bulunan, genellikle beyaz, renkli ve damarlısı da olan, cilalanabilen, billurlaşmış kireç taşı
    • "Fırçayı tutamıyor parmakları nakkaşın / Mermeri oymaz oldu eli heykeltıraşın" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. [sıfat] Bu taştan yapılmış
    • "Başhemşire, hastanenin mermer salonunda karşıladı doktoru." (Necati Cumalı)
MERHUN

Kelime Kökeni: Arapça merhūn

  1. [sıfat, eskimiş] Rehin edilmiş, rehin bırakılmış
  2. Tayin edilmiş, belirlenmiş
    • "Ehemmiyet verdiğimiz her sözün ağzımızdan çıkabilmek için merhun bulunduğu bir vakit vardır." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  3. [isim] Borca karşılık garanti olarak alınan mal
MERHUM

Kelime Kökeni: Arapça merḥūm

  1. [isim] Ölmüş Müslüman erkek; rahmetli, rahmetlik
    • "Merhumun ruhu zatıalinizi yeryüzünde avukat mı bıraktı?" (Ahmet Muhip Dıranas)
KAŞMER

  1. [isim] Bakınız soytarı
DİMMER

Kelime Kökeni: İngilizce dimmer

  1. [isim, fizik] Bakınız reosta
MERTÇE

  1. [sıfat] Yiğide, erkeğe yakışan
  2. [zarf] Yiğide, erkeğe yakışır bir biçimde, yiğitçe, merdane (I)
    • "Şimdi size açıkça ve mertçe soruyorum, sizden de açıkça ve mertçe cevap istiyorum. Benimle beraber misiniz?" (Tarık Buğra)
MERHEM

Kelime Kökeni: Arapça merhem

  1. [isim] Deriye sürülerek kullanılan, içinde birçok etken madde bulunan, yumuşak ve koyu kıvamda, yağlı ilaç
    • "O eller seni kurtarmak içindi, o eller yarana merhem sürmek içindi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. [mecaz] Herhangi bir soruna çare olan
MERGUP

Kelime Kökeni: Arapça merġūb

  1. [sıfat, eskimiş] Sevilip aranan, istenilen, beğenilen, rağbet edilen
    • "Böyle altı erkekli, iki kadınlı bir mecliste, kadınların en güzeli pek nadir ve merguptur." (Peyami Safa)
KAMERA

Kelime Kökeni: Fransızca caméra

  1. [isim, sinema, televizyon] Görüntülerin filme alınmasını sağlayan alet; alıcı
  2. Bakınız kameraman
  3. [ünlem] Bir çekime başlanırken, yönetmenin alıcıyı çalıştırmaları için verdiği buyruk
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü