İçinde mer olan 5 harfli 15 kelime var. İçerisinde MER bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında mer olan kelimeler listesine ya da sonu mer ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Mer Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EM, ER, ME, RE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MERAK
-
Kelime Kökeni: Arapça merāḳ
-
[isim]
Bir şeyi anlamak veya öğrenmek için duyulan istek
- "Biraz sonra yine bazı sesler işittim / Merak ile merdivenin başına gittim"
-
Bir şeyi edinme, yapma, bir şeyle uğraşma isteği
- "Öteden beri güzel giyinmeye, güzel konuşmaya merakım vardır."
-
Düşkünlük, heves
- "Meslek dışında biricik merakı, kendi tabiriyle hobisi fotoğrafçılıktı."
-
Kaygı, tasa
-
[isim]
Bir şeyi anlamak veya öğrenmek için duyulan istek
- MERMİ
-
Kelime Kökeni: Arapça mermī
-
[isim]
Ateşli silahlarla atılan patlayıcı ve delici madde
- "Tarlalara gömülmüş büyük gemi mermilerini, yattıkları yerlerden çıkararak tetkik ettik"
-
[isim]
Ateşli silahlarla atılan patlayıcı ve delici madde
- SÜMER
-
-
[isim]
Mezopotamya'da yaşamış bir ulus ve bu ulustan olan kimse
-
[isim]
Mezopotamya'da yaşamış bir ulus ve bu ulustan olan kimse
- SEMER
-
Kelime Kökeni: Rumca
- MERİÇ
-
-
[isim]
Edirne iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Edirne iline bağlı ilçelerden biri
- MERCİ
-
Kelime Kökeni: Arapça merciʿ
-
[isim]
Başvurulacak yer veya makam
- "O devirlerde devletin yüksek kademeli mercilerine 'kapu' denirdi."
-
[isim]
Başvurulacak yer veya makam
- KEMER
-
Kelime Kökeni: Farsça kemer
-
[isim]
Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılan bel bağı
- "Nihat elinde tuttuğu kemeri denize fırlatıp attı."
-
Etek, pantolon vb. giysilerin bele gelen bölümü
-
Emniyet kemeri
-
[sıfat]
Bakınız tümsekli
- "Kemer burun."
-
[anatomi]
Kemiklerden oluşan yay biçimindeki yapı
- "Kaş kemeri. Damak kemeri. Ayak kemeri."
-
[jeoloji]
Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri, tekne karşıtı
-
[mimarlık]
İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı
- "Büyük bir camiydi bu. Minareleri, kubbeleri, kemerleri ve parmaklıklı pencereleri filan hepsi tamamdı."
-
[eskimiş]
Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak
-
[isim]
Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılan bel bağı
- ÜMERA
-
Kelime Kökeni: Arapça umerā
-
[isim, eskimiş]
Beyler, amirler
-
Üstsubaylar
- "Ordu kumandanı, kendi ümerasından birinin istediği bir matara suyu esirgedi."
-
[isim, eskimiş]
Beyler, amirler
- MERES
-
-
[isim, ağızlardan]
Köpeğin yaşı
-
[isim, ağızlardan]
Köpeğin yaşı
- MERET
-
Kelime Kökeni: Arapça mārid
-
[isim]
Sıkıntı veren, hoşlanılmayan şeyler veya kimseler için kullanılan sövgü sözü
- "Ben de öyle söyledim. Bırakalım artık şu meredi, dedim."
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız uğursuz
-
[isim]
Sıkıntı veren, hoşlanılmayan şeyler veya kimseler için kullanılan sövgü sözü
- ESMER
-
Kelime Kökeni: Arapça esmer
-
[isim]
Siyaha çalan buğday rengi
-
Kurşuni renk
- "Sazlı köyü ayaklandığı zaman gökyüzü daha esmerdi ve ayaz insanın yüzünü ısırıyordu."
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Esmer yüzünün hafifçe kızardığını, gözlerinin garip bir ışıkla yanmaya başladığını görüyoruz."
-
[sıfat]
Teni ve saçları karaya çalan, koyu buğday rengi olan (kimse); karaca (I), yağız
- "Bir düğün dansında ayaklarının pırıltısını seyrettiği esmer kızla evlendi."
-
[isim]
Siyaha çalan buğday rengi
- KAMER
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳamer
-
[isim, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız Ay
-
[isim, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız Ay
- MEREK
-
-
[isim, ağızlardan]
Samanlık, odunluk, hayvan yemi deposu veya ahır
-
[isim, ağızlardan]
Samanlık, odunluk, hayvan yemi deposu veya ahır
- MERİH
-
Kelime Kökeni: Arapça mirrīḫ
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız Mars
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız Mars
- MERAM
-
Kelime Kökeni: Arapça merām
-
[isim]
Bakınız istek
- "Benim meramım sana yalnız bir şey sormak."
-
[isim]
Bakınız istek