İçinde me olan 6 harfli 469 kelime var. İçerisinde ME bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında me olan kelimeler listesine ya da sonu me ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Me Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EM, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BİLEME
-
-
[isim]
Bilemek işi; bileğileme, bileyleme
- "Gönül, daha birçoklarının bu enstitüde kabiliyetlerini bilemesini istiyor."
-
[isim]
Bilemek işi; bileğileme, bileyleme
- MEZMUR
-
Kelime Kökeni: Arapça mezmūr
-
[isim, eskimiş]
Makamla okunan Zebur suresi
-
[isim, eskimiş]
Makamla okunan Zebur suresi
- EGEMEN
-
-
[sıfat]
Yönetimini hiçbir kısıtlama veya denetime bağlı olmaksızın sürdüren, bağımlı olmayan; hükümran
- "Egemen devlet."
-
[mecaz]
Sözünü geçiren, üstünlük kazanan
-
[sıfat]
Yönetimini hiçbir kısıtlama veya denetime bağlı olmaksızın sürdüren, bağımlı olmayan; hükümran
- ZİMMET
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕimmet
-
[isim]
Üstünde olan şey
-
Kurum ve kuruluşlarda çalışanlara veya para işleri ile uğraşan görevliye imza karşılığı teslim edilen para veya eşya
- "Halil Ağa aynen tahsil ettiği 30975 kile hububattan 30440 kilesini Erzurum ambarına teslim etmiş, 535 kilesi de kendi zimmetinde kalmıştır."
-
Bir kimsenin yasal olmayan yollardan üzerine geçirip ödemeye zorunlu olduğu para
-
Bir ticaret kuruluşunun borçlarının tümü
-
[isim]
Üstünde olan şey
- ERİNME
-
-
[isim]
Bakınız üşenme
-
[isim]
Bakınız üşenme
- POMELO
-
-
[isim, bitki bilimi]
Turunçgillerden, genellikle Akdeniz’de yetişen, sarı meyvesinin üzeri yeşil kalın kabukla kaplı bir tür ağaç (Citrus maxima)
-
Bu ağacın diğer turunçgillere nazaran asidi daha az olan, kalın kabuğunun altındaki portakala benzeyen dilimleri yenen, tatlı meyvesi
-
[isim, bitki bilimi]
Turunçgillerden, genellikle Akdeniz’de yetişen, sarı meyvesinin üzeri yeşil kalın kabukla kaplı bir tür ağaç (Citrus maxima)
- SÜNMEK
-
-
[nesnesiz]
Esnekliğini yitirerek gevşemek
- "Bu kumaş kolay kolay sünmez."
-
Kopmadan uzamak, gerilmek
-
[nesnesiz]
Esnekliğini yitirerek gevşemek
- TÖHMET
-
Kelime Kökeni: Arapça tuhmet
-
[isim]
Bakınız suçlama
- "Talebeyi dersten başka şeylerle işgal töhmeti ile tevbihe maruz kaldı, istifaya mecbur oldu."
-
[isim]
Bakınız suçlama
- MEŞHUR
-
Kelime Kökeni: Arapça meşhūr
-
[sıfat]
Bakınız ünlü
- "Yeni Park Gazinosunda kasabanın meşhur karadut şerbetiyle beraber bir parça da içki içilir."
-
[sıfat]
Bakınız ünlü
- KEMERE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri
-
[isim, denizcilik]
Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri
- ZAHMET
-
Kelime Kökeni: Arapça zaḥmet
-
[isim]
Bakınız güçlük
- "Yalnız rica ederim, bir an için bir zahmet ve fedakârlık daha yapın."
-
[isim]
Bakınız güçlük
- MESTUR
-
Kelime Kökeni: Arapça mestūr
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gizli
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gizli
- CEREME
-
Kelime Kökeni: Arapça cerīme
-
[isim]
Başkası tarafından yapılan veya kaza sonucu ortaya çıkan zararı ödeme
- "Öde şunun ceremesi her neyse."
-
[isim]
Başkası tarafından yapılan veya kaza sonucu ortaya çıkan zararı ödeme
- İÇERME
-
-
[isim]
İçermek işi; tazammun, ihtiva
-
[isim]
İçermek işi; tazammun, ihtiva
- BEHİME
-
Kelime Kökeni: Arapça behīme
-
[isim, eskimiş]
Dört ayaklı hayvan
- "Bu sefil, kalpsiz, hissiz, behimeyi andıran halka, gördüklerini naklettiler."
-
[isim, eskimiş]
Dört ayaklı hayvan
- ERSEME
-
-
[isim]
Ersemek durumu
-
[isim]
Ersemek durumu
- MEVZİİ
-
Kelime Kökeni: Arapça mevżiʿī
- MEŞHUT
-
Kelime Kökeni: Arapça meşhūd
-
[sıfat, eskimiş]
Görülen, gözle görülmüş, tanık olunmuş
-
[sıfat, eskimiş]
Görülen, gözle görülmüş, tanık olunmuş
- ÜNLEME
-
-
[isim]
Ünlemek işi
- "Bu renk dalgalanışına dalmışken kızları biri çağırdı galiba, bir ünleme duydum ve toparlanıp sığırcık sürüsü gibi gittiler."
-
[isim]
Ünlemek işi
- ÜÇLEME
-
-
[isim]
Üçlemek işi
-
[sıfat]
Üçü bir arada bükülmüş
- "Üçleme halat."
-
[edebiyat]
Bentleri üçer dizeli olan türkü
-
[edebiyat]
Bir yazarın, konu ve fikrî yapı olarak birbirini izleyen üç eseri; triloji
-
[din bilimi]
Bakınız teslis
- "Din inancı vardır ki akla hiç dayanmaz, Hristiyanların üçleme inancı gibi."
-
[spor]
Bir oyuncunun aynı karşılaşmada üç sayı yapması durumu
-
[spor]
Bir maçta aynı oyuncunun üç gol atması
-
[isim]
Üçlemek işi