İçinde mane olan 25 kelime var. İçerisinde MANE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında mane olan kelimeler listesine ya da sonu mane ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

12 Harfli Kelimeler

MANEVİLEŞMEK

11 Harfli Kelimeler

EMANETÇİLİK, MANEVİLEŞME, ŞEHREMANETİ

10 Harfli Kelimeler

MANEVRASIZ

9 Harfli Kelimeler

MAHKUMANE, MANEVİLİK, MANEVİYAT, MANEVRALI

8 Harfli Kelimeler

EMANETÇİ, EMANETEN, HAKİMANE, MASUMANE, OSMANELİ, ROMANESK, ZALİMANE

7 Harfli Kelimeler

ALİMANE, HASMANE, MANEVRA

6 Harfli Kelimeler

EMANET, KEMANE, MANEVİ, ZAMANE

5 Harfli Kelimeler

MANEJ, MANEN

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Mane Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A E M N

4 Harfli Kelimeler

EMAN, ENAM, NAME, NEMA

3 Harfli Kelimeler

MEN, NAM, NEM

2 Harfli Kelimeler

AM, AN, EM, EN, MA, ME, NE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MANEVİLEŞMEK

  1. [nesnesiz] Manevi durum almak
    • "... âdeta maddiyattan kurtula ayrıla tamamen manevileşmiş evlerden biriydi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
ŞEHREMANETİ

  1. [isim, tarih] Osmanlı Devleti'nde, bugünkü belediye zabıtası görevini yapan, şehrin temizlik ve güzelliğiyle ilgilenen yerel yönetim
  2. Bakınız belediye
MANEVİLEŞME

  1. [isim] Manevileşmek durumu
EMANETÇİLİK

  1. [isim] Emanetçinin yaptığı iş
MANEVRASIZ

  1. [sıfat] Manevra yapılmayan
MANEVİYAT

Kelime Kökeni: Arapça maʿneviyyāt

  1. [isim] Maddi olmayan, manevi şeyler
  2. İnanç, ahlak, erdem vb. değerler bütünü
  3. Karşılaşılan zorluk ve tehlikeler karşısında inanç ve ahlaki değerlere bağlılıktan doğan dayanma gücü
  4. Bakınız moral
MANEVRALI

  1. [sıfat] Manevra yapılan
MAHKUMANE

Kelime Kökeni: Arapça maḥkūm + Farsça -āne

  1. [zarf, eskimiş] Mahkûma yaraşır bir biçimde
    • "Onun emrini yerine getirmekten mahkûmane bir zevk alıyor." (Peyami Safa)
MANEVİLİK

  1. [isim] Manevi olma durumu; ruhanilik
MASUMANE

Kelime Kökeni: Arapça maʿṣūm + Farsça -āne

  1. [zarf] Bakınız masumca
    • "Nazır masumane gülüyordu." (Memduh Şevket Esendal)
OSMANELİ

  1. [isim] Bilecik iline bağlı ilçelerden biri
ZALİMANE

Kelime Kökeni: Arapça ẓālim + Farsça -āne

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız acımasızca
    • "Fakat bunların hepsini veya çoğunu yaptırmak için bir ihtiyar kalbine teklif edilen bu fazla azabı çok insafsızca, zalimane buluyordu." (Peyami Safa)
EMANETÇİ

  1. [isim] Ücret karşılığı eşyayı koruyan kimse
  2. [mecaz] Bir görevi geçici olarak üstlenen
    • "Emanetçi parti başkanı."
HAKİMANE

Kelime Kökeni: Arapça ḥakīm + Farsça -āne

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız bilgece
    • "Bundan dolayı hem vakit kazanılmak hem bu gibi kötü niyetlerine meydan verilmemek için onun hakimane bir cevapla ümide düşürülmesi lazımdı." (Cemal Tukin)
ROMANESK

Kelime Kökeni: Fransızca romanesque

  1. [sıfat] Roman özelliği olan
    • "Hayattaki her vaka, her sergüzeşti romanesk çeşide mevzu olabilir." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Romanla ilgili olan
  3. [mecaz] Duygusal, düşçü
    • "Hicabını, ayıbını da henüz duyamayacak kadar romanesk bir hüzün içindeydi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
EMANETEN

Kelime Kökeni: Arapça emāneten

  1. [zarf] Emanet olarak
ALİMANE

Kelime Kökeni: Arapça ʿālim + Farsça -āne

  1. [sıfat] Âlime yakışan
    • "Kitaplarının çoğu edebiyat tarihine girmiş olan âlimane eserlerdir." (Haldun Taner)
  2. [zarf] Âlime yakışır bir biçimde
    • "Efendim, arkadaşımız beyefendi, şüphesiz vâkıfane ve âlimane buyuruyorlar, istifade ediyoruz." (Memduh Şevket Esendal)
MANEVRA

Kelime Kökeni: İtalyanca manovra

  1. [isim] Bir aletin işleyişini düzenleme, yönetme işi veya biçimi
  2. Gemi, lokomotif ve kara taşıtlarının bir yere yanaşmak veya bir yerden çıkmak için yaptığı hareket
  3. Lokomotifin, katar katmak veya katar dağıtmak için ileri geri giderek hattan hatta geçmesi
  4. Sağa sola, öne arkaya rahatça hareket etme
  5. [mecaz] İstenilen amaca ulaşmak için tutulması gereken yol
    • "Önce ince manevralar denedi ama soğukkanlı olamadığı için göze çarpıyordu." (Reha Mağden)
  6. [askerlik] Bakınız tatbikat
HASMANE

Kelime Kökeni: Arapça ḫaṣm + Farsça -āne

  1. [zarf] Bakınız düşmanca
ZAMANE

Kelime Kökeni: Arapça zamāne

  1. [isim] İçinde bulunulan zaman, dönem
    • "Karısı, evin hayatını, kendisi yokken en akıllı adamlar gibi zamaneye uydurmuştu." (Ömer Seyfettin)
  2. Yakınma veya hafifseme yoluyla şimdiki zaman
    • "Hep bunlar yeni avukatlık çenebazlığı, zamane lafları." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü