İçinde ma olan 5 harfli 372 kelime var. İçerisinde MA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ma olan kelimeler listesine ya da sonu ma ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ma Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A M

2 Harfli Kelimeler

AM, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MALUM

Kelime Kökeni: Arapça maʿlūm

  1. [isim] Herkes tarafından bilinen, gizli olmayan, öğrenilmiş şey
    • "Balkan Harbi'nin fecaatlerinden sonraki hadiseler de malumunuzdur." (Etem İzzet Benice)
  2. [sıfat] Herkesçe bilinen ancak dile getirilemeyen
    • "Malum kişi. Malum çevre."
  3. [zarf] Bilindiği üzere, bilindiği gibi
  4. [isim, dil bilgisi] Bakınız etken fiil
  5. [eskimiş, matematik] Bakınız bilinen
KAÇMA

  1. [isim] Kaçmak işi; firar
    • "Fabrikayı boşaltmaları için dışarıdan çağrı yapılırken kaçma arzusuyla yanıp tutuşanlar oldu." (Lâtife Tekin)
KILMA

  1. [isim] Kılmak işi
    • "Kitabımı elimden bırakmadığımı görmek bile onları mutlu kılmaya yetiyordu." (Necati Cumalı)
MALUL

Kelime Kökeni: Arapça maʿlūl

  1. [sıfat] Sakat (kimse); sökel
    • "Ben belki artık malulüm belki ömrümün sonuna kadar böyle kalacağım." (Nâzım Hikmet)
  2. Hasta (kimse)
ANMAK

  1. [-i] Birini veya bir şeyi akla getirerek sözünü etmek veya onu düşünmek; zikretmek
    • "Onun bu fedakârlığını her yerde, her zaman minnetle anacağım." (Peyami Safa)
  2. [-i, -le] Bir armağanla birinin gönlünü almak
  3. Bakınız adlandırmak
    • "Onu, başka Tahirlerden ayırt etmek için “Temiz Tahir” diye anarlardı."
MASUN

Kelime Kökeni: Arapça maṣūn

  1. [sıfat, eskimiş] Korunan, korunmuş
    • "Poyrazdan masun bir kulübe göreceksin." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Saklanmış
YIĞMA

  1. [isim] Yığmak işi
SEMAİ

Kelime Kökeni: Arapça semāʿī

  1. [isim, müzik] Klasik Türk müziğinde iki basit usulden biri
  2. [edebiyat] Halk şiirinde sevgi, doğa, güzellik konularını işleyen, genellikle koşma gibi kafiyelenen, sekizer hece ölçüsüyle yazılmış şiir
  3. [sıfat, eskimiş] Bir kurala bağlı olmayıp ancak işitmekle öğrenilen (söz)
SAPMA

  1. [isim] Sapmak işi; inhiraf
  2. [fizik] Serbest bir mıknatıslı iğnenin denge konumundayken gösterdiği doğrultudan geçen düşey düzlemle, bulunulan noktanın meridyen düzlemi arasındaki açı
  3. [fizik] Bir ışının saydam bir biçmeden geçtikten sonra giriş doğrultusu arasında oluşturduğu açı
ÇATMA

  1. [isim] Çatmak işi
  2. Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça
  3. Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılan yayla evi
  4. Bir tür döşemelik kumaş
    • "Sonra o çatma örtülü minderin üstüne oturmuş, albayın İstanbul hakkındaki suallerine kısa kısa cevap vermişti." (Halide Edip Adıvar)
  5. Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları
  6. Semerin ağaç kısmı
  7. Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet
  8. Bakınız Yörük çadırı
MASAL

Kelime Kökeni: Arapça mes̱el

  1. [isim] Genellikle halkın yarattığı, hayale dayanan, sözlü gelenekte yaşayan, çoğunlukla insanlar, hayvanlar ile cadı, cin, dev, peri vb. varlıkların başından geçen olağanüstü olayları anlatan edebî tür
    • "Masal olsun roman olsun, ikisi de anlatı sanatıdır." (Necati Cumalı)
  2. [mecaz] Boşuna söylenmiş söz
    • "Müttefikler karşı hücuma geçtikten sonra, milleti aynı masalla uyutmak olanaksızlaştı." (Haldun Taner)
ONMAK

  1. [nesnesiz] Daha iyi bir duruma girmek; salah bulmak
    • "Sakın kesme, yaş ağaca balta vuran el onmaz." (Mehmet Emin Yurdakul)
  2. Eksiği kalmayıp gönül ferahlığına ermek; mutlu olmak, mesut olmak
  3. Hastalıktan, dertten kurtulmak; şifa bulmak, felah bulmak
MAZOT

Kelime Kökeni: Rusça

  1. [isim, kimya] Yakıt olarak kullanılan, ham petrolün damıtma ürünlerinden biri; motorin
  2. [argo] İçki, sigara, uyuşturucu vb
MASUM

Kelime Kökeni: Arapça maʿṣūm

  1. [sıfat] Suçsuz, günahsız (kimse)
    • "Melek kadar masum / Yok canım şeytan kadar şirret" (Behçet Necatigil)
  2. Temiz, saf (kimse)
    • "Gül kokusunda saf ve masum bir eda, yaseminde romantik bir sevda hisseder gibi olurum." (İbrahim Alâeddin Gövsa)
  3. [isim, ağızlardan] Suç ve günah işlemeyecek kadar küçük çocuk
    • "Dört masumu var."
MAVAL

Kelime Kökeni: Arapça mevvāl

  1. [isim, argo] Yalan, uydurma söz
    • "Bu sürgünlük mavalı neyin nesi? Aslı astarı var mı?" (Attilâ İlhan)
KARMA

  1. [isim] Karmak işi
  2. Ayrı türden olan ögelerin iç içe geçmelerini, birbiri içinde dağılmalarını sağlama
    • "İzmir karması ilk müsabakasını 2 Haziran 1913 tarihinde İstanbul şampiyonu Galatasaray'la yaptı." (Osman Öndeş)
  3. [sıfat] Ayrı türden olan ögelerin karıştırılmasıyla oluşmuş; muhtelit, kompozit
MALAK

  1. [isim, ağızlardan] Manda yavrusu
MANTO

Kelime Kökeni: Fransızca manteau

  1. [isim] Diz altından topuğa kadar uzanan, öbür kıyafetlerin üstüne giyilen, kalın kumaştan, kışlık kadın giysisi
    • "Kürklü, zarif ve epeyce pahalı bir mantoya büründüğü için kadının yüzü görünmüyordu." (Aka Gündüz)
  2. [jeoloji] Yer kabuğu ile çekirdek arasında bulunan, sıcak ve plastik bir yer katı
ONAMA

  1. [isim] Onamak işi, uygun bulma; tasvip
    • "Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, yürütme organının teklif, inha, atama veya onamasına bağlı resmî ve özel herhangi bir işle görevlendirilemezler." (Anayasa)
MANEN

Kelime Kökeni: Arapça maʿnen

  1. [zarf] Kişinin iç dünyası yönünden, manevi bakımdan, maddeten karşıtı
    • "Milletini maddeten ve manen yükseltmek istemeyen adam nasıl samimi Türkçü olabilir." (Orhan Seyfi Orhon)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü