İçinde m olan 5 harfli 1326 kelime var. İçerisinde M harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında m harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu m harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DOYMA

  1. [isim] Doymak işi
  2. Yeğinliği gittikçe artırılan bir manyetik alanın içindeki bir çelik çubuğun alabileceği en çok manyetizmayı almış olması
    • "Tungstenli iyi bir çelik 15000 gauss miktarında manyetizma ile doyma durumuna gelir."
  3. Bir gazın, belli bir sıcaklıkta o sıcaklığa özgü olan en büyük basınç altında bulunması
  4. Bir sıvının içinde belli bir cisimden eriyebilecek en çok miktarın erimiş bulunması, işba

EHRAM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Piramit
  2. Piramit

İMLİK

  1. [isim] Kitap sayfaları arasına konulan ve okunan yeri belirlemekte kullanılan ince, uzun karton parçası

MASÖR

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Erkek masajcı, ovucu

MELES

  1. [isim] Beli çökük at

MİRAÇ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Göğe çıkma

PERMA

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Saçların uzun süre dalgalı kalmasını sağlamak için uygulanan işlem, permanant

SÖNME

  1. [isim] Sönmek işi

ÇEKİM

  1. [isim] Çekme işi
  2. Fiillerin çeşitli zaman, kişi ve kiplere, adların da ad durumlarına göre uğradıkları değişiklikler, tasrif
  3. Herhangi bir cismin, başka bir cismi kendine doğru çekme gücü, cazibe
    • "Güneş çekimi. Yer çekimi. Mıknatıs çekimi."
  4. Alıcının sürekli olarak çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası, plan

DAMGA

  1. [isim] Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç
    • "Şiirlerini bir araya toplayan bir kitap yüzünden kızıl bir damga yemiş." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Fakat gel gör ki insana aşüfte yahut hırsız damgasını vurmak için bu kâfi değildir." (Halide Edip Adıvar)
  2. Bu araçla basılan nişan, işaret
    • "Belli semtler, yüzyıllar boyu, oraların sakinlerine belli bir damga vurmuş gibidirler." (Haldun Taner)
  3. Bir kimsenin adını kötüye çıkaran, yüz kızartıcı durum
    • "Orada da haksız damgalar altında kalırsan ne olacak?" (Aka Gündüz)
  4. Bir şeyin kime, hangi çağa ait olduğunu gösteren belirgin iz, işaret, nitelik

DÜĞÜM

  1. [isim] İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılan boğum
    • "Küpeşte tahtasının deliğinden de geçir, düğüm at." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum
    • "İçi ne kadar karışık olursa olsun, bu samimiyet her düğümü çözer." (Peyami Safa)
  3. Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru
  4. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri
    • "Ardışık iki düğüm arası bir yarım dalga uzunluğudur."

HANIM

  1. [isim] Kız ve kadınlara verilen unvan, bayan
    • "Ülker Hanım."
  2. Kadın, eş
    • "Yok bizim hanım öyle değildir." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Toplumsal durumu, varlığı iyi olan, hizmetinde bulunulan kadın
    • "Becerikli hâliyle Zeynep'e ve hanımına ait bütün işleri elinin içine almıştı." (Halide Edip Adıvar)
  4. [sıfat] Kadınlığın bütün iyi niteliklerini taşıyan
    • "Hanım kadın. Hanım kız."

PAMUK

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Ebegümecigillerden, koza biçimindeki meyvesi üç, dört, beş dilimli olan, sıcak bölgelerde yetişen tarım bitkisi (Gossypium)
  2. Bu bitkinin tohumlarının çevresinde oluşmuş ince, yumuşak tellerin adı
  3. Bu tellerin işlenmiş biçimi
    • "Yaraya pamuk koydu."
  4. [sıfat] Bu bitkinin işlenmiş biçiminden yapılmış
    • "Pamuk iplik. Pamuk bez."
  5. Yere serili halı, kilim vb. yaygıların üzerinde oluşan, uçuşabilen toz kümecikleri, hav

ŞİMAL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kuzey

SİYME

  1. [isim] Siymek işi

TAKMA

  1. [isim] Takmak işi
  2. [sıfat] Gerçeğinin yerine konulan, eğreti, müstear
    • "Bu takma siyah saçla ... şakaklarında sallanan ... bukleler yanaklarına ters düşüyor." (Halide Edip Adıvar)

BIKMA

  1. [isim] Bıkmak işi

KOŞUM

  1. [isim] Araba hayvanının kayış takımı, koşum takımı
    • "Koşumlarındaki ziller şıngırdadılar." (Necati Cumalı)
  2. Hayvanın arabaya koşulması

MATUF

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Bir yöne eğilmiş
  2. Yöneltilmiş

MİLLİ

  1. [sıfat] Mili (I, II) olan

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü