İçinde lme olan 5 harfli 14 kelime var. İçerisinde LME bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lme olan kelimeler listesine ya da sonu lme ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Lme Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E L M

2 Harfli Kelimeler

EL, EM, LE, ME

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇELME

  1. [isim] Çelmek işi
  2. Birini yere düşürmek için ayağının önüne ayak uzatma
    • "Bir itişme, bir kakışma, bir yanındakine çelme vurup öne geçme yarışıdır gidiyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. Arkadan hafifçe bağlanan başörtüsü
DELME

  1. [isim] Delmek işi
  2. [sıfat] Delinerek yapılmış
  3. Bakınız yelek
ÖLMEZ

  1. [sıfat] Bakınız ölümsüz
    • "Her kim ki olursa bu sırra mazhar / Dünyaya bırakır ölmez bir eser" (Âşık Veysel)
  2. [mecaz] Çok dayanıklı, kolay eskimeyen
BİLME

  1. [isim] Bilmek işi
    • "Bir cemiyetin ilerlemesi, neyin ehemmiyetli olduğunu bilmeye bağlıdır." (Mehmet Kaplan)
  2. [felsefe] Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma
  3. [felsefe] Bilgi edinmenin gaye ve sonucu
ÖLMEK

  1. [nesnesiz] Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek; cavlamak (II), gitmek, göçmek, gümbürdemek, kakırdamak, kıkırdamak, yürümek, zıbarmak, cartayı çekmek, zartayı çekmek, mortlamak
    • "Şerefli insanlar olarak yaşayacak, şerefli insanlar olarak öleceğiz." (Esat Mahmut Karakurt)
  2. Bitki, solmak
    • "Bu çiçekler dayanmaz, çabuk ölür."
  3. [mecaz] Bazı sebeplerle çok sıkıntı veya acı çekmek
  4. [mecaz] Değerini, geçerliğini, gücünü yitirmek, kullanılmamak
    • "Bu usul öldü artık."
GELME

  1. [isim] Gelmek işi
    • "Ne söylense duyulur bir ürperme sesinde / Neden hayır olmasın üç beyin gelmesinde" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. [sıfat] Gelmiş olan
    • "Avrupa'dan gelme bir televizyon."
  3. [sıfat] Eğitim alma
    • "İyi aileden gelme çocuk."
  4. [fizik] Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi
ELMEK

Kelime Kökeni: (elektronik mektup'tan)

  1. [isim, bilişim] Bakınız elektronik posta
HELME

Kelime Kökeni: Arapça helīme

  1. [isim] Fasulye, pirinç, buğday vb. taneler kaynatıldığında nişastanın çökelmesiyle oluşan koyu sıvı
  2. Bazı bitkilerin kök, çiçek ve tohumlarında bulunan koyu kıvamlı madde
BÖLME

  1. [isim] Bölmek işi
  2. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer
    • "Sedirin olduğu bölmeyi basma bir perdeyle odadan ayırdı." (Lâtife Tekin)
  3. Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde
    • "Ortadan ayrılan bir bölmeyle de diğer nısfında Bora Reis yatıyordu." (Nâzım Hikmet)
  4. [ağızlardan] Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk
  5. [denizcilik] Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler
  6. [mantık] Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi
  7. [matematik] Bir sayının içinde başka bir sayının kaç defa bulunduğunu belirlemek için başvurulan işlem
    • "Bu bakımdan toplama işleminin düşünüldüğü her yerde bir bölme işleminden de söz etmek gerekir." (Utku Özmakas)
İLMEK

  1. [isim] İpe halka şekli verilerek yapılan düğüm; ilmik, din (IV)
    • "Kazak ördüm ağladım / İlmek ilmek bağladım" (Halk türküsü)
DİLME

  1. [isim] Dilmek işi
  2. Dört köşe uzunlamasına kesilmiş ağaç
    • "Kapı, pencereden başka tavanlık tahta, tabanlık dilme, çatılık direk hazır." (Fakir Baykurt)
YELME

  1. [isim] Yelmek işi
  2. Yırtmaçlı zırh
SİLME

  1. [isim] Silmek işi
    • "Taşlarımız öyle güzel parlardı ki o parlaklığı görme uğruna bütün gün sürekli silmeyi bile düşündüğüm olurdu." (Ayla Kutlu)
  2. [zarf] Ağzına kadar; sıvama, lebalep
    • "Kadehini silme dolduruyor yeniden." (Erhan Bener)
  3. [sıfat] Ağzına kadar dolu olan, tepeleme olmayan
  4. [zarf] Baştan aşağı, tam olarak, tamamen
    • "O çağlarda saraylar, konaklar, yalılar silme cariyedir." (Salâh Birsel)
  5. [mimarlık] Duvar, tavan, pencere kenarı, kemer vb. yerlerde yapılan, düz veya yuvarlak şekillerden meydana gelen kabartma kenar
GÜLME

  1. [isim] Gülmek işi; hande
    • "Turist Ömer gülmeyi unutmamış, horlandıkça iyimserliği pekişmiş bir kesimin simgesidir, lümpenin çaresizliğidir." (Selim İleri)
  2. Bakınız kahkaha
    • "Leylâ, çayırın öbür ucuna kaçarak içinden gelen gülmeleri bastırmaya çalışır." (Salâh Birsel)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü